Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Merkez Yönetim Kurulu (MYK), Merkez Disiplin Kurulu (MDK) üyeleri ve milletvekillerinin katılımıyla gerçekleştirilen toplantının ardından açıklamalarda bulundu. Türkiye’nin iç ve dış gündemine ilişkin değerlendirmeler yapan Bahçeli, partisinin 15. Olağan Büyük Kurultayı’nın tarihini de duyurdu. İl ve ilçe kongrelerinin tamamlandığını belirten Bahçeli, kurultay sürecine ilişkin şu ifadeleri kullandı:
“Milliyetçi Hareket Partisi, köklü tarihinden aldığı güç, zamanla edinmiş olduğu önemli tecrübelerle ile milletinden aldığı emanete duyduğu sarsılmaz sorumlulukla, Türkiye’nin geleceğine yürüyüşünü kararlılıkla sürdürmektedir. Olağan Kongre süreci için, il ve ilçe kongrelerimizi büyük bir olgunluk, birlik ve kardeşlik iklimi içerisinde tamamlamış bulunuyoruz. 22 Ekim tarihinde gerçekleştirilen İl Başkanları Toplantımızın ardından, bugün Merkez Yönetim Kurulu ve Merkez Disiplin Kurulu üyelerimizin ve milletvekillerimizin katılımıyla gerçekleştirdiğimiz toplantıda; ülkemizde ve bölgemizde meydana gelen siyasi, sosyal ve jeopolitik gelişmeler bütün yönleriyle ele alınmış, Türkiye’nin önündeki fırsatlar ve karşı karşıya bulunduğu meseleler kapsamlı biçimde değerlendirilmiştir.” Kurultay tarihini de açıklayan Bahçeli, “Bu anlayış ve sorumlulukla, Partimizin 15. Olağan Büyük Kurultayı’nın 7 Şubat 2027 Pazar günü gerçekleştirilmesi kararlaştırılmıştır” dedi.

“TÜRKİYE’NİN BEKASI TEMEL MESELEMİZDİR”
Türkiye’nin geleceği, milli birlik ve beraberlik ile devletin bağımsızlığına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Bahçeli, MHP’nin siyasi sorumluluğunun bu başlıklar etrafında şekillendiğini ifade etti. Bahçeli, partisinin önceliklerini şu sözlerle dile getirdi:
“Milliyetçi Hareket Partisi, tarih boyunca taşıdığı milli sorumluluğun şuuruyla, dün olduğu gibi bugün de Türkiye’nin bekasını, milletimizin huzur ve refahını, devletimizin bağımsızlığını ve Türk dünyasının birlik ve dirliğini temel mesele olarak görmektedir. Bizim yürüyüşümüz, aziz milletimizin iradesinden beslenen, Türk milletinin tarihinden güç alan ve Türkiye’nin geleceğine yönelen kutlu bir yürüyüştür. Milliyetçi Hareket Partisi, milleti tarafından kendisine tevdi edilen sorumluluğun gereğini yerine getirmekten hiçbir şart altında geri durmayacaktır. Türkiye’nin önündeki her türlü engelin aşılması, milli birlik ve beraberliğimizin daha da güçlendirilmesi, ülkemizin bölgesel ve küresel ölçekte daha güçlü bir konuma taşınması ve Türk dünyasının ortak geleceğinin inşası için çalışmalarımızı kararlılıkla sürdüreceğiz.”
Bahçeli, MHP’nin siyasi çizgisine ilişkin açıklamasında ise “Milliyetçi Hareket Partisi, dün olduğu gibi bugün de milletinin emrinde, Türkiye’nin hizmetinde ve Türk milletinin istikbalinin yanındadır” ifadelerini kullandı.
“TÜRKİYE STRATEJİK KUŞATMAYA MARUZ BIRAKILMAK İSTENİYOR”
Bahçeli, Türkiye’nin yakın coğrafyasındaki gelişmelere ilişkin değerlendirmesinde Akdeniz havzası, Kuzey Afrika, Orta Doğu, Kafkasya ve Türkistan hattındaki jeopolitik hareketliliğe dikkat çekti. Türkiye’nin milli güvenliği ve egemenlik hakları bakımından bölgedeki gelişmelerin önem taşıdığını belirten Bahçeli, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:
“Türkiye’nin Akdeniz havzasındaki komşuları ve yakın çevresi üzerinden çok yönlü bir stratejik kuşatmaya maruz bırakılmak istendiğini dikkatle takip ediyoruz. Doğu Akdeniz’den Kuzey Afrika’ya, Orta Doğu’dan Kafkasya’ya ve Türkistan’a uzanan geniş jeopolitik sahada yaşanan gelişmeler, Türkiye’nin milli güvenliğini, egemenlik haklarını ve bölgesel sorumluluklarını doğrudan ilgilendirmektedir. Türkiye Cumhuriyeti, güçlü devlet geleneği, kurumsal hafızası ve devlet tecrübesiyle karşı karşıya bulunduğu gelişmeleri bütün boyutlarıyla değerlendirmekte, ihtiyaç duyulan tedbirleri zamanında almakta, milli menfaatlerini koruma iradesini kararlılıkla ortaya koymaktadır.”
