Atheer platformuna röportaj veren Bilal Erdoğan, lise yıllarındaki öğrenci faaliyetlerinden 28 Şubat sürecinin etkilerine, Amerika'daki eğitim hayatından 11 Eylül saldırıları sonrası Müslüman öğrencilerin durumuna kadar geniş bir yelpazede açıklamalarda bulundu. Erdoğan, Harvard ve Dünya Bankası tecrübelerini de paylaştı.

"İDAREYE SORMADAN OKULUN DIŞINDA ETKİNLİK YAPARDIK"

Bilal Erdoğan, İmam Hatip Lisesi'ndeki öğrencilik yıllarında sosyal açıdan aktif olduklarını belirterek şunları söyledi:

"Bizim okuldaki, yani o İmam Hatip Lisesi'nde normal ders ortamlarımızın dışında bizim öğrenciler olarak kendi sosyal bir ortamımız vardı. Yani nasıl diyeyim? Böyle bir kendi teşkilatlanmamız, kendi organizasyonumuz vardı okulda. Kendimiz etkinlikler yapardık, yani idareye sormak bile gerekmeden mesela giderdik okulun dışında birçok öğrencinin katıldığı etkinlik yapardık. Dışarıdan konuşmacılar çağırırdık ve yani okuldaki öğrencilerin hayata hazırlanmasına çok ciddi katkı sağlayan bir organizasyonumuz, girişimimiz vardı okulda. Benim okula başlamamdan bitirdiğim zamana kadar ve benden önce ve benden sonraki yıllarda da var olan, devam eden, hatta bugün dahi okulumuzda devam eden ve öğrencilerin ders dışındaki gelişimlerini devamlı destekleyen, hayatlarında bir şeyleri yapabilir insanlar olmalarını sağlayan bir organizasyonun parçası olması, iletişim yapması, başka insanları okulda ağırlaması, başka okullarla ortak etkinlikler yapması. Şimdi oğlumun yaptığını söylediğim etkinlikleri düşünün. Bunlar gibi çalışmalarımız."

"BİZ BEŞ SINIF OLARAK LİSE SONA BAŞLADIK, BİR SINIF OLARAK MEZUN OLDUK"

İmam Hatip okullarına yönelik siyasi engellemelere değinen Erdoğan, mezuniyet yılında yaşadıkları durumu şu sözlerle ifade etti:

"Bir de benim imam hatip yıllarımda imam hatip okullarıyla ilgili siyasetin yaptığı, yarattığı problemler vardı. İşte başörtülerinin yasaklanması kızları mağdur etti. İşte imam hatip mezunlarının üniversiteye girmesi zorlaştırıldı, erkekleri mağdur etti. Hatta mesela bizim son sınıfta biz beş sınıf olarak lise sona başladık, bir sınıf olarak mezun olduk. Çünkü bütün arkadaşlar okuldan ayrılıp başka okullara gittiler. İmam hatip mezunu olurlarsa üniversiteye giremeyeceklerinden dolayı."

"AMERİKA'YA GİTTİĞİM ZAMAN DOLMUŞ OLARAK GİTTİM"

Amerika'ya gidiş sürecindeki ruh halini ve motivasyonunu anlatan Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti:

"Ben tabii Amerika'ya gittiğim zaman dolmuş olarak gittim. Yani bir sürü kızgınlık, bir sürü motivasyon. 'Niye ülkemde böyle şeyler oluyor? Bu mağduriyetler nasıl giderilecek? Başörtülü kızlarımız, kardeşlerim nasıl yeniden okula gidebilecekler, eğitim hayatlarına nasıl devam edebilecekler, imam hatip okullarının önü yeniden nasıl açılacak?' gibi. Onun için ben hani çok motive olarak, çok böyle 'Yurt dışına gidiyorum ama işte iyi bir eğitim alıp ülkeme dönüp mücadeleyi devam ettireceğim. Babam nasıl devam ediyorsa, annem nasıl devam ediyorsa ben de devam edeceğim.' O şuurla gittiğim için Amerika'da da çok fazla başarılı olmaya odaklandım. Çalışmaya odaklandım."

