Sanat eserlerine yönelik ilginin artmasıyla birlikte koleksiyonerlik, sanat yatırımları ve eserlerin maddi değerinin nasıl belirlendiği daha fazla merak ediliyor. Bir sanat eserinin fiyatını yalnızca sanatçının tanınırlığı mı belirliyor? Koleksiyon oluşturmaya başlayanlar nelere dikkat etmeli? Genç sanatçılar, görünürlüğün giderek önem kazandığı sanat dünyasında kalıcı bir yer edinebiliyor mu? Sanat piyasasında ekonomik beklentiler öne çıkarken eserlerin kültürel ve düşünsel değerinin korunması da önem taşıyor.

TÜRKİNFORM'a konuşan, 2009 yılından bu yana sanat sektöründe çalışmalar yürüten Hasan Sarıtaş Gallery'nin Kurucusu ve Küratörü Hasan Sarıtaş, sanat eserlerinin ekonomik değerinden genç yeteneklerin desteklenmesine, galericiliğin sorumluluklarından koleksiyon oluşturmanın inceliklerine kadar birçok konuda değerlendirmelerde bulundu.

SANATA OLAN İLGİSİ GALERİCİLİĞE UZANDI

Sanat dünyasına yönelmesinde, bir görüntünün görünenin ötesinde taşıdığı anlamlara duyduğu merakın belirleyici olduğunu anlatan Hasan Sarıtaş, grafik tasarım eğitiminin bu bakış açısını geliştirdiğini söyledi.

Bir eserin yalnızca nasıl üretildiğiyle değil, hangi koşullarda ve kimlerle buluştuğuyla da ilgilendiğini belirten Sarıtaş, galericiliği sanatçı, eser, izleyici ve koleksiyoner arasında kurulan ilişkilerin sürekliliğini sağlayan bir alan olarak tanımladı.

Hasan Sarıtaş Gallery'yi kurarken farklı sanat pratiklerinin kendi özgünlükleriyle görünür olabileceği bir ortam oluşturmayı hedeflediğini ifade eden Sarıtaş, galerilerin yalnızca sanat eserlerinin sergilendiği mekânlar olmadığını vurguladı.

Yol Arkadaşım 3 ne zaman çıkacak? Şeref ve Onur dönüyor
Yol Arkadaşım 3 ne zaman çıkacak? Şeref ve Onur dönüyor
İçeriği Görüntüle

Bir Tabloyu Değerli Yapan Ne İşte Bilinmeyenn Ayrıntılar

Sarıtaş, galericilik anlayışını şu sözlerle anlattı:

“Bir galerinin kimliği, temsil ettiği sanatçıların yanı sıra sorduğu sorularla, kurduğu ilişkilerle ve zaman içinde oluşturduğu hafızayla belirginleşiyor. Benim için galeri, bu hafızanın birlikte üretildiği bir yer.”

SANAT ESERİ YATIRIM ARACI MI?

Türkiye'de sanat eserlerine yönelik ilginin farklı beklentiler üzerinden şekillendiğini belirten Sarıtaş, sanatın yalnızca yatırım amacıyla değerlendirilmesinin eserin düşünsel ve kültürel yönünü geri plana itebileceğine dikkat çekti.

Bir eseri yaşam alanına dâhil etmek isteyen kişiyle, belirli bir sanatçının çalışmalarını uzun yıllar takip eden koleksiyonerin beklentilerinin birbirinden farklı olabileceğini söyleyen Sarıtaş, sanatla kurulan ilişkinin zaman içerisinde gelişmesinin önemini vurguladı.

Sanat eserlerinin ekonomik bir değere sahip olduğunu ancak bu değerin tek başına belirleyici olmaması gerektiğini ifade eden Sarıtaş, şu değerlendirmede bulundu:

“Sanat eserinin ekonomik değeri, bu ilişkinin bir parçası. Ancak yatırım beklentisi bütün değerlendirmeyi belirlediğinde, eserin düşünsel içeriği ve sanatçının üretim süreci arka planda kalabiliyor. Sanatın değerini yalnızca fiyat hareketleriyle okumak, onun toplumsal hafıza, deneyim ve hayal gücüyle kurduğu bağı daraltıyor.”

