KCK tarafından servis edilen metinde, Şam yönetimi adına hareket eden güçlere karşı yürütülen silahlı faaliyetler “direniş” olarak nitelendirilirken, Halep’in Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallelerindeki gelişmeler üzerinden etnik temelli bir kışkırtma dili kullanıldı. Açıklamada, yaşanan çatışmaların kasıtlı biçimde Kürt-Arap gerilimine dönüştürülmek istendiği iddia edilerek, örgüt tabanının mobilize edilmeye çalışıldığı görüldü.
Terör örgütü açıklamasında, Suriye’de müzakere ve diyalog süreçlerinin sürdüğü bir dönemde çatışmaların başlamasının “stratejik bir planın parçası” olduğu ileri sürüldü. Ancak kullanılan dil, doğrudan silahlı mücadeleyi meşrulaştırmaya ve sahadaki gerilimi tırmandırmaya yönelik çağrılar içermesiyle dikkat çekti.
TÜRKİYE'Yİ HEDEF ALDI
KCK, açıklamasında Türkiye’yi de hedef alarak Ankara’nın Suriye sahasındaki etkisini eleştiren ifadeler kullandı. Türkiye’nin yapıcı rol üstlenmesi gerektiğini savunan örgüt, buna rağmen kendi söyleminde açık biçimde silahlı direnişi teşvik eden bir tutum sergiledi.
Açıklamanın en dikkat çeken bölümünde ise, “Kobani ruhu” vurgusuyla Kürdistan’ın dört parçası ve yurt dışındaki unsurlara seferberlik çağrısı yapıldı. Bu ifadeler, örgütün Halep’teki gelişmeleri yalnızca yerel bir çatışma olarak değil, bölgesel ölçekte yeni bir mobilizasyon fırsatı olarak gördüğünü ortaya koydu.
Güvenlik çevreleri, KCK’nın bu tür açıklamalarının sahadaki tansiyonu düşürmekten ziyade çatışmayı derinleştirmeyi amaçladığına dikkat çekiyor. Özellikle sivillerin bulunduğu alanlar üzerinden yapılan bu çağrıların, Suriye’nin toprak bütünlüğü ve bölgesel istikrar açısından ciddi riskler barındırdığı vurgulanıyor.