Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, CHP’de Ankara Bölge Adliye Mahkemesi’nin verdiği "mutlak butlan" kararının ardından yaşanan gelişmelere ilişkin dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu. Türkgün Gazetesi’ne konuşan Bahçeli, CHP’de ortaya çıkan ikili yönetim görüntüsünün yalnızca parti içi bir sorun olarak görülmemesi gerektiğini belirterek, bunun Türkiye’nin siyasi istikrarı ve toplumsal huzuru açısından da riskler barındırdığını söyledi.
CHP'DEKİ KRİZ ÇÖZÜMSÜZLÜĞE DÖNÜŞTÜ
Bahçeli, CHP’de mutlak butlan kararıyla başlayan sürecin kısa sürede derinleşerek çözümsüz bir krize dönüştüğünü ifade etti. MHP olarak taraflara diyalog ve uzlaşı çağrısında bulunduklarını ancak bu çağrıların karşılık bulmadığını belirten Bahçeli, parti içindeki çekişmenin çatışmaya, ardından da ayrışmaya zemin hazırladığını savundu.
CHP’de yaşanan gelişmelerin artık parti kurumsallığına zarar veren bir noktaya ulaştığını söyleyen Bahçeli, tarafların ortak bir irade ortaya koyarak partiyi yeniden birlik içinde geleceğe taşıması gerektiğini ancak gelinen aşamada bunun giderek zorlaştığını dile getirdi.
"PARALEL LİDERLİK" SİYASİ GERİLİMİ ARTIRIYOR
CHP tarihinde daha önce de parti içi muhalefet hareketlerinin yaşandığını hatırlatan Bahçeli, mevcut sürecin geçmiş örneklerden farklı olduğunu belirtti. Özgür Özel'in Yargıtay’ın vereceği nihai kararı beklemeden hareket ettiğini öne süren Bahçeli, TBMM Grubu üzerinden yeni bir siyasi merkez oluşturulduğunu ve bunun CHP’de fiili bir "paralel liderlik" görüntüsü yarattığını söyledi.
Parti genel merkezi ile Meclis grubu arasında farklı siyasi merkezlerin ortaya çıktığını savunan Bahçeli, ayrı bayramlaşma programları düzenlenmesi ve grup toplantıları etrafında yaşanan tartışmaların bu ayrışmayı görünür hale getirdiğini ifade etti.
CHP'DEKİ AYRIŞMANIN TÜRKİYE'YE ETKİLERİ
CHP’deki liderlik mücadelesinin yalnızca partiyle sınırlı kalmayacağını belirten Bahçeli, bunun Türkiye’nin genel siyasi atmosferini de etkileyebileceğini söyledi.
Tarafların birbirlerini siyasi rakipten çok meşruiyet sorunu üzerinden değerlendirmesinin siyasi dili sertleştirdiğini ifade eden Bahçeli, bu durumun toplumsal kutuplaşmayı artırabileceğini kaydetti.
Siyaset bilimi açısından çatışmacı ayrışmaların kısa vadede tabanları konsolide edebildiğini ancak uzun vadede ciddi yıpranmalara yol açtığını belirten Bahçeli, sert suçlamalar ve karşılıklı tasfiye girişimlerinin seçmenlerde siyasete yönelik güven kaybına neden olabileceğini söyledi.
ANITKABİR VE TBMM ÜZERİNDEN SİYASET ELEŞTİRİSİ
Bahçeli, Özgür Özel’in TBMM ve Anıtkabir merkezli siyasi eylemlerine de tepki gösterdi.
Anıtkabir ve Gazi Meclis’in Türk milletinin ortak değerleri arasında yer aldığını vurgulayan Bahçeli, bu alanların günlük siyasi mücadelelerin bir parçası haline getirilmemesi gerektiğini ifade etti.
Milli hafıza mekanlarının siyasi amaçlarla kullanılmasının toplumsal ayrışmayı derinleştirebileceğini belirten Bahçeli, siyasetin ortak değerler üzerinden değil, demokratik zeminde yürütülmesi gerektiğini söyledi.
