Yapay zeka teknolojilerinin hızla yaygınlaşması, yalnızca günlük hayatı değil, çevresel etkileri de beraberinde tartışmaya açtı. Özellikle veri merkezlerinin yüksek enerji ve su tüketimi, “yapay zeka dünyayı ele geçirir mi” sorusunun yanında “dünyadaki su sorunlarının nedeni yapay zeka mı” tartışmasını da gündeme taşıdı. Yaklaşık 30 yıldır sektör içinde yer alan SEO manager Yemliha Toker, TÜRKINFORM muhabiri Yaren Tekin’in sorularını yanıtlayarak yapay zekanın teknik sınırlarını ve altyapısal gerçeklerini anlattı.
"YAPAY ZEKA DÜNYAYI ELE GEÇİREBİLİR Mİ?"
Yapay zekanın insan kontrolünden çıkacağı yönündeki iddiaların gerçekçi olmadığını belirten Yemliha Toker, bu söylemlerin daha çok algıya dayandığını ifade etti. Toker, yapay zekanın teknik kapasitesine ilişkin şu değerlendirmede bulundu:
“Yapay zekanın dünyayı ele geçirmesi teknik olarak mümkün değil. Bu daha çok medya söylemleriyle ve insanların korkularının şişirilmesiyle ortaya çıkan bir algı. Yapay zeka sistemleri arkasında yazılımlar, algoritmalar ve donanımlar var ve bunların tamamı belirli sınırlar içinde çalışmak zorunda. Hesaplama gücü, maliyetler ve donanım kapasitesi bu sistemlerin kontrolsüz biçimde büyümesine zaten izin vermiyor.”
YAPAY ZEKANIN SU TÜKETİMİNE İLİŞKİN ÇARPICI VERİLER
Yapay zeka sistemlerinin su tüketimine ilişkin somut verileri de paylaşan Yemliha Toker, önümüzdeki yıllara dair dikkat çeken rakamlara işaret etti. Toker, yapay zekanın küresel ölçekte su kullanımıyla ilgili beklentileri şu sözlerle aktardı:
“Yapay zeka sistemlerinin su kullanım miktarının 2027 yılında 1,1 milyar metreküpten 6,6 milyar metreküpe çıkması bekleniyor. Bu artış, yalnızca teknolojik gelişimle değil, veri merkezlerinin sayısındaki hızlı artışla da doğrudan bağlantılı.”
İstanbul özelinde yapılan karşılaştırmanın tabloyu daha net ortaya koyduğunu belirten Toker, şu ifadeleri kullandı:
“İstanbul özelinde bakıldığında durum çok daha çarpıcı. İstanbul’un 2023 yılında tükettiği toplam su miktarı yaklaşık 1,1 milyar metreküp. Yapay zekanın 2027’de beklenen 6,6 milyar metreküplük su tüketimi, İstanbul’un yaklaşık 6 yıllık toplam su tüketimine denk geliyor.”
"YAPAY ZEKA NEDEN SU KULLANIYOR?"
Yapay zekanın su tüketimiyle ilişkilendirilmesine de açıklık getiren Toker, bu tüketimin doğrudan yapay zekanın kendisinden değil, altyapıdan kaynaklandığını belirtti. Veri merkezlerinde yüksek işlem gücünün ciddi bir ısı oluşturduğunu ifade eden Toker, soğutma ihtiyacını şöyle anlattı:
“Yapay zekanın çalışabilmesi için ciddi bir donanım gücüne ihtiyaç var. Bu donanımlar sürekli çalıştığı için yüksek ısı ortaya çıkıyor ve bu da soğutma ihtiyacını doğuruyor.”
Veri merkezlerinde yaygın olarak kullanılan evaporatif (buharlaştırmalı) soğutma sistemlerine dikkat çeken Yemliha Toker, bu sistemlerin çalışma prensibini şu sözlerle aktardı:
“Veri merkezlerinde genellikle evaporatif yani buharlaştırmalı soğutma sistemleri kullanılıyor. Sıcak hava suyla temas ettiğinde buharlaşma yoluyla ortam soğutuluyor. Bu sistemler klasik klimalara göre daha verimli olsa da su kullanımı tamamen ortadan kalkmıyor.”
“HER KELİME SU TÜKETİYOR” TARTIŞMASINA YANIT
Son dönemde sosyal medyada sıkça dile getirilen “yapay zekaya yazılan her kelime su tüketiyor, bu yüzden herkesin cevabını bildiği basit sorular sorulmamalı” görüşüne de değinen Toker, bu yaklaşımın gerçeği tam yansıtmadığını ifade etti. Toker, bu konudaki değerlendirmesini şu sözlerle yaptı:
“‘Yapay zekaya yazılan her kelime su tüketiyor, o yüzden basit sorular sorulmamalı’ söylemi biraz bizim Türk halkının nahif bir düşüncesi. Elbette her işlem bir enerji ve altyapı kullanımı gerektirir ama yapay zekaya hiç soru sormazsak dünyadaki su tüketimi ciddi şekilde azalır demek doğru değil.”
“Google aramaları, sosyal medya platformları ve dijital servisler de yıllardır aynı veri merkezleri üzerinden çalışıyor. Yapay zeka bu sistemlerin yalnızca bir parçası. Asıl mesele bireysel kullanım değil, büyük şirketlerin altyapı yatırımları ve sürdürülebilirlik politikalarıdır.”
"SU KAYNAKLARI İÇİN ASIL BELİRLEYİCİ NE?"
Yapay zekanın küresel su kaynakları açısından tek başına belirleyici bir tehdit olmadığını vurgulayan Yemliha Toker, asıl riskin plansız büyüme ve kontrolsüz altyapı yatırımlarından kaynaklandığını ifade etti. Toker, bireysel kullanıcı alışkanlıklarından çok, büyük teknoloji şirketlerinin tercih ve politikalarının belirleyici olduğuna dikkat çekti.
Yemliha Toker, konuyla ilgili değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı:
“Su kaynaklarıyla ilgili riskler yapay zekadan önce de vardı. Yapay zeka bu süreci hızlandırabilir ama tek başına sebep olarak göstermek doğru değil. Asıl mesele, veri merkezlerinin nerelere kurulduğu, hangi soğutma sistemlerinin tercih edildiği ve bu yatırımlar yapılırken sürdürülebilirliğin ne kadar dikkate alındığıdır.”
“Bireysel olarak bir kullanıcının yapay zekaya soru sormasıyla dünyadaki su kaynakları tükenmez. Ancak yüzlerce veri merkezinin plansız şekilde, su stresi yaşayan bölgelerde kurulması ciddi bir risk oluşturur. Burada sorumluluk bireyde değil, bu sistemleri kuran ve işleten büyük şirketlerdedir.”
“Yapay zekayı kullanmayalım, tamamen vazgeçelim gibi bir noktaya gelmek gerçekçi değil. Dünya zaten dijitalleşiyor. Önemli olan bu dönüşümün nasıl yönetildiği. Doğru planlama yapılır, alternatif soğutma teknolojilerine yatırım yapılır ve su kaynakları gözetilirse bu riskler azaltılabilir.”