Zonguldak 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nde başlayan davada, "iştirak halinde kasten öldürme" suçlamasıyla yargılanan sanıklar cinayeti birbirlerinin üzerine atarken, Ahmet Yılmaz'ın eşi D.D. sanıkların beyanlarını reddederek gerçeğin ortaya çıkarılmasını istedi.
OLAY GÜNÜNE DAİR İTİRAFLAR
Duruşmada söz alan sanık T.Y., olay günü Ahmet Yılmaz ile aynı araçta bulunduğunu ve o dönem hayatını kaybeden B.İ.'nin, Ahmet Yılmaz'ı boğarak öldürdüğünü iddia etti. "18 yıldır vicdan azabı çekiyorum, artık saklayamadım" diyen T.Y., cesedin kaçak bir kömür ocağına bırakıldığını savundu. Bir diğer sanık E.İ. ise ağabeyi B.İ.'yi korumak amacıyla uzun süre sessiz kaldığını belirterek, "Haberlere baksanız ben mafyayım ama gerçekte hurdacıyım" ifadelerini kullandı.
"ÖLÜMÜNÜN ARKASINDA PARA VE HIRSIZLIK ANLAŞMAZLIĞI VAR"
Müşteki D.D. ise sanıkların savunmalarını kurgu olarak nitelendirdi. Ahmet Yılmaz'ın, E.İ. ile arasında mal paylaşımı ve hırsızlık iddiaları nedeniyle husumet bulunduğunu belirten D.D., "Ahmet, E.İ.'yi 'Sizi emniyete şikayet edeceğim' diye tehdit ediyordu. Ölmüş kardeşinin üzerine atıp kurtulmaya çalışıyorlar" diyerek şikayetçi olduğunu dile getirdi.

İTİRAFÇILARIN ÇELİŞKİLİ BEYANLARI
Dava sürecinde tanık olarak dinlenen H.P., soruşturma aşamasında verdiği ifadelerin bir kısmının "kendisini olayın içinde gibi göstermek için" kurguladığını itiraf etti. Mahkeme heyeti, T.Y. ve K.A.'nın tutukluluk hallerinin devamına, E.İ. için ev hapsinin sürmesine, İ.E. hakkında ise yurt dışına çıkış yasağı uygulanmasına karar vererek duruşmayı erteledi.
CİNAYETİN GEÇMİŞİ
Ahmet Yılmaz, 2008 yılında kaybolmuş, 2010 yılında Ulutan Barajı'nda bulunan kemiklerin DNA incelemesiyle kendisine ait olduğu 2012 yılında kesinleşmişti. O dönem takipsizlikle kapatılan dosya, bir suç örgütü davasında alınan yeni ifadelerle yıllar sonra yeniden raftan indirilerek cinayet davasına dönüştü.