"İŞBİRLİKÇİ" VE "HAİN" SÖYLEMİNE TEPKİ
CHP içerisinde farklı görüşlere sahip isimlerin "işbirlikçi" ya da "hain" olarak gösterilmesini de eleştiren Bahçeli, bunun demokratik siyaset anlayışıyla bağdaşmadığını kaydetti.
Parti içindeki farklı görüşlerin düşmanlaştırılmasının CHP'deki gerilimi daha da artırdığını belirten Bahçeli, yolsuzluk ve etik tartışmaların üzerinin örtülmemesi gerektiğini ifade etti.
"FİZİKİ MÜCADELE" ÇAĞRILARI ENDİŞE VERİCİ
Son dönemde CHP yöneticilerinin kullandığı "fiziki mücadele" ifadelerine dikkat çeken Bahçeli, bu söylemlerin kamu düzeni açısından risk taşıdığını söyledi.
Siyasi mücadelenin hukuk ve demokrasi sınırları içerisinde yürütülmesi gerektiğini vurgulayan Bahçeli, toplumda hukuk yollarının tıkandığı algısının oluşturulmasının tehlikeli sonuçlar doğurabileceğini belirtti.
Bu tür söylemlerin provokasyonlara açık bir zemin oluşturduğunu dile getiren Bahçeli, siyasi rekabetin sokaklara taşınmasının Türkiye'nin huzur ve istikrarına zarar vereceğini ifade etti.
YENİ PARTİ VE YENİ İTTİFAK TARTIŞMALARI
CHP’de yaşanan ayrışmanın ilerleyen süreçte yeni siyasi oluşumlara dönüşebileceği yönündeki değerlendirmelere de değinen Bahçeli, siyasi kulislerde yeni parti senaryolarının konuşulduğunu söyledi.
Özgür Özel ve Ekrem İmamoğlu çevresinde şekillendiği öne sürülen olası yeni siyasi oluşumların farklı muhalefet partileriyle yeni ittifakların önünü açabileceğini savunan Bahçeli, sürecin dikkatle takip edilmesi gerektiğini belirtti.
"HUKUKİ SÜRECİN SONUCU BEKLENMELİ"
Bahçeli, tüm tartışmaların merkezinde hukuki bir sürecin bulunduğunu vurgulayarak nihai kararın yargı tarafından verileceğini söyledi.
Mahkeme kararlarına saygı duyulması gerektiğini ifade eden Bahçeli, CHP'nin geleceğinin hukuk çerçevesinde şekilleneceğini belirtti. Parti faaliyetlerinin yetkili kurullar eliyle yürütülmesi gerektiğini kaydeden Bahçeli, hukuki sürecin tamamlanmasının beklenmesi çağrısında bulundu.
"TÜRKİYE'Yİ KARIŞTIRMAYA KİMSENİN HAKKI YOK"
CHP’deki tartışmaların Türkiye geneline taşınmaması gerektiğini belirten Bahçeli, tüm siyasi aktörleri sağduyulu davranmaya davet etti.
Siyasi rekabetin hukuk ve demokrasi sınırları içerisinde kalması gerektiğini vurgulayan Bahçeli, "Türkiye’yi karıştırmaya kimsenin hakkı yoktur. Olaylar sokağa taşmamalı, kamu düzenini bozacak girişimlere dönüşmemelidir" değerlendirmesinde bulundu.
MHP olarak gelişmeleri yakından takip ettiklerini ifade eden Bahçeli, Türkiye’nin terörsüz bir gelecek hedefi doğrultusunda siyasi istikrarını koruması gerektiğini belirterek tüm siyasi aktörlerin sorumluluk bilinciyle hareket etmesi çağrısında bulundu.
