Av. Esat Alp Demirkaya nafaka artırım davalarına ilişkin Türkinform'a özel açıklamalarda bulundu. Demirkaya Türkiye'de boşanma ve nafaka tartışmalarının genellikle nafakanın miktarı, süresi ve ödeme yükümlüsüne getirdiği ekonomik sorumluluklar üzerinden yürütüldüğünü belirtti. Ona göre tartışmanın çoğu zaman gözden kaçan bir boyutu daha var. Çocuğun ihtiyaçları artmasına rağmen mevcut iştirak nafakasının güncellenmesi için açılan davalar uzun sürüyor.

KARAR BEKLENİRKEN ÇOCUĞUN İHTİYAÇLARI NE OLACAK?
Demirkaya bir annenin yaşadığı durumu örnek gösterdi. Boşanma sırasında çocuk için belirlenen nafaka aradan geçen yıllarda artan yaşam giderlerini karşılayamaz hale gelmiş. Çocuk kreşe başlamış ve eğitim, ulaşım, beslenme ve bakım masrafları yükselmiş. Anne mevcut nafakanın artırılması için dava açmış. Aradan altı ay geçmesine rağmen dava sonuçlanmamış ve anneye kararın gelecek yılın haziran ayında çıkabileceği söylenmiş.
Demirkaya'ya göre annenin sorusu son derece açık. "Mahkeme karar verinceye kadar çocuğumu nasıl okutacağım, ne yedireceğim, ihtiyaçlarını nasıl karşılayacağım?"
Demirkaya hukuk düzeninin soruya yalnızca "Yargılamanın sonucunu bekleyin" şeklinde cevap vermesinin kabul edilebilir olmadığını vurguladı. Bir çocuk için zaman yetişkinler için olduğundan farklı işliyor. Çocukların eğitim dönemleri, gelişim süreçleri ve temel ihtiyaçları ertelenemiyor.
ÇOCUK İÇİN ÖDENEN NAFAKANIN ADI NE?
Boşanmanın ardından velayeti kendisine verilmeyen anne veya babanın çocuğun bakım ve eğitim giderlerine mali gücü oranında katılmak amacıyla ödediği nafakaya iştirak nafakası deniyor. Demirkaya iştirak nafakasının eski eşe yapılmış kişisel bir yardım veya boşanmanın karşılığı olan bir ödeme olmadığını belirtti. Nafaka doğrudan doğruya çocuğun ihtiyaçlarının karşılanmasına yönelik ve kanundan doğan bir ebeveyn yükümlülüğü.

Türk Medeni Kanunu'nun 327. maddesi çocuğun bakım, eğitim ve korunması için gerekli giderlerin anne ve baba tarafından karşılanacağını düzenliyor. 330. madde ise nafaka miktarının belirlenmesinde çocuğun ihtiyaçları ile anne ve babanın hayat koşullarının ve ödeme güçlerinin göz önünde bulundurulacağını hükme bağlıyor. Demirkaya iştirak nafakasını yalnızca çocuğun yemek masrafıyla sınırlı düşünmenin doğru olmadığını söyledi. Barınma, giyim, sağlık, ulaşım, eğitim ve çocuğun gelişimine uygun sosyal ihtiyaçlar da değerlendirme kapsamına giriyor.
YARGITAY EĞİTİM GİDERLERİNİ VURGULADI
Demirkaya'nın aktardığına göre Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 4 Mart 2026 tarihli kararında iştirak nafakasının çocuğun eğitim giderlerini de kapsadığını özellikle vurguladı. Çocuğun kreşe başlaması, okul giderlerinin yükselmesi veya ihtiyaçlarının önemli ölçüde değişmesi nafaka miktarının yeniden değerlendirilmesini gerektirebiliyor. Ancak giderlerin somut biçimde ortaya konulması ve ebeveynlerin ekonomik güçleriyle birlikte değerlendirilmesi gerekiyor.
