Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Başbakanı Ünal Üstel, Avrupa Komisyonu’nun 2026 Türkiye Raporu’ndaki Kıbrıs değerlendirmelerine karşı çıkarak Türkiye ile planlanan enerji bağlantılarını, Maraş açılımını ve iki devletli çözüm yaklaşımını savundu. Üstel, raporun Kıbrıs Türk halkının haklarını gözetmediğini ileri sürdü.
Türkiye’nin Kıbrıs politikasının ve KKTC’nin egemenlik haklarının hedef alındığını belirten Üstel, “Kıbrıs Türk halkının egemenliği, güvenliği ve geleceği AB’nin siyasi raporlarına teslim edilemez” dedi.
ÜSTEL AB RAPORUNDAKİ ENERJİ ELEŞTİRİLERİNE KARŞI ÇIKTI
Türkiye ile KKTC arasında planlanan Anamur-Teknecik doğal gaz boru hattına yönelik değerlendirmeleri eleştiren Üstel, enerji güvenliğini güçlendirecek projelerin Rum yönetiminin onayına bağlanmasını kabul etmediklerini söyledi.
Üstel, Türkiye’den getirilen suyun Kıbrıs Türk halkı açısından taşıdığı öneme işaret ederek doğal gaz ve elektrik bağlantılarının da stratejik nitelikte olduğunu belirtti. Projelerin KKTC’nin ekonomik kalkınmasına katkı sağlayacağını ifade etti.
AB’nin Rum yönetiminin enerji girişimlerini desteklerken KKTC’nin projelerine karşı çıkmasını çifte standart olarak nitelendiren Üstel, enerji alanındaki iş birliğinin Türkiye ile dayanışma içinde sürdürüleceğini vurguladı.

TÜRKİYE'NİN GARANTÖRLÜĞÜNÜN VAZGEÇİLMEZ OLDUĞUNU SÖYLEDİ
Raporda Türkiye’nin adadaki askeri varlığının eleştirilmesine de karşı çıkan Üstel, Türkiye’nin etkin ve fiili garantörlüğünün Kıbrıs Türk halkının güvenliği için vazgeçilmez olduğunu söyledi.
Üstel, Türk askerinin varlığını güvenliğin temel güvencelerinden biri olarak gördüklerini belirtti. Kıbrıs Türk halkının geleceğine yönelik kararların, kendi özgür iradesiyle alınması gerektiğini kaydetti.
MARAŞ'TAKİ ADIMLARIN MÜLKİYET HAKLARIYLA DEĞERLENDİRİLMESİNİ İSTEDİ
Maraş konusunda AB’nin yalnızca Rum tarafının taleplerini esas aldığını savunan Üstel, yaklaşımı reddettiklerini ifade etti. Üstel, KKTC’nin attığı adımların uluslararası hukuk ve mülkiyet hakları çerçevesinde ele alınması gerektiğini söyledi.
İki devletli çözüm yaklaşımına yönelik eleştirilere de tepki gösteren Üstel, adada iki ayrı halkın ve yönetimin bulunduğunu belirtti. Kıbrıs Türk halkının Rum yönetiminin azınlığı olmadığını vurgulayan Üstel, egemen eşitlik ve eşit uluslararası statünün sürdürülebilir çözümün temeli olduğunu savundu.
ÜSTEL BM VE AB'NİN GEÇMİŞTEKİ TUTUMUNU ELEŞTİRDİ
Üstel, açıklamasında BM ve AB’nin Kıbrıs meselesindeki geçmiş kararlarına da değindi. 1963’te ortaklık yapısının silah zoruyla bozulduğunu ve Kıbrıs Türklerinin devlet kurumlarından dışlandığını belirterek uluslararası toplumun tutumunu eleştirdi.
BM Güvenlik Konseyinin 186 sayılı kararıyla Rum yönetiminin adanın meşru hükümeti olarak muhatap alınmasını tarihsel adaletsizliğin dönüm noktalarından biri olarak nitelendirdi.
2004’teki Annan Planı referandumunu da hatırlatan Üstel, Kıbrıs Türklerinin kabul, Rumların ise ret oyu vermesine rağmen Rum yönetiminin bütün adayı temsilen AB’ye alındığını söyledi. Üstel, AB ve BM’ye Kıbrıs Türk halkına yönelik izolasyonları ve eşitsiz muameleyi sorgulama çağrısı yaptı.





