ABD Başkanı Donald Trump, ikinci görev dönemine başladıktan kısa bir süre sonra 20 Ocak 2025'te ABD'nin Paris İklim Anlaşması'ndan çekildiğini duyurmuştur. Bu karar, 27 Ocak 2025 tarihinde BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’e resmi bir mektupla bildirilmiş ve gerekli bir yıllık bekleme süresi tamamlanarak ABD, 27 Ocak 2026 itibarıyla Paris Anlaşması'ndan resmen ayrılmıştır.
Stockholm Çevre Enstitüsü Kıdemli Araştırma Görevlisi Richard J. T. Klein, AA muhabirine yaptığı açıklamada Paris Anlaşması'nın iklim hedeflerine ulaşmak için kritik bir yapı olduğunu vurgulamış, ABD'nin fiilen geçen yıl boyunca sürdürülen çekilme duruşunu resmi olarak da benimsediğini belirtmiştir. Klein, ABD'nin müzakerelerde ve iklim zirvelerinde düşük profilli kalışının bu kararla resmileştirildiğini dile getirmiştir.
ABD'nin çekilme sürecinde anlaşma kapsamındaki sorumlulukları sınırlı tutulmakla birlikte, anlaşma taahhütlerine bağlı olmayan bir yönetimin, iklim eylemleriyle ilgili raporlama ve plan güncellemelerini sunma yükümlülüğünün ortadan kalkacağı ifade edilmiştir. Trump yönetiminin Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi'nden (UNFCCC) çekilmesi durumunda ise yeniden katılımın zorlaşacağına, bunun için Senato onayının gerekeceğine dikkat çekilmiştir.
'SENATO ONAYI GEREKLİDİR' TARTIŞMASI
Klein ayrıca, UNFCCC Sekretaryası'nın finansmanında ABD'nin büyük bir katkısı olduğunu ve bu desteğin azalmasının sekretaryanın faaliyetlerini nasıl etkileyeceğinin belirsiz olduğunu vurgulamıştır. ABD'deki bazı hukuk uzmanları ise Trump'ın tek başına sözleşmeden çekilmesinin mümkün olmadığını, bunun Senato onayı gerektirdiğini belirtmektedir.
Uluslararası iklim mücadelesinde ABD'nin gidip gelmesinin süreci zorlaştırdığına işaret eden Klein, bunun belirsizlik yarattığını, önümüzdeki yönetimin sürece nasıl dahil olacağının kritik olacağını söylemiştir. Ayrıca, ABD'nin çekilmesinin diğer ülkelerin iklim değişikliğine yaklaşımını etkileyebileceği yönünde kaygılar dile getirilmiştir.
MÜZAKERE BLOĞU KAYBEDİLDİ
Klein, ABD'nin Paris Anlaşması'nda bulunduğu dönemlerde Çin gibi büyük ekonomilere iklim politikaları açısından güçlü bir baskı unsuru olduğunu ve Suudi Arabistan gibi ülkelerin de iklim risklerine karşı tutumlarında etki yarattığını belirtmiştir. Bu bağlamda, ABD'nin çekilmesi ile iklim konularında etkin bir uluslararası müzakere bloğunun kaybedildiği değerlendirilmiştir.
Paris Anlaşması kapsamındaki önlemlerin, küresel sıcaklık artışını yaklaşık 1 derece geriye çektiği; anlaşmanın olmaması halinde 4 dereceye varabilecek artışın şu anda 3 derecenin altında tutulduğu vurgulanmıştır. Ancak hedeflerin daha da ilerletilmesi gerekliliği devam etmektedir. ABD'nin ekonomik çıkarları nedeniyle fosil yakıt tüketimini azaltması ve yenilenebilir enerji yatırımlarını sürdürmesinin kendisi için faydalı olacağı, dolayısıyla Paris Anlaşması dışında kalsa bile emisyon azaltma eğiliminin süreceği belirtilmiştir.