Dünya

AB, Trump'sızlığa çabuk alıştı: Türkiye'nin de dahil olduğu 'Made in Europe' hamlesi

Avrupa Birliği Komisyonu Başkan Yardımcısı Stephane Sejourne, AB ülkelerinde kamu alımlarında Avrupa şirketlerine öncelik verilmesini amaçlayan "Made in Europe" yaklaşımını savunuyor. Bu girişim, AB sanayisini küresel rekabette korumayı hedeflerken, Türkiye'nin de Gümrük Birliği ve ekonomik entegrasyon gibi unsurlar nedeniyle sürece dahil edilmesi gerektiği belirtiliyor.

Avrupa Birliği'nin sanayi stratejisinden sorumlu Stephane Sejourne, "Made in Europe" (Avrupa'da üretilmiştir) inisiyatifini destekleyen ve binin üzerinde AB şirketi yöneticisinin imzasını taşıyan bir köşe yazısını, Fransa'nın Les Echos, Almanya'nın Handelsblatt, İspanya'nın El Mundo ve İtalya'nın Corriere della Sera gibi önemli gazetelerde yayımladı. Sejourne, Avrupa ülkelerinin kamu ihalelerinde Avrupa şirketlerine öncelik vererek sanayilerini korumalarını gerektiğini vurguladı.

Sejourne, "En stratejik sektörlerimizde gerçek bir Avrupa önceliğini bir kez ve sonsuza dek tesis etmeliyiz" ifadeleriyle, iddialı, etkili ve pragmatik bir sanayi politikasının önemine dikkat çekti. AB'nin tarifeler, sübvansiyonlar, ihracat kısıtlamaları ve fikri mülkiyet ihlallerini içeren zorlu bir küresel ortamda olduğunu belirterek, uluslararası ticarette adil rekabet ortamı için proaktif olunması gerektiğini savundu.

AVRUPA ÜRETİMİNE VE İSTİHDAMINA KATKI SAĞLAYACAK

ABD ve Çin gibi ekonomik güçlerin, kendi stratejik varlıklarına öncelik veren programları olduğu anımsatılan yazıda, benzer bir yaklaşımın AB içerisinde de gerekliliği ifade edildi. "Made in Europe" stratejisinin temel prensibinin, Avrupa'da kamu kaynaklarının kullanıldığı her alanda Avrupa üretimine ve istihdamına katkı sağlanması olduğu belirtildi.

AB Komisyonu'nun, Avrupa sanayisini desteklemek amacıyla şubat ayı sonuna kadar "Sanayi Hızlandırıcı Yasa" teklifini açıklaması bekleniyor. Bu teklifin, AB ülkelerinin kamu alımlarında "Made in Europe" şartını içermesi planlanıyor. Fransa'nın bu girişimde öncü rol oynadığı, ancak bazı AB ülkelerinin yerel ürün satın alma şartlarının yatırımların önünü tıkayabileceği, kamu ihalelerinde fiyatları artırabileceği ve AB'nin küresel rekabet gücünü zayıflatabileceği endişelerini taşıdığı biliniyor.

Türkiye'nin ise Gümrük Birliği, mevcut ekonomik entegrasyon seviyesi ve mevzuat uyumu gibi unsurlar göz önüne alınarak, "Made in Europe" kavramı içinde yer alması gerektiği savunuluyor. Bu durum, Türkiye'nin AB ile ekonomik ilişkilerinin derinliğine işaret ederek, söz konusu stratejinin kapsamına dahil edilmesinin önemini ortaya koyuyor.