Doğu Akdeniz’de sular yeniden ısınıyor. İtalyan enerji devi ENI ve Fransız Total şirketlerinin, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) ile kamuoyundan gizli yeni bir parselasyon anlaşmasına imza attığı ileri sürüldü. Türkiye ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin (KKTC) meşru hak iddia ettiği deniz yetki alanlarının sınır hattında gerçekleşen bu hamle, bölgedeki jeopolitik gerilimi üst seviyeye tırmandırdı. Atılan gizli adımların ardından Türk Dışişleri Bakanlığı ve Deniz Kuvvetleri unsurlarının teyakkuza geçtiği öğrenildi.
GİZLİ ANLAŞMANIN PERDE ARKASI: SİSMİK TARAMA MI, SONDAJ HAZIRLIĞI MI?
Elde edilen bilgilere göre, ENI ve Total’in GKRY ile vardığı mutabakat, Ankara’nın tepkisini çekmemek adına son derece sessiz bir diplomatik trafikle yürütüldü. Anlaşmanın hemen ardından, söz konusu parsellerde "araştırma gemisi" maskesi altında yoğun bir sismik tarama faaliyetine başlandığı bildirildi.
Uluslararası kaynaklar, yürütülen bu faaliyetin masum bir bilimsel araştırma olmadığını, aksine önümüzdeki dönemde başlatılması planlanan büyük ölçekli bir doğalgaz sondaj çalışmasının lojistik ve teknik altyapısını hazırlamayı amaçladığını iddia ediyor. Sismik verilerin toplandığı bölgenin, Türkiye’nin Birleşmiş Milletler’e bildirdiği kıta sahanlığı sınırına adeta "sıfır" noktasında bulunması ise niyetin çok daha stratejik olduğunu gözler önüne seriyor.
ANKARA’NIN RADARINDA: NAVTEX KRİZİ KAPIDA
Güney Kıbrıs’ın tek taraflı hamlelerini ve çok uluslu enerji şirketlerinin sınır ihlali potansiyeli taşıyan faaliyetlerini yakından takip eden Türk dışişleri ve savunma kaynakları, bölgeyi 7/24 esasıyla radara aldı. Türkiye’nin ve KKTC’nin haklarını gasp etmeye yönelik hiçbir "oldubittiye" izin verilmeyeceği Ankara kulislerinde sert bir dille vurgulanıyor.
Denizcilik ve diplomasi uzmanları, Türkiye’nin kendi kıta sahanlığını korumak adına önümüzdeki günlerde karşı hamle yapabileceğini belirtiyor. Bu kapsamda, Türk Deniz Kuvvetleri Hidrografi ve Seyir Dairesi tarafından yeni bir Navtex (Denizcilere Duyuru) ilan edilmesi bekleniyor. Olası bir Navtex ilanı ve bölgeye Türk sondaj ya da sismik araştırma gemilerinin (Abdülhamid Han, Yavuz veya Fatih) eskort eşliğinde gönderilmesi, Doğu Akdeniz’de yeni bir deniz yetki alanı krizinin fitilini ateşleyebilir.
ULUSLARARASI HUKUK VE EGEMENLİK HAKLARI ÇATIŞIYOR
GKRY’nin Kıbrıs Adası’nın tamamını temsil ediyormuş gibi hareket ederek tek taraflı Münhasır Ekonomik Bölge (MEB) ilan etmesi ve buraları batılı şirketlere parsellemesi, uluslararası hukukun açık bir ihlali olarak değerlendiriliyor. Türkiye, adanın doğal kaynaklarında Kıbrıs Türk halkının da eşit haklara sahip olduğunu savunurken, kendi kıta sahanlığı sınırları içindeki egemenlik haklarından da taviz vermeyeceğini her platformda yineliyor.
ENI ve Total’in arkasına İtalya ve Fransa gibi Avrupa Birliği (AB) güçlerini alarak giriştiği bu son gizli operasyonun, Doğu Akdeniz’deki kırılgan dengeleri nasıl etkileyeceği ise önümüzdeki günlerde Ankara’nın atacağı somut adımlarla netleşecek.




