Yapay Zeka bizi yönlendiriyor mu?

Hepimiz cebimizdeki telefonların bize “hizmet ettiğine” inanmak istiyoruz. Ancak dürüst olalım: Biz ekranları kaydırdıkça, arka planda hiç uyumayan bir göz bizi satır satır izliyor. Yapay zekâ artık yalnızca bir teknoloji değil; her hareketimizi, her beğenimizi, hatta o anki ruh hâlimizi bile takip eden görünmez bir gölge hâline geldi.

Bir düşünelim… Sosyal medyada karşımıza çıkan o video ya da tıkladığımız o haber gerçekten bir tesadüf mü? Algoritmalar, bizi bizden daha iyi tanır hâle geldi. Asıl endişe verici olan ise şu: Bu sistemler sadece hayatımızı kolaylaştırmıyor, aynı zamanda kararlarımızı da yavaş yavaş şekillendiriyor. Üstelik bu durum, kişisel tercihlerimizin çok ötesine geçerek bir ülkenin geleceğini bile etkileyebiliyor.

Donald Trump’ın 2016 yılında kazandığı seçim zaferi bu duruma çarpıcı bir örnek. Cambridge Analytica skandalı patlak verdiğinde, milyonlarca insanın verisinin toplandığı, psikolojik profillerinin çıkarıldığı ve her seçmene korkuları ya da hassasiyetleri üzerinden özel mesajlar yöneltildiği ortaya çıkmıştı. Yani algoritmalar, kimin hangi içerikten etkileneceğini önceden hesaplayabiliyordu. Böylece özgür irademizle verdiğimizi sandığımız oylar, farkında olmadan yazılımların yönlendirdiği bir sürecin parçası hâline gelmişti.

Mahremiyetin bu denli şeffaflaşması yalnızca reklamlardan ibaret değil. Sürekli izlendiğini, profillendiğini ve yönlendirildiğini hisseden birey, zamanla en temel özgürlük duygusunu kaybediyor. “Acaba izleniyor muyum?” kaygısıyla yaşayan bir toplum, yaratıcılığını ve doğallığını yitiriyor. Üstelik bu algoritmaların her zaman adil çalıştığını da kimse garanti edemez. Önyargılı veriler ve hatalı analizler sonucunda, bireyler kolayca kalıplara sokulup etiketlenebiliyor.

Korkup teknolojiden kaçmak bir çözüm değil. Ancak artık “bilinçli kullanıcı” olmak bir tercih değil, bir zorunluluk. Gizlilik ayarlarını okumadan kabul etmek yerine sorgulamak, verilerimizin kimlerin elinde nasıl bir güce dönüştüğünü düşünmek gerekiyor. Teknoloji devlerinden yalnızca hız değil, şeffaflık ve etik bir duruş talep etmek de bu sürecin önemli bir parçası.

Yapay zekâ doğru kullanıldığında güçlü bir asistan olabilir. Ancak kontrolsüz bir gözetmene dönüşmesine izin verilirse, bunun bedeli özgürlüğümüz olur. Teknolojinin hızına ayak uydururken, irademizi korumayı da unutmamak gerekiyor.

*Bu siteye yazılan köşe yazıları Türkinform'un editöryal politikasını yansıtmamaktadır. Köşe yazılarındaki görüşler yalnızca yazarları ilgilendirmektedir.*