Türkiye’de zaman ölçümünde birlik sağlanması amacıyla hazırlanan Uluslararası Takvim ve Saatin Kabulü Hakkında Kanun, 26 Aralık 1925’te Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde kabul edildi. Düzenleme ile birlikte miladi takvim ve 24 saat esasına dayalı uluslararası saat sistemi resmen benimsendi. Kanun, 1 Ocak 1926 tarihinden itibaren yürürlüğe girerek Türkiye’de günlük yaşamdan resmi işlemlere kadar tüm alanlarda yeni zaman ölçütlerinin kullanılmasının önünü açtı.
FARKLI TAKVİM VE SAAT UYGULAMALARI SONA ERDİ
Osmanlı Devleti döneminde hicri ve rumi takvimler ile “alaturka saat” sistemi kullanılıyordu. Gün batımına göre ayarlanan bu saat sistemi ve birden fazla takvimin eş zamanlı kullanılması, resmi işlemler ve günlük yaşamda karışıklıklara yol açıyordu. Özellikle ticaret, ulaşım, diplomasi ve devlet yazışmalarında zaman uyumsuzlukları ortaya çıkıyordu.
MİLADİ TAKVİM VE 24 SAATLİK SİSTEM BENİMSENDİ
Kabul edilen kanunla birlikte miladi takvim esas alındı ve günün gece yarısında başlayacağı 24 saatlik uluslararası saat sistemi yürürlüğe girdi. Böylece tarih ve saat hesaplamalarında tek bir standart oluşturuldu. Yeni sistem, uluslararası uygulamalarla uyumlu olacak şekilde düzenlendi.
UYGULAMA 1 OCAK 1926’DA BAŞLADI
Kanunun kabul edilmesinin ardından yapılan hazırlıklarla birlikte düzenleme, 1 Ocak 1926 tarihinden itibaren uygulanmaya başlandı. Resmi belgeler, ulaşım tarifeleri, çalışma saatleri ve ticari işlemler yeni takvim ve saat sistemine göre yeniden düzenlendi.
GÜNLÜK YAŞAM VE KAMU YÖNETİMİNDE DÜZENLEME SAĞLANDI
Uluslararası takvim ve saat sisteminin kabulü, Cumhuriyet’in ilk yıllarında gerçekleştirilen hukuki ve idari düzenlemeler arasında yer aldı. Eğitimden ekonomiye, kamu yönetiminden sosyal yaşama kadar birçok alanda ortak zaman anlayışı oluşturuldu. Böylece Türkiye, zaman ölçümünde uluslararası standartlarla uyumlu hale geldi.