Türkiye’de son dönemde en fazla tartışılan siyasi ve hukuki başlıklardan biri haline gelen “Terörsüz Türkiye” süreci kapsamında hazırlanacağı belirtilen çerçeve yasa tartışmaları devam ediyor. Düzenlemenin kapsamı, hangi kesimleri kapsayacağı ve Meclis’te nasıl bir süreç izleneceği kamuoyunda merak edilirken, hukukçular da sürecin anayasal sınırları ve demokratik hukuk devleti ilkeleri açısından değerlendirmelerini sürdürüyor.
Avukat Hatice Yıldız, Türkinform’a yaptığı açıklamalarda çerçeve yasa sürecinin yalnızca hukuki bir düzenleme olmadığını, aynı zamanda toplumsal uzlaşı ve siyasal katılım açısından da ele alınması gerektiğini söyledi.
Yıldız, iktidar kanadının süreci “devlet aklıyla yürütülen bir çalışma” olarak tanımlamasına ilişkin dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu.
“DEVLET AKLI NEDİR? KİMSE BUNA TATMİN EDİCİ BİR CEVAP VEREMİYOR”
Süreçte sıkça kullanılan “devlet aklı” kavramının açıklığa kavuşturulması gerektiğini belirten Yıldız, bu ifadenin kamuoyunda birçok soru işaretine neden olduğunu söyledi. Yıldız, “Devlet aklı nedir? Kimse buna tatmin edici bir cevap veremiyor. Bu ifade, iktidarlardan bağımsız, devletin temel politikalarını belirleyen başka bir mekanizma olduğu izlenimi oluşturuyor” değerlendirmesinde bulundu.
Türkiye’de iktidarların değişebildiğini ancak devlet politikalarının devamlılık gösterebildiğini belirten Yıldız, bu kavramın daha açık şekilde tanımlanması gerektiğini ifade etti. Yıldız, geçmiş dönemlerde yaşanan çatışmalı süreçlere dikkat çekerek şu değerlendirmede bulundu:
“Eğer böyle bir devlet aklı varsa, bugüne kadar neden beklendi? Bu kadar can ve mal kaybı neden yaşandı? Daha önce farklı söylemler kullanan siyasi aktörlerin bugün farklı bir noktaya gelmesinin sebepleri nelerdir? Bu sorular toplum tarafından soruluyor.”

“SÜRECİN ŞEFFAF YÜRÜTÜLMESİ TOPLUMSAL KABUL AÇISINDAN ÖNEMLİ”
Çerçeve yasa hazırlığının kamuoyuna yeterince açık şekilde aktarılmadığı yönündeki eleştirileri değerlendiren Yıldız, bu eleştirilerin sürecin amacından çok yöntemine ilişkin olduğunu söyledi. Yıldız, “Terörün sona ermesi, toplumsal barışın sağlanması fikrine karşı çıkan bir kesim olduğunu düşünmüyorum. Buradaki temel tartışma, sürecin nasıl yürütüldüğü ve toplumun ne kadar bilgilendirildiği noktasında yoğunlaşıyor” dedi.
Sürecin yalnızca belirli aktörler arasında ilerlemesinin soru işaretlerine neden olabileceğini belirten Yıldız, “Böylesine tarihsel ve tüm toplumu ilgilendiren bir süreç daha şeffaf, daha katılımcı yürütülmelidir. Aksi halde hukuki bir düzenleme yapılsa bile toplumsal karşılığının oluşması zorlaşabilir” ifadelerini kullandı.
“DEM PARTİ’NİN BİLE TASLAĞI GÖRMEDİĞİ YÖNÜNDEKİ İDDİALAR SORU İŞARETİ OLUŞTURUYOR”
Çerçeve yasa taslağının içeriğine ilişkin belirsizliğe dikkat çeken Yıldız, kamuoyunda tartışılan bazı noktaların açıklığa kavuşturulması gerektiğini söyledi. Yıldız, “Sürecin önemli aktörlerinden biri olan DEM Parti milletvekillerinin dahi yasa taslağını tam olarak bilmediklerine yönelik açıklamalar kamuoyuna yansıdı. Böyle bir durumda toplumun diğer kesimlerinin sürece ilişkin soru sorması kaçınılmazdır” dedi.
