Türkiye’de konut fiyatları ve kiralardaki artış, yalnızca barınma hakkını değil, ailelerin geleceğe ilişkin kararlarını da doğrudan etkileyen başlıklardan biri haline geldi. Özellikle büyükşehirlerde hane gelirlerinin önemli bölümünün kira veya konut giderlerine ayrılması, ailelerin yaşam standartlarını ve çocuk sahibi olma kararlarını yeniden değerlendirmesine neden oluyor.

Tüm Emlak Danışmanları Birliği (TEDB) Genel Başkanı Hakan Akçam, Türkiye’de giderek derinleşen barınma sorunu, yüksek kira ve konut fiyatlarının ailelerin çocuk sahibi olma kararlarına etkisi ve TEDB’nin üç ve daha fazla çocuklu ailelere yönelik indirim kampanyası hakkında Türkinform’a kapsamlı açıklamalarda bulundu. Akçam, Türkiye’nin nüfus yapısına ilişkin tartışmaların yalnızca doğum oranları üzerinden yürütülmemesi gerektiğini belirterek, konut maliyetlerinin aile politikalarının önemli bir parçası olarak ele alınması gerektiğini söyledi.
Akçam, TEDB tarafından üç ve daha fazla çocuklu ailelere yönelik hayata geçirilen hizmet bedeli ve kiralama indirimi kampanyasının Türkiye’deki barınma krizini tek başına çözme iddiası taşımadığını vurgularken, sektör olarak kendi üzerlerine düşen sorumluluğu yerine getirmeyi amaçladıklarını ifade etti.
“BARINMA SORUNUNU TEK BAŞINA ÇÖZECEK BİR UYGULAMA DEĞİL”
Akçam, üç ve daha fazla çocuklu ailelere yönelik yüzde 25 ve yüzde 50 oranındaki indirim kampanyasının kapsamına ilişkin değerlendirmesinde, uygulamanın Türkiye’deki konut sorununun tamamını çözmesinin mümkün olmadığını söyledi. Akçam, “Bizim yüzde 25’lik ve yüzde 50’lik indirim kampanyamız, Türkiye’deki barınma sorununu tek başına çözecek bir uygulama değildir. Biz bunun farkındayız” ifadelerini kullandı.
Türkiye’de aile bütçeleri üzerindeki en büyük gider kalemlerinden birinin kira veya konut maliyeti olduğuna dikkat çeken Akçam, özellikle büyükşehirlerde konut fiyatları ile kiraların hane gelirlerine oranla yükselmesinin ailelerin yaşam tercihlerini doğrudan etkilediğini belirtti.
“Çocuk sahibi olma kararı yalnızca duygusal ya da sosyal bir tercih olarak değerlendirilmemeli” diyen Akçam, ailelerin çocuklarının nasıl bir evde yaşayacağını, eğitim ve yaşam giderlerini nasıl karşılayacağını ve mevcut kira yükünü nasıl taşıyacağını da hesaba kattığını belirtti. Akçam, bu nedenle konut maliyetlerinin nüfus politikalarıyla birlikte değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.
“AİLEYİ BÜYÜTMEK İSTİYORSAK, YAŞAYABİLECEĞİ EVİ DE ERİŞİLEBİLİR HALE GETİRMELİYİZ”
TEDB olarak temel yaklaşımlarının ailelerin konut erişimini kolaylaştırmak olduğunu belirten Akçam, “Aileyi büyütmek istiyorsak, ailenin yaşayabileceği evi de erişilebilir hale getirmek zorundayız” dedi. Konut maliyetlerinin ailelerin çocuk sahibi olma kararları üzerindeki etkisinin göz ardı edilmemesi gerektiğini ifade eden Akçam, özellikle çocuk sayısı arttıkça ailelerin daha geniş konutlara duyduğu ihtiyacın da arttığını dile getirdi.
Akçam, üç çocuklu bir ailenin çocuksuz veya iki çocuklu bir aileye kıyasla farklı büyüklükte bir konuta ihtiyaç duyduğunu belirterek, aile politikalarının yanında “aile dostu konut politikaları” geliştirilmesi gerektiğini söyledi. Bu kapsamda uygun maliyetli sosyal konutların, uzun vadeli ve erişilebilir finansman modellerinin, kira desteklerinin ve aile büyüklüğüne göre konut desteklerinin gündeme alınabileceğini belirten Akçam, yeni konut projelerinde ailelere yönelik özel kontenjanların da değerlendirilebileceğini ifade etti.