Koleksiyonerliğin yalnızca eser satın almaktan ibaret olmadığını belirten Sarıtaş, bir eserin edinilmesinin aynı zamanda sanatçının üretimine katkıda bulunmak ve eserin korunmasına yönelik sorumluluk üstlenmek anlamına geldiğini söyledi.

Bu yönüyle koleksiyonerliğin bireysel bir tercihten çıkarak kültürel hafızanın oluşmasına katkı sağlayabileceğini dile getirdi.

Bir Tabloyu Değerli Yapan Ne İşte Bilinmeyen Ayrıntılarr

GENÇ SANATÇILARIN GÖRÜNÜR OLMASI YETERLİ Mİ?

Türkiye'de genç sanatçıların kendilerini göstermesi ve sanat dünyasında kalıcı bir yer edinmesi konusunu da değerlendiren Sarıtaş, görünürlük ile kalıcılığın birbirinden farklı kavramlar olduğuna dikkat çekti.

Bir sanat eserinin kısa sürede geniş kitlelere ulaşmasının, sanatçının üretimini sürdürebileceği koşulların oluştuğu anlamına gelmediğini belirten Sarıtaş, genç yeteneklerin zamana, çalışma alanına ve eleştirel bir sanat ortamına ihtiyaç duyduğunu ifade etti.

Sarıtaş, “Genç sanatçılar açısından görünürlük ile kalıcılık arasında önemli bir mesafe var. Bir işin hızla dolaşıma girmesi, sanatçının üretimini sürdürebileceği koşulların oluştuğu anlamına gelmiyor” dedi.

Galerilerin genç sanatçıların gelişiminde önemli bir sorumluluk üstlendiğini belirten Sarıtaş, yeni yetenekleri değerlendirirken yalnızca ortaya çıkan esere değil, sanatçının üretim sürecine de odaklandığını anlattı.

Sanatçının kullandığı malzemeyle kurduğu ilişkiyi, biçimsel tercihlerini ve kendi üretimine eleştirel yaklaşabilmesini önemsediklerini belirten Sarıtaş, henüz tamamlanmış bir sanat dili aramadığını söyledi.

Genç sanatçıların gelişebilmesi için deneme yapabilecekleri ve hata yapmaktan çekinmeyecekleri bir ortam oluşturulması gerektiğini vurgulayan Sarıtaş, sanatçıların üretimlerinin belirli beklentilere göre şekillendirilmesinin doğru olmadığını ifade etti.

“Desteklemek, sanatçının üretimini hemen belirli bir beklentiye uyarlamak anlamına gelmemeli. Denemeye, başarısız olmaya ve yön değiştirmeye alan açmak gerekiyor.”

Birr Tabloyu Değerli Yapan Ne İşte Bilinmeyen Ayrıntılar

SANAT ESERİNİN MADDİ DEĞERİ NASIL BELİRLENİYOR?

Sanat piyasasında en fazla merak edilen konulardan biri olan eser fiyatlarına da değinen Hasan Sarıtaş, bir sanat eserinin maddi değerinin yalnızca tek bir ölçüte bağlı olmadığını belirtti.

Sanatçının üretim geçmişi, eserin bu üretim içerisindeki yeri, yapım tarihi, tekniği, boyutu ve özgünlüğünün değerlendirme sürecinde önemli olduğunu söyleyen Sarıtaş, eserin korunma durumunun da fiyat üzerinde etkili olabildiğini ifade etti.

Bunların yanında eserin sergilenme ve yayın geçmişi, sahiplik kayıtları, benzer eserlerin gerçekleşmiş satışları ve piyasadaki talebin sürekliliği de değerlendirmeye dâhil ediliyor.