Türkiye’nin bölgesel gelişmeler karşısında edilgen bir konuma sürüklenmesine yönelik girişimlere de değinen Bahçeli, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Türkiye’yi kendi coğrafyasında edilgen bir konuma sürüklemek, hareket alanını daraltmak ve bölgesel gelişmelerin dışında tutmak isteyen hesaplar, devletimizin tarihi birikimini ve milletimizin iradesini hesaba katmak zorundadır. Bizim coğrafyamızla kurduğumuz bağ, yalnızca haritalarla ve sınırlarla açıklanabilecek bir bağ değildir.”
Bahçeli, Türkiye’nin güvenliğini koruma, milli haklarını savunma ve bölgesel istikrara katkı sağlama iradesine sahip olduğunu belirterek uluslararası hukuk ve meşruiyet çerçevesinde hareket edilmesinin önemine işaret etti.

LİBYA İLE DENİZ YETKİ ALANLARI MUTABAKATINA VURGU
Bahçeli’nin açıklamasında Libya ile Türkiye arasında deniz yetki alanlarının sınırlandırılmasına ilişkin mutabakat da yer aldı. Libya Temsilciler Meclisinin mutabakatı onaylamasını değerlendiren Bahçeli, gelişmenin Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki hakları ve bölgesel iş birliği açısından önem taşıdığını ifade etti. Bahçeli, konuya ilişkin şu değerlendirmede bulundu:
“Öte yandan; Libya ile deniz yetki alanlarının sınırlandırılmasına ilişkin mutabakatın Libya Temsilciler Meclisi tarafından onaylanması, Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki meşru hakları ve bölgesel iş birliği bakımından önemli bir gelişmedir. Bu gelişmenin bazı çevrelerde rahatsızlık meydana getirmesi, Doğu Akdeniz’deki çıkar mücadelelerinin ve nüfuz hesaplarının mahiyetini bir kez daha ortaya koymuştur. Türkiye, uluslararası hukuktan doğan haklarını korumakta, deniz yetki alanlarındaki meşru menfaatlerini savunmakta ve kendi geleceği hakkında başkalarının karar vermesine müsaade etmemektedir.”
Türkiye’nin diplomatik, hukuki ve siyasi araçlarını kullanarak milli menfaatlerini savunduğunu belirten Bahçeli, ülkenin güvenliğini ilgilendiren konularda sorumluluklarını yerine getirdiğini kaydetti.
TÜRK DÜNYASI ZİRVESİNE DİKKAT ÇEKTİ
Bahçeli, Türk devletleri arasındaki ilişkilerin yalnızca siyasi projeler ve jeopolitik hesaplarla değerlendirilemeyeceğini belirterek Türk dünyasının geleceğinde karşılıklı güven, egemenlik ve eşit ortaklık ilkelerinin önem taşıdığını ifade etti. Türk Devletleri Teşkilatı Zirvesi’ne de değinen Bahçeli, şu açıklamayı yaptı:
“Diğer taraftan, Türkiye’yi Türk dünyasından ayrı değerlendiren, Türkiye’siz bir Türk dünyası hesabını hayata geçirmeye çalışan yaklaşımları da dikkatle izliyoruz. Türk devletleri arasındaki ilişkiler, dışarıdan kurgulanacak siyasi projelere, jeopolitik hesaplara ve ayrıştırıcı tasarımlara indirgenemeyecek kadar derin bir tarihi zemine sahiptir. Türk dünyasının geleceği; bağımsız devletlerimizin egemenliğine, karşılıklı saygıya, eşit ortaklığa, güvene ve kardeşlik hukukuna dayanmaktadır. Önümüzdeki hafta Ankara’da gerçekleştirilecek Türk Devletleri Teşkilatı Zirvesi, işte bu tarihi sorumluluğun ve ortak gelecek iradesinin önemli bir tezahürü olacaktır.”
Türk devletleri arasındaki dayanışmanın güçlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Bahçeli, bu birlikteliğin karşılıklı güven temelinde sürdürülmesinin önemine dikkat çekti.

