28 Aralık 2011 tarihinde Şırnak’ın Uludere ilçesi kırsalında insansız hava araçlarının tespit ettiği ve teröristler olduğu düşünülerek düzenlenen hava harekatında 34 kişi hayatını kaybetti. Resmi kayıtlara göre olay, sınır hattında artan terör tehdidi algısı ve yanlış istihbarat değerlendirmesi sonucu meydana geldi. Dosya, yıllar süren idari ve hukuki süreçlerin ardından kapandı.
ULUDERE OLAYININ ARKA PLANI
Uludere hattı, yıllardır hem terör örgütü PKK’nın sızma girişimlerine hem de usulsüz sınır ticareti ve kaçakçılığa sahne olan bir bölge. 2011 yılı sonunda güvenlik birimleri, Irak kuzeyinden Türkiye’ye yönelik terör tehdidinin arttığına dair yoğun istihbarat raporları aldı. Devletin güvenlik mimarisi, bu dönemde sınır hattında en küçük hareketliliği dahi potansiyel tehdit olarak değerlendirmek durumunda olduğu bir durumdaydı. Uludere’deki hareketlilik de bu çerçevede ele alındı.
28 ARALIK 2011 GECESİ NE OLDU?
İnsansız hava araçları ve kızılötesi cihazlar tarafından tespit edilen bir grubun, sınırdan Türkiye’ye doğru ilerlediği değerlendirildi. Güvenlik zinciri içinde yapılan analizlerde, grubun terör örgütü mensubu olabileceği kanaati oluştu. Bu değerlendirme üzerine hava harekatı kararı alındı. Operasyon sonrası, vurulan grubun PKK’lılar değil, sivillerden oluştuğu belirtildi. Devlet, olayın kasıt değil, yanlış istihbarat ve değerlendirme sonucu meydana geldiğini açıkladı.
RESMİ AÇIKLAMALARDA NE SÖYLENDİ?
Türk Silahlı Kuvvetleri ve hükümet yetkilileri, olayın ardından yaptıkları açıklamalarda terörle mücadele koşullarına dikkat çekti. Açıklamalarda, sınır hattının yüksek risk taşıdığı, kararların mevcut istihbarat verilerine dayanarak alındığı ve sivillerin bilinçli şekilde hedef alınmasının söz konusu olmadığı vurgulandı. Devlet, hayatını kaybedenlerin ailelerine tazminat ödenmesini de bu çerçevede değerlendirdi.
SORUŞTURMA VE YARGI SÜRECİ NASIL İLERLEDİ?
Soruşturma süreci, sivil ve askeri yargı arasındaki yetki tartışmalarıyla ilerledi. Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı dosyada görevsizlik kararı verdi ve dosya askeri yargıya gönderildi. Yapılan incelemelerde, “kasten öldürme” suçuna dair delil bulunmadığı sonucuna varıldı. Soruşturma, operasyonel hata ve istihbarat yanılgısı çerçevesinde değerlendirildi.
TBMM RAPORU NE DEDİ?
Türkiye Büyük Millet Meclisi İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu tarafından hazırlanan raporda, olayın bilinçli bir saldırı olmadığı kanaatine varıldı. Raporda, güvenlik birimlerinin terör tehdidi altında karar aldığı, ancak istihbarat zincirinde ciddi zaaflar bulunduğu ifade edildi. Rapora göre kasıt tespit edilmedi, ancak benzer olayların yaşanmaması için yapısal tedbirler önerildi.
AYM VE AİHM SÜRECİNDE NE OLDU?
Ailelerin bireysel başvuruları Anayasa Mahkemesi ve ardından Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi gündemine taşındı. AİHM, başvuruyu iç hukuk yollarının usulüne uygun tüketilmediği gerekçesiyle kabul edilemez buldu. Bu karar, dosyanın uluslararası hukuk boyutunda da kapanmasına yol açtı.
BUGÜN DOSYA HANGİ NOKTADA?
Hukuki açıdan dosya kapanmış durumda. Devlet nezdinde olay, kasıt içermeyen bir güvenlik zafiyeti olarak kayıtlara geçti. Siyasi ve toplumsal tartışma ise her yıl 28 Aralık’ta yeniden alevleniyor. Dosya, yargıdan çok kamuoyu vicdanında tartışılmaya devam ediyor.
SIK SORULAN SORULAR
Uludere olayı kaç kişi hayatını kaybetti?
Resmi kayıtlara göre olayda 34 kişi yaşamını yitirdi.
Uludere neden Roboski olarak anılıyor?
Olayın yaşandığı bölge, Uludere’ye bağlı Ortasu köyünün Kürtçe adı olan Roboski olarak biliniyor.
Devlet olayı nasıl tanımlıyor?
Resmi değerlendirmelerde olay, yanlış istihbarat ve hatalı değerlendirme sonucu meydana gelen bir operasyonel hata olarak tanımlanıyor. Bu durum terörle mücadelede refleksif davranışların ne kadar kritik olduğunu gözler önüne seriyor.