GEZİ YILDÖNÜMÜNÜ HATIRLATTI
MHP Lideri Bahçeli şunları kaydetti:
"Mutlak butlan kararı üzerine Parti genel merkezini baba ocağı tabir ederek teslim etmeyeceklerini ifade eden Özgür Özel ve ekibi, kısa süre sonra partiden ayrılmışlar, oradan TBMM’ne yürümüşlerdir. O süreçte haksızlıktan, hukuki ve siyasi mücadeleden bahsederken 30 Mayıs Perşembe günü Ankara İl başkanlığı önünde yaptığı açık hava toplantısında “canımızı ortaya koymaya, fiziki mücadeleye var mısınız” diyerek meseleyi yeni bir boyuta taşımış, oradan da Anıtkabir’e yürümüştür. Ancak Gazi’nin huzurunda yaşanan görüntü hoş olmamış, Anıtkabir’in mehabetine uygun düşmemiştir. Cumhuriyetimizin banisi Mustafa Kemal Atatürk’ün parti içi bir mesele için araçsallaştırılmaya çalışılması kabul edilemez bir tutumdur.
31 Mayıs günü de CHP sözcüsü Zeynel Emre, “her türlü siyasi, hukuki ve fiziki mücadeleyi vereceğiz. Meydanlara gideceğiz, mitingler yapacağız, yürüyüşler yapacağız. Sokak sokak dolaşacağız.” diyerek fiziki mücadele kavramını Özgür Özel’den sonra tekrarlamıştır.
Bu açıklamaların Gezi Parkı olaylarının yıl dönümünde yapılması da manidar olmuştur.
Böylesi bir durum karşısında şu soruların sorulması gerekmektedir:
İlk defa ve dikkat çekici bir vurguyla servis edilen “fiziki mücadele” ne anlama gelmektedir?
Bu şekilde kimlere ne mesaj verilmeye çalışılmaktadır?
Bu bir hazırlığın işareti midir?
Toplumda meşru hukuk yollarından sonuç alınmadığı algısı oluşturularak partililerin kışkırtılması kamu güvenliğini de tehdit eden bir tablo ortaya çıkarabilecektir.
O sebeple bunların iyi değerlendirilmesi ve kamuoyunun dikkatle hareket etmesi hayati önemdedir.
Bir açıklamasında Sayın Özel, her ne kadar “göğüs göğüse bir şeyden bahsetmiyorum” dese de (Deniz Zeyrek, Nefes Gazetesi, 30 Mayıs 2026) bu yönlü vurgu, meseleyi hukuki zeminden çıkarma ve siyasi atmosferi zehirleme anlamı taşıyabilecek, aynı zamanda da provokasyona yol açabilecek tehlikeli bir retoriktir. Fiziki mücadele insanları sokağa dökme, çatışma dinamiği oluşturma, kamu güvenliği ve kamu düzenini tehdit etme gibi tehlikeler çağrıştırırken, CHP içerisinde telafisi imkansız kırılmalara da sebep olma potansiyeli taşımaktadır.
Makulde buluşmak yerine TBMM’nde grup toplantısını kimin yapacağına ilişkin köşe kapmaca ile partide fiilen ikili bir yapının ortaya çıkmış olduğu görüntüsünün bilerek ve isteyerek verildiği anlaşılmaktadır. Nitekim Özgür Özel iki CHP’den bahsetmektedir. Bunun bir güç gösterisine dönüştürülmesiyle de her türlü seçeneği değerlendirebilecek güce sahip oldukları imajının verilmesinin arzulandığı anlaşılmaktadır. Demokrasilerde kural ve kurumlar çerçevesinde işleyen bir hukuk evreninde dirlik ve düzen olur. Hukukun tanınmadığı yerde ise kaos ve kargaşa zuhur eder. Böyle bir iklimde de huzur yeşermez, birlik ve beraberlik vücut bulmaz. Bu üslup Özgür Özel ve ekibinin başlangıçtaki birlik çağrısı ve CHP kurumsallığında gelecek vurgusu içeriğinden başka bir noktaya evrilmeyi ifade etmekte, artık farklı yeni bir strateji takip edildiğini göstermektedir.
