Paşinyan, kendisine yöneltilen “Türkiye ve Azerbaycan yanlısı” eleştirilerinin gerçeği yansıtmadığını savunarak, bunun yerine Ermenistan’ın bağımsızlığını ve egemenliğini güçlendirmeyi hedefleyen rasyonel bir devlet aklını temsil ettiklerini söyledi. Ona göre tarihi korkular üzerinden şekillenen siyaset, Ermenistan’ı sürekli kırılgan ve dış müdahalelere açık bir konumda tutuyor. Bu nedenle hükümetin önceliği, bölgeyi ideolojik kalıplarla değil, somut çıkarlar üzerinden okumak.

Paşinyan’ın Karabağ’a ilişkin değerlendirmeleri, bu yaklaşımın en net yansıması oldu. “Karabağ bizimdi, şimdi değil” söyleminin duygusal olduğu kadar tehlikeli bir jeopolitik tuzak olduğunu belirten Paşinyan, bu anlatının Ermenistan’ı uzun vadede yeni çatışmalara sürüklediğini ifade etti. Mart 2025’te Karabağ sorununun devam ettirilmemesi gerektiğini ilan etmesini ise bir geri adım değil, ülkenin hayati çıkarlarının zorunlu bir sonucu olarak tanımladı.

Paşinyan’dan Kritik Açıklama Türkiye Azerbaycan Taşımacılığına Hazırız1

GERİ ADIM DEĞİL, 'ZORUNLULUK'

Bu söylemin ötesinde Paşinyan hükümetinin son yıllarda attığı somut barış adımları da dikkat çekiyor. Bunların başında, Azerbaycan ile yapılan sınır belirleme ve normalleşme görüşmeleri geliyor. Taraflar arasında sınırların büyük ölçüde Sovyet dönemine ait haritalar temelinde tanınması, yıllardır süren belirsizliğin azaltılması açısından önemli bir eşik olarak görülüyor. Ayrıca esir ve tutukluların karşılıklı iadesi, insani düzeyde güven artırıcı adımlar arasında yer aldı.

Ulaştırma ve ticaret alanında atılan adımlar da Paşinyan’ın barış vizyonunun önemli bir parçası. Bağımsızlıktan bu yana ilk kez trenlerin Azerbaycan topraklarından geçerek Ermenistan’a yük taşıması, yalnızca sembolik değil, aynı zamanda ekonomik açıdan da kritik bir gelişme olarak değerlendiriliyor. İki ülke arasında sınırlı da olsa ticaretin başlaması, Güney Kafkasya’da uzun süredir donmuş olan ekonomik damarların yeniden açılabileceğine işaret ediyor.

Erdoğan Ve Paşinyan

Trump'tan Küba'ya uyarı: 'Çok geç olmadan bir anlaşmaya varın'
Trump'tan Küba'ya uyarı: 'Çok geç olmadan bir anlaşmaya varın'
İçeriği Görüntüle

ERİVAN'IN ANKARA FIRSATINI KAÇIRMAYA NİYETİ YOK

Paşinyan’ın barış politikası yalnızca Azerbaycan’la sınırlı değil. Türkiye ile ilişkilerin normalleştirilmesine yönelik süreçte de Erivan yönetimi, diyalog kanallarının açık tutulmasından yana bir tutum sergiliyor. Sınır ticaretine ilişkin yeni düzenlemeler ve e-vize çalışmaları ise bu tutumun önemli bir ayağı. Özel temsilciler üzerinden yürütülen görüşmeler, sınırların açılması ve diplomatik ilişkilerin tesis edilmesi gibi başlıklarda yavaş ilerlese de, Paşinyan bu sürecin Ermenistan’ın ekonomik ve siyasi izolasyonunu kırmak açısından vazgeçilmez olduğunu savunuyor.

Bu politika, Ermenistan’ın geleneksel güvenlik mimarisinde de ciddi bir dönüşümü beraberinde getiriyor. Rusya’ya aşırı bağımlı bir güvenlik anlayışının sorgulanması, Avrupa Birliği ile siyasi ve ekonomik ilişkilerin derinleştirilmesi ve çok yönlü dış politika arayışı, Paşinyan döneminin öne çıkan unsurları arasında. Bu durum, Ermenistan içinde sert muhalefetle karşılaşsa da Paşinyan, tek taraflı bağımlılıkların ülkeyi daha güvensiz hale getirdiğini dile getiriyor.

Başbakan’a göre barış süreci bir ideolojik tercih değil, Ermenistan’ın varlığı ve geleceği açısından zorunlu bir ihtiyaç. Sürekli çatışma ve düşmanlık diliyle ayakta kalmanın mümkün olmadığını savunan Paşinyan, ülkesinin güvenliğinin kalıcı barış, bölgesel entegrasyon ve ekonomik istikrarla sağlanabileceğini öne sürüyor.

Kaynak: Haber Merkezi