"11 EYLÜL SONRASI MÜSLÜMANLARA YAPILAN SALDIRILARLA İLGİLİ ÇALIŞMALAR YAPTIK"

ABD'deki sosyal faaliyetlerinden ve 11 Eylül saldırıları sonrasındaki atmosferden bahseden Erdoğan, şunları kaydetti:

"Yine de orada da okul dışı aktivitelerde çok faaldim. Hem Türk Öğrenci Derneği yönetiminde yer aldım, hem Müslüman Öğrenci Derneği yönetiminde yer aldım, hem onun dışında bir sürü gönüllü faaliyet içinde mesela opera salonunda gönüllü yer göstericilik yaptım. İşte halk kütüphanesinde gönüllü çocuklara bakıcılık yaptım. Bunun gibi ders dışı faaliyetlerle yine o sosyalliğimi, normal imam hatipteki sosyalliğimi devam ettirdim. Ve biz Müslüman Öğrenci Derneği olarak kampüste İslam'ı tanıtıcı bir sürü etkinlikler yaptık. Müslüman öğrencileri bir araya getiren bir sürü sosyal faaliyetler yaptık. Tabii ki 11 Eylül de bizim üniversite yıllarımızda gerçekleşti. Amerika'nın 11 Eylül öncesi ve sonrası nasıl değiştiğini yakinen görme fırsatı buldum. Müslüman Öğrenci Derneği yönetiminde olduğumuz için de kampüste 11 Eylül sonrası Müslümanlara yapılan saldırılarla ilgili de diğer sivil toplum kuruluşlarıyla, üniversite yönetimiyle iş birliği yaparak, mesela akşam evine yalnız yürümek zorunda kalacak kız öğrencilere, Müslüman öğrencilere, işte yanına bir eşlik edecek birisini organize etmeye varıncaya kadar çalışmalar yapmış olduk."

"ÜÇ YILDA İKİ BÖLÜM BİTİRMEYİ BAŞARINCA HARVARD ÜNİVERSİTESİ'NE BAŞVURDUM"

Eğitim hayatındaki başarısı ve sonraki süreci değerlendiren Bilal Erdoğan, açıklamasını şu ifadelerle tamamladı:

"Diyebilirim ki o imam hatipteki yaşadıklarımın bana kazandırdıklarıyla aslında çok hedefine odaklanmış ve kararlı bir şekilde Amerika'da eğitim hayatıma başladım. Eğitim hayatında başarılı olunca da, yani üç yılda iki bölüm bitirmeyi başarınca da işte Harvard Üniversitesi'ne başvurmaya karar verdim. Başka iyi üniversitelerle beraber. Dolayısıyla bu eğitimdeki başarılarım, ondan sonra Dünya Bankası'nda iki yıl kadar çalışmam... Hani o dindar ortamdan daha seküler ortama derken, hani imam hatipte belki dindar bir ortam vardı ama ülkede genelde seküler bir ortam olduğu için Amerika'da çok fazla yabancılık çektiğimi de söyleyemem. Ama orada bulunduğum süreçte de oradaki devam ettiğimiz mescitlerin sosyal faaliyetlerine destek olduk. İşte bugün Washington dışındaki Diyanet Center'ın mesela ilk tohumlarının atıldığı dönemde orada ben de dernek içerisinde faaliyetlere destek olanlardan bir tanesiydim. Bugün de aynı şekilde hem yurt dışına giden Türk öğrencilerin oralardaki konaklamaları ve burslandırılmaları ile ilgili hâlâ bugünkü vakıflarımızdan da destek olmaya devam ediyoruz."

Kaynak: HABER MERKEZİ