Hukukçu ve yazar Dr. Bilal Tanrıverdi, istihbarat faaliyetlerinin değişen niteliğini ve teknolojik dönüşümün güvenlik alanına etkilerini değerlendirdi. Tanrıverdi, terörizmle mücadeleden insan istihbaratına, blockchain ve siber istihbarattan yapay zekâya kadar genişleyen istihbarat faaliyetlerinde güvenlik ihtiyacı ile temel haklar arasında dengeli bir yaklaşım kurulması gerektiğini ifade etti.

Tanrıverdi, istihbaratın yalnızca gizli bilgi toplama olarak ele alınmasının yetersiz kaldığını belirterek, elde edilen bilginin hangi yöntemle toplandığı, nasıl işlendiği, kimlerle paylaşıldığı ve hangi amaçla kullanıldığının da önem taşıdığını söyledi.

Afyonkarahisar’da yolcu otobüsü devrildi: 22 kişi yaralandı
Afyonkarahisar’da yolcu otobüsü devrildi: 22 kişi yaralandı
İçeriği Görüntüle

"HUKUK, İSTİHBARATIN ÖNÜNDEKİ ENGEL DEĞİL"

İstihbarat ile hukuk arasında belirli bir gerilim bulunmasının doğal olduğunu belirten Tanrıverdi, istihbaratın gizlilik, hız ve önleyicilik; hukukun ise yetki, sınır, gerekçe, ölçülülük ve denetim gerektirdiğini ifade etti.

Bu iki alanın birbirinin karşıtı olmadığını vurgulayan Tanrıverdi, hukukun istihbarat faaliyetlerini engelleyen bir yapı olarak görülmemesi gerektiğini söyledi. Hukukun, kamu gücünün keyfîleşmesini önlediğini ve istihbarat faaliyetlerine meşruiyet kazandırdığını belirten Tanrıverdi, hukuki dayanağı ve denetimi belirsiz faaliyetlerin uzun vadede devlete ve topluma zarar verebileceği uyarısında bulundu.

İSTİHBARATTA ÜÇ TEMEL İLKE

Tanrıverdi, güvenlik ve hukuk arasındaki dengenin kurulmasında kanunilik, meşru amaç ve denetim ilkelerinin belirleyici olduğunu söyledi.

Yetkilerin kapsamının açık ve öngörülebilir kurallara dayanması gerektiğini belirten Tanrıverdi, kullanılan araçlarla ulaşılmak istenen güvenlik amacı arasında gereklilik ve ölçülülük bağı bulunması gerektiğini ifade etti.

Denetimin yalnızca kurum içi mekanizmalarla sınırlı kalmaması gerektiğini kaydeden Tanrıverdi, faaliyetlerin niteliğine göre yargısal, idari ve demokratik denetim mekanizmalarının da işletilmesi gerektiğini belirtti. Kişisel verilerin korunması, veri güvenliği, kayıtların saklanma süreleri ve hukuka aykırı verilerin imhası konusunda da açık kurallara ihtiyaç olduğunu söyledi.

"TERÖRLE MÜCADELE HUKUK DIŞINA ÇIKMAYI GEREKTİRMEZ"

Terörizmle mücadelede istihbaratın saldırı gerçekleştikten sonra faili bulmanın ötesinde, tehditleri önceden tespit etmek açısından önemli olduğunu belirten Tanrıverdi; örgütlerin eleman temini, finansman, lojistik, propaganda ve haberleşme ağlarının ortaya çıkarılmasında istihbaratın kritik rol oynadığını belirtti.

Ancak terörizm kavramının geniş ve belirsiz biçimde yorumlanmasının hak ihlallerine yol açabileceği uyarısında bulunan Tanrıverdi, şiddet içermeyen düşünce açıklamaları ile şiddeti teşvik eden veya terör faaliyeti niteliğindeki eylemlerin hukuken birbirinden ayrılması gerektiğini ifade etti.

Tanrıverdi, "Güvenlik gerekçesi, süresiz ve sınırsız müdahalenin genel anahtarına dönüştürülemez" diyerek, terörle mücadelenin delile, tanımlı yetkiye ve ölçülü müdahaleye dayalı kurumsal kapasiteyle yürütülmesi gerektiğini söyledi.

"İNSAN İSTİHBARATI ÖNEMİNİ KAYBETMEDİ"

Teknolojik imkanların gelişmesinin insan istihbaratının önemini ortadan kaldırmadığını belirten Tanrıverdi, uydu görüntüleri, açık kaynaklar, büyük veri ve yapay zekânın güçlü analiz imkanları sunduğunu ancak insan davranışının niyet, bağlam, güven, korku ve aidiyet gibi boyutlarının yalnızca teknik araçlarla açıklanamayacağını ifade etti.

İnsan kaynaklarının kullanımının ise önemli hukuki ve etik sorumluluklar doğurduğunu belirten Tanrıverdi; kaynak güvenliği, bilgilerin doğrulanması, kötü muamele ve zorlama yasağı ile özel hayatın korunmasının dikkate alınması gerektiğini ifade etti. Tek bir kaynağın bilgisinin mutlak gerçek kabul edilmemesi ve farklı verilerle çapraz doğrulama yapılması gerektiğini vurguladı.

BLOCKCHAİN İSTİHBARATTA NASIL KULLANILABİLİR?

