Ankara'nın ev sahipliğinde gerçekleştirilen NATO Zirvesi, yalnızca diplomatik temaslarla değil savunma sanayii, teknoloji, ortak üretim ve yatırım başlıklarıyla da dikkat çekti. Zirve kapsamında NATO Savunma Sanayii Forumu'nda 50 milyar avronun üzerinde yeni savunma tedarik ve sanayi anlaşmaları duyurulurken, savunma üretiminin artırılması, ortak üretim modelleri ve teknoloji yatırımları ön plana çıktı. Ayrıca NATO, sanayi iş birliklerini hızlandırmak amacıyla yeni platformlar ve üretim kapasitesini artırmaya yönelik girişimlerini de duyurdu.
Konuyu TÜRKİNFORM'a değerlendiren İstanbul Arel Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Cüneyt Dirican, zirvenin Türkiye açısından yalnızca diplomatik değil ekonomik anlamda da önemli fırsatlar sunduğunu söyledi.
"NATO EKONOMİLERİ DÜNYANIN EN BÜYÜK EKONOMİK GÜÇLERİ ARASINDA"
NATO'nun küresel ekonomik büyüklüğüne dikkat çeken Dirican, Türkiye'nin böylesine büyük bir ekonomik blokla aynı masada bulunmasının önemli olduğunu belirterek şunları söyledi:
"1949'da 12 kurucu üyeyle kurulan NATO bugün 32 üyeye ulaştı. Bu ülkelerin toplam ekonomik büyüklüğü yaklaşık 60 trilyon dolar seviyesinde. Bu büyüklük Çin ve Rusya ekonomilerinin toplamının yaklaşık üç katına karşılık geliyor. Dolayısıyla burada alınan kararlar yalnızca güvenlik politikalarını değil küresel ekonomiyi de doğrudan etkiliyor."
"SAVUNMA HARCAMALARI EKONOMİK BÜYÜMENİN DE PARÇASI HALİNE GELİYOR"
NATO'nun savunma harcamalarını artırma hedefinin ekonomik etkilerine değinen Dirican, özellikle Gayri Safi Yurt İçi Hasıla'nın yüzde 5'ine ulaşılması hedefinin savunma sanayiinde büyük bir hareketlilik oluşturacağını ifade etti.
"Bugün yüzde 2 savunma harcaması hedefini karşılayabilen ülkelerin sayısı oldukça sınırlı. Türkiye uzun süredir bu hedefi karşılayan ülkeler arasında yer alıyor. 2035 yılı için yüzde 5 hedefi konuşuluyor. Avrupa ülkeleri bunu gerçekleştirmekte bütçe açıkları, yaşlanan nüfus ve yüksek sosyal harcamalar nedeniyle zorlanacaktır."
"TÜRKİYE ULUSLARARASI SERMAYE İÇİN GÜÇLÜ ADAY"
Dirican, son dönemde Türkiye'nin ev sahipliği yaptığı uluslararası organizasyonların yabancı yatırımcı açısından önemli mesajlar verdiğini belirterek şu değerlendirmede bulundu:
"COP31, Uluslararası Uzay Kongresi, NATO Zirvesi ve uluslararası organizasyonlar bana 1990'lı yılların başında Körfez'de oluşan yeni ekonomik düzeni hatırlatıyor. İran merkezli jeopolitik risklerin ardından finansal piyasalarda yeni bir merkez arayışı başladı. Bu noktada İstanbul önemli adaylardan biri olarak öne çıkıyor. Türkiye'nin uluslararası yatırımlardan daha fazla pay alabileceğine ilişkin olumlu sinyaller görüyoruz."
"YATIRIMCI İÇİN ZİRVE YETERLİ DEĞİL"
Bununla birlikte yalnızca uluslararası organizasyonların yatırım çekmeye yetmeyeceğini vurgulayan Dirican, yatırım ortamının güçlendirilmesinin önemine dikkat çekti.
"Sermaye, yatırım yapacağı ülkelerde öngörülebilirlik, hukuki güvence ve ekonomik istikrar arar. Türkiye'nin sahip olduğu jeopolitik avantaj önemli ancak yatırımcıların beklediği ekonomik koşulların da güçlü şekilde oluşturulması gerekiyor."
"SAVUNMA SANAYİİ TÜRKİYE İÇİN YENİ FIRSATLAR SUNUYOR"
NATO'nun savunma sanayiine yönelik yeni yatırımlarının Türkiye açısından önemli fırsatlar oluşturacağını belirten Dirican, bu sürecin yalnızca savunma şirketlerini değil birçok sektörü etkileyeceğini söyledi.
"Savunma sanayiine ayrılan bütçelerin artması; yan sanayiden teknoloji transferine, organize sanayi bölgelerinden üniversite-sanayi iş birliklerine kadar geniş bir ekosistemi harekete geçirecektir. Bunun finansman tarafında sermaye piyasalarına ve Borsa İstanbul'da faaliyet gösteren savunma şirketlerine de olumlu yansımaları olabilir."
NATO ZİRVESİNDE EKONOMİK BAŞLIKLAR ÖNE ÇIKTI
Ankara Zirvesi'nde savunma sanayi üretimini artıracak çok sayıda yeni girişim duyuruldu. NATO Savunma Sanayii Forumu'nda 50 milyar avroyu aşan yeni savunma anlaşmaları açıklanırken, ortak üretim, hava savunma sistemleri, insansız sistemler, gözetleme platformları ve tedarik zincirlerinin güçlendirilmesine yönelik projeler öne çıktı. NATO ayrıca sanayi ile iş birliğini hızlandıracak "NATO Front Door for Industry" ve üretim kapasitesini artırmayı hedefleyen "NATO Engine" girişimlerini başlattı.
"EKONOMİYE OLUMLU YANSIYACAĞINI UMUYORUZ"
Savunma harcamalarının ekonomik etkisinin farklı yönleriyle değerlendirilmesi gerektiğini belirten Dirican sözlerini şöyle tamamladı:
"Savunma sanayi harcamalarının ekonomik büyümeye katkı sağlayacağı açık. Yan sanayi, teknoloji, istihdam ve üretim tarafında önemli kazanımlar oluşturabilir. Biz bütün bu gelişmeleri Türkiye ekonomisini olumlu etkileyecek bir perspektiften görmek istiyoruz ve inşallah sonuçları da bu yönde olur."








