Türkiye Barolar Birliği Başkanı Erinç Sağkan, yeni adli yılın açılışında yaptığı konuşmada terörün sona erdirilmesi ve toplumsal bütünleşme hedefi kapsamında yürütülen sürece ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Sağkan, sürecin yalnızca silahların susması olarak değil, demokratik hukuk devletinin güçlendirilmesi ve toplumsal bütünleşmenin hukuk aracılığıyla sağlanması olarak ele alınması gerektiğini söyledi.
“TARİHSEL BİR İMKAN”
Sağkan, yaklaşık 40 yıldır devam eden terör sürecinin yalnızca can kayıplarına değil, demokrasi ve hukuk pratiğinde de derin krizlere yol açtığını belirtti. Sağkan konuşmasında şu ifadeleri kullandı:
“Terörün ülkemiz gündeminden çıkarılması ve toplumsal bütünleşmenin sağlanmasına yönelik iradenin; çatışma ve ihtilafların hukuk yoluyla geride bırakılabilmesi bakımından tarihsel bir imkan olduğunu belirtmek gerekir. Zira yaklaşık kırk yıldır devam eden terör süreci, yalnızca şehitlerimiz ve sivil kayıplarımız gibi korkunç sonuçlarıyla değil; aynı zamanda demokrasimizde ve hukuk pratiğimizde de derin krizlere yol açmasıyla bu yönde belirleyici olmuştur.”
Sağkan, terörle mücadele gerekçesiyle kamusal yetkilerin genişletildiğini ve olağanüstü uygulamaların zamanla kurumsallaştığını ifade etti.
“Terörle mücadele gerekçesiyle kamusal yetkiler alabildiğine genişletilmiş; olağanüstü hallerle başa çıkmanın yöntemleri kurumsallaştırılarak adeta olağanlaştırılmıştır. Yine aynı dönemde suç kavramının anlamı da değişmiştir. Siyasi, ekonomik, toplumsal ve çevresel alanları içine alan çok daha geniş bir tehdit ve tehlike anlayışı ceza hukukunun merkezine yerleşmiş; böylelikle olağanüstü önlemler almak ve güç kullanmak daha kolay meşrulaştırılmıştır.”
“MESELE SADECE SİLAHLARIN SUSMASI DEĞİL”
TBB Başkanı Sağkan, önceliğin yalnızca silahların susması olarak görülmemesi gerektiğini vurguladı. Sağkan, “Bugün önümüzde duran meselenin silahların susması olarak görüldüğü kadar, demokratik hukuk devletinin tam manasıyla inşası ve toplumsal bütünleşmenin hukuk aracılığıyla tesisi olarak görülmesi gerektiğini önemle belirtmek isterim.” dedi. Hukukun üstünlüğünün devletin kendi koyduğu kurallara bağlı kalması anlamına geldiğini belirten Sağkan, yargı bağımsızlığının da bunun temel göstergelerinden biri olduğunu söyleyerek, “Dünyanın içinde bulunduğu hal, yaşanan büyük acılar, savaşlar ve adaletsizlikler evrensel hukuka bağlılığın samimiyetini her defasında yeniden sınamaktayken; insanlığın ortak vicdanının yaralandığı bu dönemde sınanan yalnızca milyonlarca masum değil, İkinci Dünya Savaşı’nın küllerinden ‘Bir daha asla!’ cümlesiyle kurulan uluslararası hukuk düzeninin bizzat kendisidir” ifadelerini kullandı.
“KURUMSAL BİRİKİMİMİZLE KATKI SUNMAYA HAZIRIZ”
Sağkan, Türkiye Barolar Birliği olarak TBMM çatısı altında kurulan komisyonda görüş ve önerilerini sunduklarını ve bunların bir bölümünün komisyon raporuna yansıdığını belirtti. TBB Başkanı, bundan sonraki süreçte de katkı sunmaya hazır olduklarını şu sözlerle açıkladı:
“Türkiye Barolar Birliği olarak Yüce Meclis çatısı altında kurulan komisyonda görüş ve önerilerimizi ifade etme şansı bulmuştuk. Bunların bir bölümünün komisyon raporuna yansıdığını da gördük. Bundan sonraki aşamada da ulus-devlet anlayışı ve üniter yapı içerisinde kalıcı toplumsal bütünleşmenin hukukun güvencesi altında tesisi için kurumsal birikimimizle katkı sunmaya hazır olduğumuzu önemle belirtmek isterim.”
“İKTİDAR DA HANGİ SINIRLAR İÇİNDE TUTULDUĞUNA BAKILMALI”
Sağkan, konuşmasında hukukun üstünlüğü ve yargı bağımsızlığı vurgusunu da öne çıkardı.
“Hukukun üstünlüğü, devletin hukuk üretme kudretinden önce, kendi koyduğu hukuka bağlı kalabilme iradesini ifade eder. Hukukun üstünlüğünün başat göstergesi, yurttaşa hangi kuralların konulduğu kadar, iktidarın da hangi sınırlar içinde tutulduğudur. Devletin kendi gücüne hukuk eliyle sınır çizebilmesi, demokratik düzenin en ileri olgunluk ölçülerinden biridir. Bunun en önemli göstergesi ise, bağımsız yargının kararlarına riayettir.” ifadelerini kullandı. Sağkan, Türkiye'nin demokratik kültürünün, hukuk ve yargı düzeninin güçlendirilmesini temel görevlerden biri olarak gördüklerini belirterek, “Bu kürsüden hukukun üstünlüğü ve yargı bağımsızlığı bakımından yanlış gördüğümüz uygulamaları da konuşmayı, adaletin sorunlarını erklerin huzurunda dile getirmeyi bir sorumluluk olarak görüyoruz.” dedi.
“TUTUM, EKSİKSİZ DEMOKRASİYLE ANLAM KAZANIR”
Uluslararası hukuk ve insancıl hukuk vurgusu da yapan Sağkan, Türkiye'nin uluslararası alanda savunduğu hukuk anlayışının kendi hukuk sistemindeki uygulamalarla güç kazanacağını belirtti. Sağkan, “Uluslararası insancıl hukuku ve barışı savunmak, bu kapsamda etkili rol alabilmek —az önce de ifade ettiğim üzere— tarih önünde kayda değer bir duruş olmakla birlikte; bu tutum, kendi hukuk sistemimizi tam anlamıyla bağımsız bir yapıya büründürmek, evrensel hukuk kurallarına tam riayet etmek ve eksiksiz demokrasiyle anlam kazanır.” ifadelerini kullandı. Sağkan, sözlerini şu değerlendirmeyle tamamladı:
“Çünkü bir devletin dünyaya hukuk adına söylediği söz, en büyük gücünü o devletin kendi hukukuna sadakatinden ve demokrasisinin eksiksiz işleyişinden alır.”