![]()
NAFAKA HANGİ DURUMDA ARTIRILABİLİR?
Türk Medeni Kanunu'nun 331. maddesi koşulların değişmesi durumunda hakimin nafaka miktarını yeniden belirleyebileceğini düzenliyor. Demirkaya değişikliğin yalnızca nafaka ödeyen kişinin gelirinin yükselmesiyle sınırlı olmadığını belirtti. Çocuğun büyümesi, eğitim hayatına başlaması, sağlık ihtiyaçlarının artması veya ekonomik koşullar nedeniyle mevcut nafakanın yetersiz kalması da önem taşıyabiliyor. Örneğin üç yaşında bir çocuk için belirlenen nafaka miktarının çocuk okula başladığında aynı ihtiyaçları karşılaması beklenemiyor.
Demirkaya'ya göre uygulamadaki temel sorun nafakanın artırılmasının hukuken mümkün olup olmaması değil. Sorun hakkın ne kadar sürede kullanılabilir hale geldiğinde yatıyor. Mahkemenin çocuğun ihtiyaçlarını ve ebeveynlerin ekonomik koşullarını araştırması elbette gerekli. Öte yandan ekonomik durum araştırmaları, delillerin toplanması, tebligatlar, duruşma aralıkları ve kanun yolu süreçleri nedeniyle yargılama uzadığında gecikmenin sonuçlarını çoğu zaman çocuk ve onun bakımını üstlenen ebeveyn taşıyor.
ALTI AY SONRA VERİLEN KARAR MAĞDURİYETİ GİDERİR Mİ?
Nafaka artırım davalarında artırılan tutar kural olarak dava tarihinden itibaren geçerli olacak biçimde hüküm altına alınıyor. Demirkaya uygulamayı hukuk sisteminin sağladığı önemli bir güvence olarak nitelendirdi. Böylece mahkeme dava tarihinden itibaren doğan nafaka farklarının tahsil edilmesine imkan sağlayabiliyor.
Ancak Demirkaya burada çok önemli bir ayrım bulunduğunu belirtti. Geçmişe yönelik nafaka farkının sonradan tahsil edilebilmesi çocuğun geçmişte karşılanamayan ihtiyaçlarının gerçekten giderildiği anlamına gelmiyor. Altı ay boyunca kreş ücretini ödeyemeyen bir aileye dava sonuçlandığında birikmiş nafaka farklarının ödenmesi elbette ekonomik katkı sağlayacak. Fakat ödeme çocuğun kaçırdığı eğitim günlerini, ertelenen sağlık hizmetlerini veya yetersiz ekonomik imkanlar nedeniyle yaşadığı güçlükleri bütünüyle ortadan kaldıramıyor. Demirkaya'ya göre hukukun yalnızca alacağı hesaplamakla değil ihtiyacın ortaya çıktığı anda korunmasını sağlamakla da ilgilenmesi gerekiyor.
KARAR BEKLENMEDEN GEÇİCİ ÖNLEM ALINABİLİR Mİ?
Demirkaya Türk Medeni Kanunu'nun nafaka yargılamaları için önemli bir hukuki imkan öngördüğünü hatırlattı. Kanunun 332. maddesine göre nafaka davası açıldığında hakim davacının istemi üzerine dava süresince gerekli olan önlemleri alıyor. Düzenleme çocuğun ihtiyaçlarının yargılama boyunca tamamen korumasız bırakılmaması gerektiğine ilişkin açık bir hukuki dayanak oluşturuyor. İştirak nafakasının artırılması talebiyle açılan bir davada da somut olayın koşulları değerlendirilerek çocuğun acil ihtiyaçlarının karşılanmasına yönelik geçici önlemler mahkemeden talep edilebiliyor.
Demirkaya burada da hukuki bir ayrım yapılması gerektiğini vurguladı. Kanunun 332. maddesi devam eden her nafaka artırım davasında istenen yeni tutarın otomatik olarak geçici nafaka şeklinde kabul edileceği anlamına gelmiyor. Mevcut nafaka kararının niteliği, çocuğun belgelenen ihtiyaçları, ebeveynlerin ekonomik durumları ve talep edilen önlemin hukuki koşulları ayrıca değerlendiriliyor.