Tekrar ifade etmeliyim ki biz Cumhuriyetle yaşıt bir siyasi parti olan CHP’nin kurumsal kimliğinin titizlikle korunmasından yanayız. Siyasi partilerin parçalanarak, ufalanarak siyaset üretme fonksiyonlarını kaybetmelerini istemiyoruz. CHP’deki karışıklığı siyasetteki kurumsallaşmaya vereceği zarar ve demokratik siyasi kültürün gelişmesine sekte vurucu olması açısından değerlendiriyoruz.
Bu gibi toplumsal olayları tetikleyici, kaos ve kargaşaya davetiye çıkarıcı fiil ve eylemleri Türkiye’nin huzurunu ve istikrarını tehlikeye sokucu davranışlar olarak görüyoruz. Yaşananların demokratik tepki hakkını aşan bir noktaya evrilmesinden endişe duyuyoruz. Konunun CHP’nin kendi iç meselesi olmaktan çıkarılarak sokaklara taşınma, istismar edilerek toplumsal olaylara zemin hazırlama girişimlerini çok tehlikeli buluyoruz. Terörsüz Türkiye hedefine ulaşma yolunda alınan mesafeyi sabote etmeye, tesis edilen barış, huzur ve istikrarı zehirlemeye dönük bir unsur olarak değerlendiriyoruz.
Yapılan hamleler pusuya yatan FETÖ artıkları ve menfaat şebekelerince CHP’nin bölünmesi üzerine inşa edilmişse ve buna uygun zemin hazırlığı, meşruiyet oluşturma çabası, kamuoyuna yapacak başka bir şeyimiz kalmadı mesajı, ayrılmak için haklılık zemini oluşturarak güçlü bir kopma hevesi ise bu Türk milletinin ve CHP seçmeninin ferasetinden kaçmayacaktır. Türkiye, siyasete siyaset dışı müdahaleler ve FETÖ operasyonları tecrübesine sahip bir ülkedir. Bu doğrultuda CHP'nin rotasını, uluslararası bağlantı ve etkilenme alanı defalarca aşikar olmuş kişiler belirlememeli buna sağduyulu CHP’liler izin vermemelidir.
Hukuki sürecin kabul edilmemesi parti için fiili siyasi bir parçalanmışlığı doğurmuştur. Ancak hukuki süreç işleyecek, kurultay yenilenecek ve hukuka uygun bir biçimde CHP kaderini belirleyecektir. Bu nedenle CHP’liler FETÖ artıklarından ve sokaktan medet uman bir anlayıştan katî surette uzak durmalı, CHP'nin iç karışıklıklarını Türkiye sathına taşımayı akıllarından bile geçirmemelidir.
2 Haziran 2026 tarihli Meclis Grup toplantısında işaret ettiğim gibi tekraren Herkesi uyarıyorum !
Mesele hukuk zemininden, demokrasi platformundan, siyasi rekabet ve nezahetten uzaklaşmamalıdır. Türkiye’yi karıştırmaya kimse cüret etmemelidir. Olaylar sokağa taşıp, fiziki mücadele çağrılarıyla bir eyleme, güvenlik güçlerine saldırıya, kamu düzenini bozmaya yönelmemelidir. TBMM’nin insicamını bozmaya, hukuku hiçe saymaya ve kanunsuzluğa dönüşmemelidir. Mahkeme kararına yönelik itiraz merci olan Yargıtay konunun hassasiyetine binaen vaki itiraza yönelik kararını bir an önce vermelidir. Türk siyaseti ve demokrasisinin hırpalanmasına izin verilmemelidir.
En başında CHP üzerinden oyun oynamanın tehlikelerinden bahşetmiştim. Geldiğimiz noktada bölünmüş bir CHP algısı oluşturulmaya, hatta meşrulaştırılmaya çalışıldığına şahit olunmaktadır. İki CHP görüntüsünün sürmesi onarılması zor tahribatlara, geri dönülmesi mümkün olmayan kararlara ve kopuşlara yol açabilecektir.
Bazı marjinal grupların ve küçük partilerin yangına körükle giden tavrı Türkiye’de yeni bir ittifak doğurma çabası olarak görülmektedir. Bu grupların meydanlardaki desteğini sadece demokratik bir tercih olarak kabul etmek aymazlık olacaktır."








