İşverenlerin çalışanlara tahsis ettiği telefon, tablet ve bilgisayarlar üzerinden yapılan denetimlerin sınırları uzun süredir tartışma konusu olurken, Yargıtay’dan dikkat çeken bir karar geldi. TÜRKİNFORM’a konuşan Avukat Meryem Kavaklı, kararın çalışanların özel hayatının korunması bakımından önemli bir emsal oluşturduğunu belirterek, dijital mahremiyetin iş yerinde de temel bir hak olduğunu vurguladı.
YARGITAY ÇALIŞANIN MAHREMİYETİNİ KORUDU
Karara konu olayda yaklaşık beş yıl boyunca mühendis olarak çalışan bir işçinin, iş sözleşmesinin sona ermesinin ardından kullandığı şirkete ait telefona el konuldu. İşçinin kişisel verilerini silmesine izin verilmezken, özel yazışmalarının incelendiği ve bu içeriklerin işveren tarafından delil olarak kullanıldığı belirtildi.
Yerel mahkeme, işverenin bu davranışının özel hayatın gizliliğini ihlal ettiğine hükmederek işçiyi haklı buldu. İstinaf mahkemesinin de onadığı karar son olarak Yargıtay tarafından hukuka uygun bulundu.
“ŞİRKET MÜLKÜ OLMASI SINIRSIZ YETKİ VERMEZ”
Kararı değerlendiren Kavaklı, işverenlerin sıklıkla düştüğü önemli bir yanılgıya dikkat çekti.
Kavaklı, “Telefonun, bilgisayarın veya tabletin mülkiyetinin işverene ait olması, çalışanın tüm kişisel verilerine sınırsız erişim hakkı vermez. Çalışanın özel yazışmaları, haberleşme özgürlüğü ve özel hayatın gizliliği kapsamında korunmaktadır. İşverenin bu sınırları aşması hukuka aykırı sonuçlar doğurabilir” dedi.
“HUKUKA AYKIRI ELDE EDİLEN DELİLLER GEÇERSİZ SAYILABİLİR”
Yargıtay kararının en önemli yönlerinden birinin delil hukuku açısından ortaya koyduğu ilke olduğunu belirten Kavaklı, hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen verilerin mahkemelerde geçerli kabul edilmeyebileceğini söyledi.
Kavaklı, “Bir çalışanın telefonunu izinsiz inceleyerek elde edilen yazışmalar, içeriği ne olursa olsun hukuka aykırı delil niteliği taşıyabilir. Hukuk sistemi yalnızca sonuca değil, sonuca ulaşma yöntemine de bakar. Bu nedenle özel hayatı ihlal ederek elde edilen veriler birçok durumda yargılamada kullanılamaz” diye konuştu.
“İŞVERENLER TAZMİNAT SORUMLULUĞUYLA KARŞILAŞABİLİR”
Kararın yalnızca iş sözleşmesinin feshi açısından değil, kişilik haklarının korunması bakımından da önemli olduğuna dikkat çeken Kavaklı, işverenlerin ciddi hukuki sorumluluklarla karşılaşabileceğini ifade etti.
“Çalışanın dijital verilerini rızası olmadan incelemek, kişilik haklarına müdahale anlamına gelebilir” diyen Kavaklı, “Bu tür ihlaller maddi sonuçların yanı sıra manevi tazminat yükümlülüğünü de beraberinde getirebilir. Yargıtay’ın bu kararı işverenlere açık bir sınır çizmiştir” değerlendirmesinde bulundu.
“DİJİTAL MAHREMİYET TEMEL BİR HAKTIR”
Teknolojinin çalışma hayatındaki etkisinin her geçen gün arttığını belirten Kavaklı, çalışanların dijital mahremiyetinin de aynı ölçüde korunması gerektiğini söyledi.
Kavaklı, “İş ilişkisi içerisinde bulunmak, çalışanların temel haklarından vazgeçtiği anlamına gelmez. Dijital ortamda yapılan kişisel yazışmalar da en az fiziki hayattaki özel alan kadar hukuk koruması altındadır. Bu karar, çalışan hakları açısından son derece önemli bir emsal niteliği taşımaktadır” ifadelerini kullandı.