Bir hukuk düzenlemesinin demokratik meşruiyetinin yalnızca Meclis çoğunluğuyla değil, aynı zamanda şeffaflık ve toplumsal kabul ile güçlendiğini ifade eden Yıldız, “Yasal düzenlemeler toplumdan kopuk şekilde hazırlanamaz” ifadelerini kullandı.
“MECLİS’İN ROLÜ TARTIŞMANIN MERKEZİNDE OLMALI”
Çerçeve yasa gibi önemli bir düzenlemenin TBMM’de görüşüleceğini hatırlatan Yıldız, yasama yetkisinin Meclis’e ait olduğunu vurguladı. Yıldız, “Anayasamıza göre yasama yetkisi Türkiye Büyük Millet Meclisi’nindir. Elbette hükümetlerin ve iktidarların yasa hazırlama süreçlerinde rolü vardır ancak Meclis’in tüm siyasi partileriyle birlikte sürecin merkezinde olması gerekir” dedi.
Kanunların Meclis’ten geçmesi için gerekli çoğunluğa ilişkin de bilgi veren Yıldız, mevcut sandalye dağılımının ve siyasi dengelerin sürecin önemli unsurlarından biri olduğunu ifade etti.
“SALT ÇOĞUNLUKLA YASA ÇIKARILABİLİR ANCAK TOPLUMSAL UZLAŞI DAHA ÖNEMLİDİR”
TBMM’de bir kanunun kabul edilmesi için gerekli oy sayısına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Yıldız, mevcut durumda Meclis’te 600 yerine çeşitli nedenlerle 592 milletvekili bulunduğunu belirtti. Yıldız, “Kanunların kabulü için toplantı ve karar yeter sayıları önemlidir. Ancak böylesine kritik bir düzenlemede mesele yalnızca sayısal çoğunluk değildir. Toplumun geniş kesimlerinin desteği ve ikna edilmesi de gerekir” ifadelerini kullandı.
“SİYASİ PARTİLERİN KIRMIZI ÇİZGİLERİ ZAMAN İÇİNDE DEĞİŞEBİLİYOR”
Siyasi partilerin süreçte dile getirdiği “kırmızı çizgiler” konusunda da değerlendirme yapan Yıldız, siyasi tarihte birçok yaklaşımın zaman içerisinde değiştiğini söyledi. Yıldız, “Siyasi tarihte ‘kırmızı çizgi’ olarak ifade edilen pek çok konu, şartların değişmesiyle farklı şekilde ele alınmıştır. Küresel ve bölgesel gelişmeler, ülkelerin politikalarında değişikliklere neden olabilir” dedi.
Ancak hukuki düzenlemelerin geçici siyasi dengelerden bağımsız olarak hukuk devleti ilkelerine dayanması gerektiğini belirten Yıldız, “Hazırlanacak düzenlemenin temel ölçütü Anayasa, hukuk güvenliği ve insan hakları olmalıdır” ifadelerini kullandı.
“BARIŞ HEDEFLENİYORSA HUKUK GÜVENİ KORUNMALI”
Sürecin sonunda hedeflenen toplumsal barışın ancak hukuki güven duygusuyla mümkün olabileceğini belirten Yıldız, yapılacak düzenlemenin herkese eşit uygulanmasının önemine dikkat çekti. Yıldız, “Barış ve toplumsal huzur hedefleniyorsa bunun zemini hukuk olmalıdır. Hukuk güveninin olmadığı bir düzenlemenin uzun vadeli toplumsal karşılık bulması mümkün değildir” dedi.
Çerçeve yasa tartışmalarının önümüzdeki dönemde de devam edeceğini belirten Yıldız, sürecin sadece siyasi aktörlerin değil, toplumun tamamının dikkatle takip ettiği bir aşamada olduğunu ifade etti.