Blockchain teknolojisinin yalnızca kripto varlıklar üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini belirten Tanrıverdi, değiştirilmeye karşı dayanıklı kayıt yapısının işlem zincirlerinin izlenmesi ve verinin bütünlüğünün doğrulanması açısından önemli imkanlar sunduğunu söyledi.

Terörün finansmanı, kara para aklama ve yasa dışı ekonomik ağların incelenmesinde blokzincir analizlerinin önemli izler sağlayabileceğini ifade eden Tanrıverdi, ancak blockchain üzerinde bir adresin tespit edilmesinin tek başına o adresin arkasındaki kişinin suçlu olduğu anlamına gelmeyeceğini vurguladı.

Tanrıverdi, adres ile gerçek kişi arasındaki bağlantının hukuka uygun delillerle kurulması gerektiğini, veri analizinin makul şüphe ve ispatın yerine geçirilemeyeceğini belirtti.

SİBER İSTİHBARATTA YENİ TEHDİTLER

Siber güvenlik alanındaki tehditlerin yalnızca sistemlere izinsiz girişten ibaret olmadığını belirten Tanrıverdi; kritik altyapılara yönelik saldırılar, fidye yazılımları, veri sızıntıları, dezenformasyon kampanyaları, tedarik zinciri açıkları ve dijital casusluğun birbirine bağlı güvenlik sorunları haline geldiğini söyledi.

Enerji, sağlık, ulaşım, finans ve iletişim sistemlerine yönelik saldırıların toplumsal hayatı doğrudan etkileyebileceğini belirten Tanrıverdi, siber saldırıların kaynağının kesin biçimde belirlenmesinin de çoğu zaman zor olduğuna dikkat çekti.

Yanlış isnatların devletler arasındaki gerilimi artırabileceğini belirten Tanrıverdi, teknik bulguların istihbarî, diplomatik ve hukuki verilerle birlikte değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.

"YAPAY ZEKÂ KARAR VERİCİ DEĞİL, KARAR DESTEK ARACI OLMALI"

Yapay zekânın istihbarat faaliyetlerinde büyük miktardaki veri içerisinde örüntüleri ve olağan dışı hareketleri tespit etme kapasitesiyle önemli bir dönüşüm yarattığını belirten Tanrıverdi, görüntü analizi, dil işleme, açık ve gizli kaynak taraması ile siber tehdit tespitinin bu dönüşümün başlıca alanları olduğunu söyledi.

Ancak algoritmaların hukuki ve ahlaki sorumluluk üstlenemeyeceğini vurgulayan Tanrıverdi, eğitim verilerindeki hata ve önyargıların masum kişilerin riskli olarak işaretlenmesine yol açabileceği uyarısında bulundu.

Tanrıverdi, "Yapay zekâ karar verici değil, karar destek aracı olmalı; nihai değerlendirme ve sorumluluk insanda kalmalıdır" dedi.

Yapay zekâ temelli istihbarat sistemlerinde kullanım amacı ve yetki sınırlarının açık biçimde belirlenmesi gerektiğini ifade eden Tanrıverdi, hangi verilerin toplandığı, ne kadar süre saklandığı ve kimlerin erişebildiği gibi konuların denetlenebilir olması gerektiğini söyledi.

Temel hakları etkileyen sonuçlarda insan tarafından yeniden inceleme ve itiraz imkanının bulunması gerektiğini belirten Tanrıverdi, kamu kurumları ile özel şirketler arasındaki sorumluluk paylaşımının da açık şekilde düzenlenmesi gerektiğini kaydetti.

"ASIL MESELE DAHA FAZLA VERİ TOPLAMAK DEĞİL"

Kitabıyla okuyucuya vermek istediği temel mesajı da paylaşan Tanrıverdi, istihbaratın modern devlet ve toplum güvenliği açısından vazgeçilmez olduğunu ancak gücünün sınırsızlıktan değil, doğru bilgi üretmekten, hukuka bağlılıktan ve denetlenebilirlikten kaynaklandığını ifade etti.

Güvenlik ile insan haklarının birbirini yok eden iki seçenek olarak görülmemesi gerektiğini belirten Tanrıverdi, kalıcı güvenliğin hukuk devleti ilkeleri korunarak sağlanabileceğini söyledi.

Tanrıverdi, gelecekte asıl meselenin daha fazla veri toplamak değil, elde edilen veriyi hukuka uygun, ölçülü ve vicdanlı biçimde değerlendirmek olduğunu vurguladı.

DR. BİLAL TANRIVERDİ'NİN KİTABI

Dr. Bilal Tanrıverdi'nin Yetkin Yayınları tarafından yayımlanan "İstihbarat: Hukuki Açıdan Terörizimle Mücadele, İnsan İstihbaratı, Blockchain, Siber İstihbarat ve Yapay Zekâ" adlı kitabı Aralık 2024'te yayımlandı. Eser 280 sayfadan oluşuyor.

Tanrıverdi, uluslararası hukuk, istihbarat hukuku, terörizmle mücadele, siber güvenlik, blockchain, yapay zekâ ve dijital haklar gibi hukuk ile güncel toplumsal meselelerin kesiştiği alanlarda çalışmalarını sürdürüyor.

Muhabir: Yalçın Taşbaşı