Lübnan Meclis Başkanı Nebih Berri ile bir araya gelen Büyükelçi İsa, ateşkesin kalıcı hale getirilmesi için tarafların yükümlülüklerini yerine getirmesi gerektiğini vurguladı. Güney Lübnan'da Lübnan ordusunun kontrolünde olacak "pilot bölgeler" oluşturulması hedeflenirken, Hizbullah'ın daha önce şartlı ateşkes metnine karşı çıktığı biliniyor.
"WASHINGTON'DAKİ MÜZAKERELER LÜBNAN'IN YARARINA"
Beyrut Büyükelçisi Mişel İsa, bölgedeki yıkımın farkında olduklarını ve temel önceliklerinin bu süreci sona erdirmek olduğunu ifade etti. Washington'da yürütülen yoğun diplomasi trafiğinin Lübnan'ın toprak bütünlüğü ve yeniden imarı için hayati olduğunu belirten İsa, İsrail'in bölgeden çekilme ve esirleri serbest bırakma sürecinin müzakerelerin temelini oluşturduğunu savundu.

PİLOT BÖLGE VE LÜBNAN ORDUSU PLANI
Planlanan "pilot bölge" stratejisine göre, bölgedeki güvenliğin tamamen Lübnan ordusuna devredilmesi hedefleniyor. Büyükelçi İsa, bu bölgelerin yerinden edilmiş sakinlerin geri dönüşü için bir örnek model teşkil edeceğini ve yeniden imar çalışmalarının ilk durağı olacağını belirtti. Bu yapı içerisinde Lübnan ordusunun "tek yetkili güç" olarak konumlandırılması, ABD'nin bölge politikalarının merkezinde yer alıyor.

HİZBULLAH VE ATEŞKES ŞARTLARI
ABD'nin 3 Haziran'da açıkladığı "şartlı ateşkes" metni, Hizbullah'ın Litani Nehri'nin güneyinden çekilmesi ve saldırılarını tamamen durdurması ön koşullarını içeriyordu. Ancak Hizbullah cephesi, bu şartların kendi direniş perspektifleriyle örtüşmediğini belirterek önerilen metni reddetmişti. Büyükelçi İsa'nın açıklamaları, ABD'nin bu şartlarda ısrarcı olduğunu ancak süreci "Lübnan'ın yararı" kavramı üzerinden pazarlamaya çalıştığını gösteriyor.
GERİLİM HATTINDA DİPLOMASİ
Dahiye bölgesine yönelik saldırıların devam ettiği bir atmosferde gerçekleşen bu görüşmeler, ateşkesin sürdürülebilirliği üzerindeki soru işaretlerini kaldırmıyor. İsa'nın İsrail'in hamlelerini savunurken kullanılan "meşru müdafaa" vurgusu, sahadaki gerçeklik ile masadaki diplomatik dil arasındaki uçurumu gözler önüne seriyor. Tarafların, özellikle Litani Nehri'ne dair çizilen bu sınırın güvenliği konusunda ortak bir noktada buluşup buluşamayacağı önümüzdeki günlerin en büyük merak konusu.ü

ABD'NİN AÇIKLAMALARINA RAĞMEN İSRAİL OPERASYONLARI GENİŞLETİYOR
Ateşkes iddialarına rağmen Lübnan'daki saldırılarını "tüm gücüyle" sürdüren İsrail, Başbakan Netanyahu'nun onayıyla operasyonları genişletiyor. Tahran ile yaşanan füze geriliminin ardından bölgedeki askeri hareketlilik ve tarafların karşılıklı restleşmeleri kritik bir seviyeye ulaştı.
"DAHİYE'NİN KADERİ" TEHDİDİ
Savunma Bakanı Yisrael Katz'ın "Dahiye'nin kaderi, İsrail'in kuzeyindeki yerleşimlerin kaderiyle aynıdır" açıklaması, İsrail'in Lübnan'daki angajman kurallarını tamamen değiştirdiğini gösteriyor. İsrail, kuzeydeki güvenliğini sağlamak gerekçesiyle Beyrut'un stratejik noktalarını doğrudan bir hedef olarak görmeye devam edeceğini ilan etti. Bu söylem, bölgedeki sivil yerleşim alanları üzerindeki askeri baskının artacağının işareti olarak değerlendiriliyor.
NETANYAHU'NUN "LÜBNAN" KARARLILIĞI
İsrail basınına yansıyan bilgilere göre Başbakan Binyamin Netanyahu, ABD Başkanı Donald Trump'ın İran'a yönelik saldırıların durdurulması talebini kabul etmesine karşın, Lübnan operasyonları konusunda geri adım atmıyor. İsrail ordusunun Lübnan'daki saldırılarını "tüm gücüyle" sürdürme stratejisi, ateşkesin önündeki en büyük engellerden biri haline gelmiş durumda. Bu durum, diplomatik kanalların tıkandığı ve askeri çözümlerin öne çıkarıldığı bir sürece işaret ediyor.