“NÜFUS VE KONUT POLİTİKALARI BİRBİRİNDEN BAĞIMSIZ DÜŞÜNÜLEMEZ”
Türkiye’nin geleceği açısından nüfus politikaları ile konut politikalarının birlikte yürütülmesi gerektiğini vurgulayan Akçam, ailelere yönelik nüfus politikalarının ekonomik gerçekliklerden bağımsız ele alınamayacağını söyledi. Akçam, “Bir aileye ‘daha fazla çocuk sahibi olun’ derken, o ailenin hangi evde yaşayacağı, kaç metrekarelik bir konuta ihtiyaç duyacağı, bu konutun kirasını veya satın alma bedelini nasıl karşılayacağı da aynı politikanın içerisinde değerlendirilmelidir” ifadelerini kullandı.
Üç ve daha fazla çocuklu ailelerin konut erişiminin kolaylaştırılması gerektiğini belirten Akçam, bu ailelere yönelik özel modeller oluşturulmasının önemli olduğunu söyledi. Akçam, uygun maliyetli sosyal konutlardan uzun vadeli finansman seçeneklerine, kira desteklerinden aile büyüklüğüne göre sağlanabilecek konut teşviklerine kadar birçok farklı aracın birlikte değerlendirilebileceğini ifade etti.
“Çünkü mesele sadece ‘kaç çocuk sahibi olacaksınız?’ sorusu değildir” diyen Akçam, asıl sorunun çocuklu ailelerin nasıl bir yaşam sürdürebileceği olduğunu vurguladı.

KAMPANYANIN HEDEFİ ON BİNLERCE AİLEYE ULAŞMAK
TEDB’nin kampanyasının 81 ilde uygulanacağını belirten Akçam, uygulamanın yalnızca bir kampanya duyurusundan ibaret kalmaması için denetim ve takip mekanizmalarının da oluşturulacağını söyledi. Akçam, kampanyaya katılan emlak danışmanlarının belirlenen indirim oranlarına uymasının önemine dikkat çekerek, farklı isimler altında ek ücret çıkarılması yoluyla indirimin etkisiz hale getirilmesinin kabul edilemeyeceğini ifade etti.
TEDB tarafından oluşturulacak uygulama esaslarıyla kampanyanın standartlarının belirlenmesinin planlandığını belirten Akçam, il ve ilçe teşkilatları üzerinden uygulamanın takip edileceğini ve meslektaşlardan gelen bildirimlerin değerlendirileceğini söyledi. Akçam, kampanyanın temel ilkesini ise “Yüzde 25 indirim deniliyorsa gerçekten yüzde 25, yüzde 50 deniliyorsa gerçekten yüzde 50 indirim uygulanmalıdır" şeklinde açıkladı.
Kampanyanın birkaç yüz aileyle sınırlı kalmasını istemediklerini belirten Akçam, ilk aşamada on binlerce üç ve daha fazla çocuklu ailenin uygulamadan faydalanmasını hedeflediklerini söyledi.
“ASIL SORUN KOMİSYON DEĞİL, YÜKSEK KİRA VE KONUT FİYATLARI”
Kampanyaya yönelik “Asıl sorun komisyon değil, yüksek kira ve konut fiyatları” eleştirisini de değerlendiren Akçam, bu tespitin önemli ölçüde doğru olduğunu ifade etti. TEDB’nin yüzde 25 veya yüzde 50 oranındaki indirim uygulamasıyla Türkiye’nin konut sorununu çözdüğü yönünde bir iddiasının bulunmadığını belirten Akçam, emlak danışmanının hizmet bedelindeki indirimin tek başına yüksek kira ve konut fiyatlarının oluşturduğu yükü ortadan kaldırmasının mümkün olmadığını söyledi.
“Biz hiçbir zaman ‘yüzde 25 komisyon indirimi yaptık, Türkiye’nin konut sorununu çözdük’ demiyoruz. Böyle bir iddiamız olamaz” diyen Akçam, kampanyanın daha geniş bir sorunun yalnızca bir bölümüne yönelik olduğunu belirtti.
Akçam, sektörün diğer aktörleriyle birlikte kamu kurumları ve yerel yönetimlerin de konut sorununa yönelik daha kapsamlı politikalar geliştirmesi gerektiğini ifade etti. “Biz sektör olarak ‘Bize ne düşer?’ demiyoruz; ‘Biz ne yapabiliriz?’ diyoruz” değerlendirmesinde bulunan Akçam, TEDB’nin de kendi faaliyet alanından başlayarak çözüm sürecine katkı sunmayı amaçladığını söyledi.