Öte yandan Demirkaya mahkemenin çocuğun acil ihtiyaçlarının karşılanamadığına ilişkin somut bir başvuruyu yargılamanın sonuna kadar değerlendirmeden bırakmasını çocuk haklarının korunması bakımından ciddi bir sorun olarak gördüğünü söyledi. Demirkaya'nın kanaatine göre nafaka artırım davalarında geçici koruma taleplerinin süratle incelenmesi mevcut hukuki imkanların daha etkin kullanılmasını sağlayacak.
NAFAKA HİÇ ÖDENMİYORSA NE YAPILABİLİR?
Demirkaya iki farklı sorunun birbirinden ayrılması gerektiğini belirtti. Birincisi mevcut nafaka miktarının çocuğun ihtiyaçlarına yetmemesi. Böyle bir durumda iştirak nafakasının artırılması gündeme geliyor. İkincisi ise mahkemece kararlaştırılmış nafakanın hiç ödenmemesi veya eksik ödenmesi. İkinci durumda mevcut nafaka kararına dayanılarak icra takibine başvurulabiliyor.
Kanuni koşulların gerçekleşmesi halinde nafaka kararına uymayan borçlu hakkında İcra ve İflas Kanunu'nun 344. maddesi kapsamında tazyik hapsi yaptırımı da gündeme gelebiliyor. Ancak yaptırım kendiliğinden uygulanmıyor. Demirkaya icra takibi, usulüne uygun tebligat, cari nafaka borcu ve süresinde şikayet gibi koşulların değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Nafakanın artırılmasını beklemek ile halihazırda hükmedilmiş nafakanın tahsilini sağlamak birbirinden farklı hukuki süreçler.
ÇOCUĞUN HAKKI MAHKEME TAKVİMİNE ERTELENEMEZ
Demirkaya nafaka tartışmalarında zaman zaman ödeme yükümlüsünün ekonomik durumuna zaman zaman da nafaka alan eşin taleplerine odaklanıldığını belirtti. Oysa ona göre iştirak nafakasında tartışmanın merkezinde bulunması gereken kişi çocuk. Bir çocuğun beslenmesi, eğitimi, sağlığı ve gelişimi için gereken harcamalar mahkeme kararının kesinleşmesini bekleyemiyor.
Demirkaya amacın nafaka yükümlüsü ebeveyne ekonomik gücünün üzerinde bir sorumluluk yüklemek olmadığını vurguladı. Amaç anne ve babanın çocuklarına karşı kanundan doğan yükümlülüklerini adil biçimde paylaşmalarını sağlamak ve paylaşımın zamanında gerçekleşmesini güvence altına almak.
Demirkaya'ya göre adaletin gecikmesi iştirak nafakası davalarında yalnızca parasal bir kayıp yaratmıyor. Gecikme bazen çocuğun eğitiminden, sağlığından ve geleceğinden kaybedilen zaman anlamına geliyor. Demirkaya nafaka artırım davalarında yargılamanın hızlandırılmasının, geçici önlemlerin daha etkin uygulanmasının ve çocuğun ihtiyaçlarının öncelikli değerlendirilmesinin bir tercih değil hukuk devletinin çocukları koruma yükümlülüğünün gereği olduğunu ifade etti.
"Bir yetişkin alacağını bekleyebilir" diyen Demirkaya bir çocuğa büyümeyi, eğitim almayı veya ihtiyaç duymayı mahkeme kararı verilinceye kadar ertelemesinin söylenemeyeceğini belirtti. Demirkaya'ya göre hukukun görevi yalnızca sonunda haklı olanı belirlemek değil. Özellikle çocuklarda haklı olanın zamanında korunmasını sağlamak da hukukun görevi.