Sarıtaş, sanat eserlerinin fiyatlandırılmasında tek bir satışın belirleyici kabul edilmemesi gerektiğine dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı:

“Tek bir satış sonucu ya da ilan edilen fiyat, tek başına yeterli bir ölçüt oluşturmaz.”

Bu nedenle sanat eseri satın almayı düşünen kişilerin yalnızca satış fiyatına değil, eserin geçmişine ve sanatçının üretim sürecine de dikkat etmesi gerekiyor.

KOLEKSİYON OLUŞTURACAKLARA ÖNEMLİ TAVSİYELER

Sanat koleksiyonu oluşturmaya yeni başlayan kişilere de önerilerde bulunan Sarıtaş, satın alma sürecinden önce sanat eserlerini tanımaya zaman ayrılması gerektiğini söyledi.

Sergileri ziyaret etmenin, sanatçıların farklı dönemlerdeki çalışmalarını incelemenin ve sanat üzerine araştırma yapmanın daha bilinçli tercihler oluşturabileceğini ifade eden Sarıtaş, koleksiyonerliğin acele edilmemesi gereken bir süreç olduğunu belirtti.

Yeni koleksiyonerlerin başlangıçta çok sayıda eser satın almak yerine kendilerinde düşünsel ve duygusal karşılık bulan eserlere yönelmelerini öneren Sarıtaş, bütçe planlamasının da önemine değindi.

Özellikle eserlerin özgünlük belgelerinin, sahiplik geçmişinin ve koruma koşullarının incelenmesi gerektiğini vurguladı.

Sarıtaş, koleksiyon oluşturma sürecine ilişkin şu değerlendirmede bulundu:

“Başlangıçta çok sayıda eser edinmek yerine, kişiyi uzun süre düşündürebilecek birkaç eserle ilişki kurmak daha anlamlı olabilir.”

Bir koleksiyonun karakterinin zamanla oluştuğunu belirten Sarıtaş, eserler arasındaki ilişkilerin ve farklılıkların koleksiyonerin bakış açısını da yansıttığını ifade etti.

“Koleksiyonu, sahibinin bakışının nasıl değiştiğini kaydeden bir düşünce alanı olarak görüyorum.”

“BİR SERGİNİN ETKİSİ TEK BİR SORUDA SAKLI OLABİLİR”

Galericilik ve küratörlük anlayışında eser ile izleyici arasında kurulan ilişkinin önemli bir yere sahip olduğunu anlatan Hasan Sarıtaş, sanatın yalnızca sergi alanında yaşanan bir deneyim olarak değerlendirilmemesi gerektiğini söyledi.

Bir sanat eserinin izleyicide yeni sorular oluşturabileceğini, alışılmış düşünce biçimlerini değiştirebileceğini ve günlük yaşama farklı bir bakış açısı kazandırabileceğini belirten Sarıtaş, sanatın etkisinin bazen sergi sona erdikten sonra da devam ettiğini ifade etti.

Sarıtaş, “Bir serginin etkisi bazen izleyicinin çıkarken yanında götürdüğü tek bir soruda saklıdır” sözleriyle sanatla kurulan ilişkinin önemini vurguladı.

Galericilikte eserlerin kendi anlatımını oluşturabileceği, sanatçıların araştırmalarını sürdürebileceği ve izleyicilerin yorumlarıyla sürece katılabileceği ortamlar oluşturmayı hedeflediğini belirten Sarıtaş, sanatın düşünmeye ve sorgulamaya alan açması gerektiğini dile getirdi.

Sanatla kurulan ilişkinin derinleşmesinin zaman ve dikkat gerektirdiğini ifade eden Sarıtaş'ın değerlendirmeleri, sanat eserlerinin yalnızca ekonomik karşılıklarıyla değil, oluşturdukları kültürel hafıza, düşünsel etki ve sanatçıyla izleyici arasında kurdukları bağ üzerinden de ele alınması gerektiğini ortaya koyuyor.

Muhabir: Sude Coşgun