Uluslararası jeopolitik analizlerin merkezi olan Washington merkezli Demokrasileri Savunma Vakfı (FDD) ve ABD yönetiminin koridorlarından sızan raporlar, Ortadoğu'da dengeleri altüst edecek gizli bir anlaşmayı gün yüzüne çıkardı. ABD ile İran arasında geçtiğimiz Haziran ayında kapalı kapılar ardında imzalandığı iddia edilen gizli "Savaş Mutabakat Muhtırası" (MOU), bu hafta bölgede yaşanan kritik gelişmelerle birlikte tarihinin en büyük testinden geçiyor. Bölgedeki askeri hareketlilik, gizli diplomasinin sınırlarını zorluyor.
HÜRMÜZ BOĞAZI'NDA ASKERİ BASKI YETERSİZ KALIYOR
Küresel enerji koridorunun en kritik noktası olan Hürmüz Boğazı'ndaki düğüm, askeri tırmanışla çözülemez bir boyuta ulaştı. Uluslararası analistler, bölgedeki karmaşık yapının sadece tek taraflı askeri baskı formülleriyle çözülemeyeceğini vurguluyor. Washington’ın, İran'ın bölgedeki tarihsel kırmızı çizgilerini ve paramiliter ağlar üzerinden kurduğu nüfuz alanını tamamen göz ardı ederek boğaz güvenliğini kalıcı olarak sağlayamayacağı ifade ediliyor. Diplomatik kaynaklar, sahada caydırıcılık yerine tarafların birbirinin etki alanına saygı duyması gerektiği görüşünde birleşiyor.
UMMAN'IN "HÜRMÜZ GEÇİŞ ÜCRETİ PLANI" RİYAD VE WASHINGTON'I BÖLDÜ
Krizin ekonomi-politik ayağında ise Umman Sultanlığı'ndan ezber bozan bir hamle geldi. Umman, Hürmüz Boğazı'ndan geçiş yapacak uluslararası ticari gemiler için yeni bir "Hürmüz Geçiş Ücreti Planı" (Hormuz Fee Plan) önerdi. Bu stratejik teklif, Washington ile Riyad hattında adeta bomba etkisi yarattı. Bölgesel liderlik ve enerji ticaretinin kontrolü noktasında ABD ile Suudi Arabistan arasında derin bir fikir ayrılığı ve çatlak oluştuğu, tarafların hamle konusunda uzlaşamadığı belirtiliyor.
BEYAZ SARAYDA VANCE VE RUBIO ARASINDA DERİN GÖRÜŞ AYRILIĞI
Sızan raporların en çarpıcı bölümlerinden biri ise ABD yönetiminin zirvesindeki vizyon çatışmasını ortaya koyuyor. Beyaz Saray'da, İran ve Lübnan'a yönelik izlenecek stratejiler konusunda Başkan Yardımcısı JD Vance ile Dışişleri Bakanı Marco Rubio arasında çok ciddi bir görüş ayrılığı yaşandığı bildiriliyor. Vance'in daha temkinli ve doğrudan çatışmadan kaçınan bir doktrini savunduğu, Rubio'nun ise daha şahin ve baskıcı bir çizgiyi dayattığı konuşuluyor.
Resmi makamlar ve hükümet sözcüleri yönetim içerisindeki bu derin bölünmeyi kesin bir dille yalanlasa da, Washington kulislerinde bu iddiaların yankıları büyümeye devam ediyor. Ortadoğu’daki yeni düzen arayışı, aktörlerin kendi iç çekişmeleriyle yeni bir evreye evriliyor.



