ABD Adalet Bakanlığı’nın cuma günü yayımladığı Jeffrey Epstein dosyaları, küresel ölçekte büyük yankı uyandırdı. Yıllar boyunca kapalı kalan belgeler; Epstein’ın, cinsel istismar suçlamalarıyla mahkûm edilmesinin ardından dahi dünyanın en zengin iş insanları, siyasetçileri ve kraliyet üyeleriyle temaslarını sürdürdüğüne işaret ediyor. Belgelerde yer alan e-posta yazışmaları, iç notlar ve FBI raporları, kamuoyunda yeni tartışmaların fitilini ateşledi.

ELON MUSK-EPSTEIN YAZIŞMALARI DOSYALARDA
Yayınlanan belgelerde en çok dikkat çeken isimlerden biri Tesla ve SpaceX’in CEO’su Elon Musk oldu. Dosyalarda, Musk ile Epstein arasında 2012–2014 yılları arasında gerçekleştiği belirtilen yoğun e-posta trafiğine yer verildi.
E-postalarda Epstein’ın, Musk’ı ABD Virgin Adaları’ndaki Little St. James Adası’na davet ettiği, olası ziyaret tarihleri ve ulaşım detaylarının konuşulduğu görülüyor. Yazışmalarda Musk’ın eski eşi Talulah Riley’nin de adı geçiyor. Ancak belgelerde, bu planlanan ziyaretlerin fiilen gerçekleştiğine dair net bir kanıt bulunmadığı vurgulanıyor. Musk ise kamuoyuna yaptığı açıklamalarda Epstein’ın partilerine katılmadığını, adaya gitmediğini ve Epstein’la suç işleyen herkesin yargılanması gerektiğini savunuyor.

BILL GATES HAKKINDA ÇARPICI İDDİALAR
Dosyalarda yer alan bir başka dikkat çekici isim Microsoft’un kurucusu Bill Gates. Epstein’a ait olduğu belirtilen e-posta ve notlarda, Gates’in özel hayatına ilişkin iddialar yer alıyor.
Epstein’ın, Gates’in evlilik sorunlarına ve özel ilişkilerine dair yazışmalar yaptığı, hatta Gates için ilaç teminine yardımcı olduğunu öne sürdüğü görülüyor. Gates cephesinden yapılan açıklamada ise bu iddialar “tamamen asılsız ve çarpıtılmış” olarak nitelendirildi. Gates, daha önce verdiği bir röportajda Epstein ile görüşmesini “hayatındaki büyük hatalardan biri” olarak tanımlamıştı. Epstein ile temaslarının, vakıf bağışlarıyla sınırlı olduğunu savunmuştu.

RICHARD BRANSON VE 'HAREM' İFADESİ
Virgin Group’un kurucusu Richard Branson da belgelerde adı geçen isimler arasında. 2013 tarihli e-posta yazışmalarında Epstein’ın Branson’a hitaben kullandığı samimi ifadeler ve Branson’ın “hareminizle birlikte gelin” şeklindeki yanıtı dikkat çekti. Virgin Group yetkilileri, Branson’ın Epstein ile temaslarının sınırlı ve iş ortamıyla kısıtlı olduğunu, Epstein’ın eylemlerini ise “iğrenç” bulduklarını açıkladı.
MACRON, PRENS ANDREW VE KRALİYET BAĞLANTILARI
Belgelerde Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un adı, Epstein’ın çeşitli yazışmalarında yer alıyor. Epstein’ın, Macron’un kendisinden politika ve yönetişim konularında fikir istediğini öne sürdüğü görülüyor. Öte yandan Prens Andrew ile Epstein arasındaki e-posta trafiği ve Buckingham Sarayı’nda gerçekleştiği iddia edilen görüşmeler dosyalara yansıdı. Bazı fotoğraflar ve yazışmalar, Andrew hakkındaki tartışmaları yeniden alevlendirdi.
NORVEÇ VELİAHT PRENSESİ'NİN ADI DA SKANDAL DOSYADA
Dosyalarda en dikkat çekici bölümlerden biri de Norveç Veliaht Prensesi Mette-Marit ile Epstein arasındaki yazışmalar oldu. Prensesin adının belgelerde yaklaşık bin kez geçtiği belirtilirken, e-postalarda kullanılan samimi ifadeler kamuoyunda büyük tepki çekti. Mette-Marit, yaptığı açıklamada Epstein ile temas kurmasının “büyük bir hata” olduğunu kabul ederek mağdurlarla dayanışma içinde olduğunu belirtti.

BUSH VE CLINTON İDDİALARINDA FBI NOTLARI GÜNDEMDE
Belgelerde yer alan FBI iç yazışmalarında, kendisini Epstein mağduru olarak tanımlayan bir kişinin, eski ABD Başkanları George H. Bush ve Bill Clinton hakkında ağır iddialarda bulunduğu görülüyor. FBI raporlarında, söz konusu iddiaların destekleyici kanıtlarla doğrulanamadığı ve mağdurun beyanlarının not altına alındığı ifade ediliyor. Clinton’a ilişkin uçuş kayıtlarında ise Epstein’ın özel jetiyle yapılan çok sayıda seyahat bilgisi yer alıyor.
TÜM DOSYALAR AÇIKLANDI MI?
ABD Adalet Bakanlığı, yayımlanan belgelerin kapsamlı bir incelemenin sonucu olduğunu savunsa da, Kongre’de bazı isimler milyonlarca sayfanın hala gizli tutulduğunu öne sürüyor. Epstein Dosyaları Şeffaflık Yasası kapsamında tüm belgelerin açıklanması gerektiğini savunan siyasetçiler, sürecin henüz tamamlanmadığını belirtiyor.



