Ankara sokaklarında yaptığımız röportajda yönelttiğimiz 'Bugün 20 yaşında olmak mı, yoksa 60 yaşında olmak mı daha zor?' sorusu, ülkenin içinde bulunduğu ekonomik durumun ve toplumsal psikolojinin bir özetini sunuyor. Gençler gelecek kaygısıyla boğuşurken, emekliler hayatta kalma mücadelesi veriyor.

Sokağın nabzını tuttuğumuzda karşımıza çıkan tablo, her iki yaş grubunun da kendine has zorluklarla mücadele ettiğini gösteriyor. Vatandaşların ifadelerinde, ekonomik şartların yanı sıra geleceğe dair kaygılar da sıkça dile getiriliyor.

Bir yanda "tahsilli işsizler ordusu" olarak nitelendirilen ve ev sahibi olma hayalleri tamamen ellerinden alınan 20'li yaşlar... Diğer yanda ise Avrupa'daki yaşıtları dünyayı gezerken, park köşelerinde veya kahvehanelerde gün geçirmeye mahkum edilen 60 yaş üstü emekliler... Sokağa göre her iki yaş grubunun da yükü ağır. Ancak genel anlamda gençlerin umutsuzluğu gözlemlendi.

"TAHSİLLİ İŞSİZLER ORDUSU" VE KAYBOLAN UMUTLAR

Mikrofon uzattığımız birçok vatandaş, 20 yaşında olmanın günümüz şartlarında çok daha zor olduğu konusunda hemfikir. Gençlerin üniversite veya sanat okullarından mezun olmalarına rağmen iş bulamadıkları belirtiliyor. Bu durum sokağın diline "tahsilli işsizler ordusu" olarak yansımış durumda.

Gençleri en çok zorlayan konuların başında ekonomik çıkmazlar ve gelecek kaygısı geliyor. Geçmiş yıllara kıyasla gençlerin alım gücündeki dramatik düşüş şu sözlerle ifade ediliyor:

  • Geçmişte gençlerin 5-10 yıl çalışarak ev sahibi olma hayali kurabildikleri vurgulanıyor.

  • Ancak günümüzde 100 yıl bile düşünseler bir ev sahibi olmalarının mümkün görülmediği belirtiliyor.

  • Vatandaşlar, asgari ücretin 28 bin lira olduğu bir düzende genç olmanın çok büyük bir zorluk olduğunu ifade ediyor.

Eğitim hayatını tamamlayan gençlerin, kendi alanlarında iş bulamadıkları için kafelerde çalışmak zorunda kaldıkları da sokakta en çok dile getirilen sorunlar arasında yer alıyor.

Sokak Röp. 20 60 Yaş

AVRUPALI EMEKLİ DÜNYAYI GEZİYOR, BİZİMKİLER PARKTA OTURUYOR

Konu 60 yaşına geldiğinde ise tablo hastalıklara ve geçim sıkıntısına dönüyor. Emekli maaşlarının yetersizliği nedeniyle 60 yaşındaki bireylerin ikinci bir iş arayışına girmek zorunda kaldıkları belirtiliyor.

Avrupa ile Türkiye arasındaki emeklilik standartları uçurumu, bir vatandaşın şu çarpıcı kıyasıyla gözler önüne seriliyor:

  • Avrupa'da insanların 69 yaşında emekli olmalarına rağmen dünyayı gezebildikleri ifade ediliyor.

    Büyükelçi Balkan: "Türkiye, Avrupa savunmasının ayrılmaz bir parçasıdır"
    Büyükelçi Balkan: "Türkiye, Avrupa savunmasının ayrılmaz bir parçasıdır"
    İçeriği Görüntüle
  • Türkiye'de ise emeklilerin memleketlerine giderken bile bütçe açığını nasıl kapatacaklarını düşünmek zorunda kaldıkları söyleniyor.

  • Emeklilerin aldığı "üç kuruş" maaşın bir günde tükendiği ve günü açlıkla tamamladıkları belirtiliyor.

  • Pek çok emeklinin sosyalleşme imkanı bulamadığı için kahvehanelerde veya parklarda oturarak vakit geçirdiği vurgulanıyor.

SAĞLIK MI, GELECEK Mİ?

Röportajlarda, 20 yaşında olmanın en belirgin avantajı olarak fiziksel enerji ve sağlık durumu öne çıkarılıyor. Vatandaşların ifadelerinde, 60 yaşından sonra hastalıkların başladığı, sosyal hayatta çeşitli zorluklarla karşılaşıldığı ve ölüm düşüncesinin daha sık gündeme geldiği belirtiliyor.

Gençlik döneminin hastalıklardan uzak olduğu ve hayatın tadının çıkarılabileceği görüşüne karşılık, ekonomik koşulları gerekçe göstererek bu duruma itiraz edenler de bulunuyor. Röportaja katılan bir vatandaşın, "20 yaşındaki onca süre nasıl yaşasın bu şartlarda? Yaşayabilecek insan gelsin elini öpeyim" şeklindeki sözleri, gençlerin günümüzde yaşadığı zorluklara dair vatandaşın bakış açısını yansıtıyor. Genel değerlendirmeler, mikrofona konuşan vatandaşların gözünde hem ileri yaşların hem de gençlik döneminin mevcut şartlarda kendine özgü zorluklar barındırdığını gösteriyor.

Muhabir: Almila İrem Kerküklü