“SADECE İNDİRİM DEĞİL, KAPSAMLI BİR KONUT ERİŞİM MODELİ HEDEFLİYORUZ”
TEDB’nin gelecek dönemde yalnızca indirim kampanyalarıyla sınırlı kalmayacağını belirten Akçam, hedeflerinin daha kapsamlı bir sosyal sorumluluk ve konut erişim modeli oluşturmak olduğunu söyledi.
Akçam, TEDB’nin yalnızca konut alım-satım ve kiralama süreçlerinde hizmet veren bir meslek kuruluşu olarak kalmak istemediğini belirterek, sahadaki sorunları takip eden ve bunlara ilişkin çözüm önerileri geliştiren bir yapı olmayı hedeflediklerini ifade etti. Bu kapsamda uygun maliyetli konut üretimini destekleyen modeller, üç ve daha fazla çocuklu ailelere yönelik konut projeleri, uygun kiralık konut modelleri, müteahhitler ve finans kuruluşlarıyla ortak çalışmalar ile kamu kurumlarıyla işbirliği seçeneklerinin değerlendirileceğini söyledi.
Bunun yanı sıra ailelere yönelik konut finansmanı ve kira destek modelleri, boş konutların ekonomiye kazandırılması ve konut arzını artıracak mevzuat ile teşvik önerilerinin de gündeme alınacağını belirtti.
“TÜRKİYE’NİN İHTİYACI YALNIZCA DAHA FAZLA KONUT DEĞİL”
Türkiye’deki konut ihtiyacının yalnızca konut sayısının artırılmasıyla çözülemeyeceğini belirten Akçam, konutların güvenli, nitelikli, erişilebilir ve ailelerin ekonomik gücüne uygun olması gerektiğini vurguladı. Akçam, “Türkiye’nin ihtiyacı yalnızca daha fazla konut değil; erişilebilir, güvenli, nitelikli ve ailelerin karşılayabileceği konutlardır” dedi.
Emlak danışmanlarının konut piyasasının sahadaki önemli aktörlerinden biri olduğuna dikkat çeken Akçam, danışmanların hangi bölgelerde hangi tip konutlara ihtiyaç duyulduğunu, vatandaşların hangi fiyat seviyelerini karşılayabildiğini ve piyasada hangi sorunlarla karşılaşıldığını doğrudan gözlemlediğini ifade etti. Bu saha deneyiminin kamu politikalarına aktarılmasının sektör açısından da bir sorumluluk olduğunu belirten Akçam, konut piyasasının farklı aktörlerinin ortak hareket etmesi gerektiğini söyledi.

“ÇOCUK SAYISINI KONUŞURKEN KONUTUN METREKARESİNİ DE KONUŞMALIYIZ”
TEDB Genel Başkanı Hakan Akçam, Türkiye’nin nüfus politikaları ile ailelerin ekonomik koşulları arasındaki ilişkinin yeniden ele alınması gerektiğini belirterek, ailelerin çocuk sahibi olma kararlarını etkileyen ekonomik faktörlerin göz ardı edilmemesi gerektiğini söyledi. Akçam, değerlendirmesinin sonunda şu mesajı verdi:
“Aileleri büyütmek istiyorsak, ailelerin yaşam maliyetlerini de düşünmek zorundayız. Çocuk sayısını konuşurken konutun metrekaresini, aile bütçesini ve kira yükünü de konuşmalıyız.”
TEDB’nin üç çocuklu ve daha fazla çocuk sahibi ailelere yönelik yüzde 25 hizmet bedeli ve yüzde 50 kiralama indiriminin bu yaklaşımın somut bir göstergesi olduğunu belirten Akçam, hedeflerinin yalnızca indirim sağlamak olmadığını vurguladı.
Akçam, TEDB olarak Türkiye’de ailelerin daha güvenli, daha geniş ve daha erişilebilir konutlarda yaşayabilmesine katkı sunmayı amaçladıklarını belirterek, “Güçlü aile, güçlü toplum demektir. Ve güçlü ailelerin geleceğini güvence altına almanın yolu, onların barınma hakkını ve ekonomik sürdürülebilirliğini de güvence altına almaktan geçmektedir” ifadelerini kullandı.