BAHÇELİ’DEN TÜRKİYE-AZERBAYCAN İLİŞKİLERİ MESAJI
Bahçeli, Türkiye ile Azerbaycan arasındaki ilişkilerin tarihi ve stratejik önemine ilişkin değerlendirmelerinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’i Ankara’da yapılacak zirveye davet etmesine de değindi. Bahçeli, davetin iki ülke arasındaki ilişkilerin korunması bakımından önem taşıdığını belirterek şu ifadeleri kullandı:
“Sayın Cumhurbaşkanımızın Azerbaycan Cumhurbaşkanı Sayın İlham Aliyev’i Ankara’daki zirveye davet etmesi, Türkiye-Azerbaycan ilişkilerinin taşıdığı tarihi ve stratejik değerin muhafazası bakımından ayrıca önemlidir. Türkiye ile Azerbaycan arasındaki bağlar, günlük siyasi gelişmelerin ve geçici anlaşmazlıkların ötesinde ortak tarih, dil, kültür, karşılıklı güven ve milletimizin gönül birliği üzerinde yükselmektedir.”
Devletler arasında farklı değerlendirmelerin ve çözüm bekleyen meselelerin ortaya çıkabileceğini kaydeden Bahçeli, bu sorunların doğrudan diyalog ve karşılıklı anlayışla çözülmesi gerektiğini ifade etti. Bahçeli, Türkiye-Azerbaycan ilişkilerinin geleceğine ilişkin mesajını şu sözlerle sürdürdü:
“Devletler arasında farklı değerlendirmeler ve çözüm bekleyen meseleler elbette ki ortaya çıkabilir. Asıl önemli olan, bu meseleleri kardeşlik hukukunu zedelemeden, karşılıklı anlayış ve doğrudan diyalog yoluyla çözüme kavuşturacak iradeyi gösterebilmektir. Türkiye ile Azerbaycan’ın birbirine duyduğu güvenin korunması; iki devlet arasındaki dayanışmanın sürdürülmesi ve Türk dünyasının müşterek geleceğinin güvence altına alınması bakımından vazgeçilmezdir.”
EKONOMİK VE SOSYAL SORUNLARA DA DEĞİNDİ
Bahçeli, Türkiye’nin sosyal ve ekonomik sorunlarına ilişkin değerlendirmelerde de bulundu. Ülkenin sorunlarını çözümsüzlüğe mahkum bir yapıda göstermenin Türkiye’nin devlet tecrübesi ve çözüm üretme kapasitesiyle bağdaşmadığını savunan Bahçeli, kamuoyunun gündemindeki gelişmelerin dikkatle değerlendirilmesi gerektiğini belirtti. Bahçeli, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:
“Bir diğer taraftan; tekrar hatırlatmak isterim ki: Türkiye’nin sosyal ve ekonomik sorunlarının çözümsüzlüğe mahkum edilmiş bir ülke olduğu düşüncesi, Türkiye’nin sahip olduğu devlet tecrübesi, siyasi irade ve çözüm üretme kapasitesiyle bağdaşmamaktadır. Türkiye’de son zamanlarda gündemde tutulmak istenen meselelerin, asıl gelişmeleri gölgelemek ve kamuoyunun dikkatini başka yönlere çevirmek amacıyla kullanıldığını da göz ardı etmiyoruz. Bu nedenle, ülkemizin önceliklerini gölgeleyebilecek her türlü gelişmeyi dikkatle değerlendirmek ve milli meseleler karşısında sorumluluk bilinciyle hareket etmek büyük önem taşımaktadır.”
MHP’nin bu anlayışla hareket ettiğini belirten Bahçeli, Cumhur İttifakı’nın üstlendiği siyasi sorumluluğa ve Türkiye Cumhuriyeti’nin bağımsızlığının korunmasına vurgu yaptı.
“MİLLİ BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZİ GÜÇLENDİRMEK TEMEL ÖNCELİĞİMİZ”
Açıklamasının son bölümünde Türkiye’nin bağımsızlığı, egemenliği, toplumsal huzuru ve Türk dünyasının geleceğine ilişkin mesajlarını yineleyen Bahçeli, partisinin çalışmalarını sürdüreceğini ifade etti. Bahçeli, sözlerini şu ifadelerle tamamladı:
“Bizim için esas olan, Türkiye Cumhuriyeti’nin bağımsızlığını ve egemenliğini korumaktır. Milli birlik ve beraberliğimizi güçlendirmek, milletimizin huzur ve refahını yükseltmek temel önceliklerimiz arasındadır. Türk dünyasının geleceğine kalıcı katkılar sunmak da tarihi sorumluluğumuzun ayrılmaz bir parçasıdır. Milliyetçi Hareket Partisi, Türkiye’nin geçirmiş olduğu kritik süreçlerde edindiği önemli tecrübeleriyle, Türkiye’nin bugünkü meselelerine çözüm üretmeye, geleceğin şartlarını okumaya ve Türk milletinin istikbaline hizmet etmeye devam edecektir. Tarihimizin yüklediği sorumluluğu, milletimizin bize emanet ettiği vazifeyi ve geleceğe karşı taşıdığımız mesuliyeti yerine getirmeyi azim ve kararlılıkla sürdüreceğiz.”
Bahçeli, ortak toplantıya katılan MYK ve MDK üyeleri ile milletvekillerine teşekkür ederek açıklamasını tamamladı.





