Kilo verme sürecini başarıyla tamamlayan bazı kişiler, aradan çok geçmeden verdikleri kiloları yeniden alabiliyor. Bu durum çoğu zaman irade eksikliğiyle ilişkilendirilse de kilo kaybının ardından vücutta meydana gelen fizyolojik değişimler de süreci etkileyebiliyor. Diyetisyen Ayça Doğandemir, Türkinform muhabiri Almila Kerküklü’ye verdiği özel röportajda, kilo kaybından sonra yaşanan hızlı kilo artışının yalnızca “irade” kavramıyla açıklanamayacağını belirtti.

Doğandemir, enerji ihtiyacındaki azalma, kas kaybı, iştah mekanizmalarındaki değişiklikler ve eski yaşam alışkanlıklarına dönüşün, verilen kiloların korunmasını zorlaştırabileceğini ifade etti.

VÜCUT GERÇEKTEN ESKİ KİLOSUNU HATIRLIYOR MU?

Kilo verdikten sonra yeniden kilo alınması, halk arasında sıklıkla “vücudun eski kilosunu hatırlaması” şeklinde yorumlanıyor. Ancak bu ifadeyi bilimsel anlamda tek başına bir hafıza mekanizması olarak değerlendirmek doğru değil.

Diyetisyen Ayça Doğandemir, bu durumun metabolik adaptasyon, iştahı düzenleyen mekanizmalar, vücut kompozisyonu ve geçmiş yaşam alışkanlıklarının ortak etkisiyle açıklanabileceğini söyledi.

Doğandemir, “Halk arasında buna ‘vücudun eski kilosunu hatırlaması’ denebiliyor. Bilimsel açıdan ise bunu tek bir hafıza mekanizması yerine farklı fizyolojik ve davranışsal etkenlerin birleşimi olarak düşünmek daha doğru olur” ifadelerini kullandı.

KİLO AZALDIKÇA ENERJİ İHTİYACI DA DEĞİŞİYOR

Vücut ağırlığı düştüğünde kişinin günlük enerji ihtiyacı da önceki döneme göre azalabiliyor. Dolayısıyla kilo verme sürecinden önceki beslenme düzenine geri dönülmesi, vücudun ihtiyaç duyduğundan daha fazla enerji alınmasına ve yeniden kilo artışına yol açabiliyor.

Kişinin kilo vermeden önceki vücudu ile kilo verdikten sonraki vücudunun enerji ihtiyacı aynı olmayabiliyor. Bu nedenle hedef kiloya ulaşılması, beslenme düzeninin tamamen bırakılabileceği anlamına gelmiyor.

Doğandemir’e göre kilo verme döneminin ardından kişinin yeni vücut ağırlığına ve yaşam düzenine uygun bir koruma planı oluşturması önem taşıyor.

ÇOK KISITLAYICI DİYETLER KAS KAYBINA YOL AÇABİLİYOR

Hızlı sonuç almak amacıyla uygulanan ciddi ve kontrolsüz kısıtlamalar, yağ dokusunun yanında kas kaybına da neden olabiliyor. Kas kütlesindeki azalma ise enerji harcamasını olumsuz etkileyerek verilen kiloların korunmasını güçleştirebiliyor.

Diyetisyen Doğandemir, özellikle hızlı ve ciddi kısıtlamalarla kilo verilmesi durumunda kas kaybının dikkate alınması gerektiğini vurguladı. Kısa sürede tartıda görülen düşüş, her zaman sağlıklı ve sürdürülebilir bir kilo kaybı anlamına gelmiyor.

Bu nedenle kilo verme sürecinin yalnızca tartıdaki rakama odaklanılarak değil, kişinin vücut kompozisyonu ve yaşam alışkanlıkları da dikkate alınarak değerlendirilmesi gerekiyor.

AÇLIK VE TOKLUK DENGESİ DEĞİŞEBİLİYOR

Kilo kaybının ardından açlık ve tokluk mekanizmalarında yaşanan değişiklikler, bazı kişilerin daha sık acıkmasına veya porsiyon kontrolünde zorlanmasına neden olabiliyor. Bu süreç, kişinin beslenme planına bağlı kalmasını ve ulaştığı kiloyu korumasını güçleştirebiliyor.

Doğandemir, kilo kaybı sonrasında ortaya çıkabilen iştah değişimlerinin de sürecin önemli bir parçası olduğunu belirterek, kilo geri alımının her zaman kişinin isteksizliği ya da iradesizliği şeklinde değerlendirilmemesi gerektiğine dikkat çekti.

Bu noktada kişinin kendisini suçlaması yerine kilo artışına neden olan fizyolojik ve davranışsal etkenlerin birlikte ele alınması önem taşıyor.

1 aylık evliliğin ardından korkutan iddialar!
1 aylık evliliğin ardından korkutan iddialar!
İçeriği Görüntüle

ESKİ BESLENME DÜZENİNE ANİ DÖNÜŞ RİSKİ ARTIRIYOR

Kilo verme döneminde uygulanan beslenme ve hareket planının hedef kiloya ulaşıldıktan sonra tamamen bırakılması, yeniden kilo alma riskini artırabiliyor. Özellikle çok kısıtlayıcı diyetlerin ardından eski beslenme alışkanlıklarına aniden dönülmesi, vücut ağırlında hızlı bir artışla sonuçlanabiliyor.

Kilo verme sürecinde geçici kurallar yerine uzun vadede sürdürülebilecek alışkanlıkların oluşturulması, kilo kontrolü açısından daha belirleyici bir rol oynuyor. Günlük yaşamla uyumlu olmayan katı programlar kısa vadede sonuç verse bile uzun dönemde uygulanmakta zorlanılabiliyor.

ASIL BAŞARI VERİLEN KİLOYU KORUYABİLMEK

Diyetisyen Ayça Doğandemir, başarılı kilo yönetiminin yalnızca belirli miktarda kilo vermekle sınırlı olmadığını, verilen kiloların sürdürülebilir alışkanlıklarla korunmasının da sürecin temel bir parçası olduğunu söyledi.

Doğandemir, “Kilo verme döneminde öğrenilen beslenme ve hareket alışkanlıkları, hedef kiloya ulaşıldığında tamamen bırakılmamalı. Koruma dönemi de sürecin bir parçası olarak planlanmalı” değerlendirmesinde bulundu.

Uzmanın açıklamalarına göre kilo kaybının ardından yaşanan hızlı kilo artışı; irade, metabolizma veya beslenme alışkanlıklarından yalnızca biriyle açıklanabilecek basit bir süreç değil. Kalıcı kilo yönetimi için kilo verme ve koruma dönemlerinin birbirini tamamlayan bütüncül bir süreç olarak ele alınması gerekiyor.

Muhabir: Almila Kerküklü