ABD Başkanı Donald Trump, Küba'ya yönelik sert uyarılarda bulunarak, Venezuela'dan gelen petrol ve para desteğinin artık kesileceğini duyurdu. Trump, 3 Ocak'ta ABD güçlerinin Venezuela lideri Nicolás Maduro'yu hedef aldığı Karakas operasyonu sonrası odak noktasını Küba'ya çevirmiş durumda.

WSJ açıkladı: ICE polisleri 13 ayrı sivil araca daha ateş açmış
WSJ açıkladı: ICE polisleri 13 ayrı sivil araca daha ateş açmış
İçeriği Görüntüle

Küba'nın uzun yıllardır müttefiki Venezuela'dan günlük ortalama 35.000 varil petrol aldığı tahmin edilirken, Trump yaptığı Truth Social paylaşımında bu akışın sona erdiğini vurguladı. Trump, paylaşımında "Küba uzun yıllar boyunca Venezuela'dan büyük miktarlarda PETROL ve PARA alarak yaşadı. Bunun karşılığında Küba son iki Venezuela diktatörüne 'Güvenlik Hizmetleri' sağladı, AMA ARTIK DEĞİL!" ifadelerine yer verdi.

ABD Başkanı, "ARTIK KÜBA'YA PETROL YA DA PARA GİTMEYECEK - SIFIR! ÇOK GEÇ OLMADAN bir anlaşma yapmalarını şiddetle tavsiye ediyorum." diyerek Küba'ya son uyarısını iletti. Anlaşmanın şartları veya olası yaptırımlar hakkında detay vermedi.

32 KÜBALI VATANDAŞ HAYATINI KAYBETMİŞTİ

Trump ayrıca, ABD mahkemelerinde uyuşturucu kaçakçılığı ve diğer suçlamalarla yargılanan Maduro ve eşi Cilia Flores'in yakalanması için planlanan operasyonları da hatırlattı. Küba uzun zamandır Maduro'ya kişisel güvenlik desteği sağlıyor ve hükümet, Karakas'taki operasyon sırasında 32 Kübalı vatandaşının yaşamını yitirdiğini açıklamıştı.

Trump, "O Kübalıların çoğu geçen haftaki ABD saldırısında ÖLDÜ ve Venezuela'nın artık onları yıllarca rehin tutan haydutlardan ve gaspçılardan korunmaya ihtiyacı yok." dedi. Ayrıca, "Venezuela'nın artık onları korumak için dünyanın en güçlü ordusuna (açık ara!) sahip olan Amerika Birleşik Devletleri var ve onları koruyacağız." ifadelerini kullandı.

Küba hükümeti, Trump'ın son tehditlerine henüz resmi bir yanıt vermedi. Ancak Başkan Miguel Díaz-Canel, ölen 32 "cesur Kübalı savaşçının" "imparatorluk üniforması giymiş teröristlere karşı koydukları" için onurlandırılacağını belirtmişti.

"KÜBA'NIN BAŞI BÜYÜK BELADA"

Trump yönetimi, Küba'ya ilişkin net yaptırım veya müdahale planlarını açıklamamış olsa da, eski başkan ülkenin "düşmeye hazır olduğunu" söyleyerek askeri müdahalenin gereksiz olduğunu belirtmişti. ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ise Küba liderlerinin endişelenmesi gerektiğini belirterek, hükümetin "başının büyük belada olduğunu" ifade etti.

Ek olarak, Trump Küba kökenli Amerikalı eski Florida senatörü Rubio'nun Küba'nın başkanı olabileceği yönündeki paylaşımları da destekledi.

Trump'ın Venezuela petrol tankerlerine el koyma politikası, özellikle Küba'da yakıt ve elektrik krizini derinleştirmiş durumda. Trump ayrıca, ABD'nin bölgedeki etkisini 1823 tarihli Monroe Doktrini üzerinden yeniden şekillendirerek, bu politikayı kendi adıyla "Donroe Doktrini" olarak adlandırıyor.

Venezuela lideri Maduro'nun yakalanıp New York'a gönderilmesi sonrası Trump, Latin Amerika politikalarına ağırlık verdi. Kolombiya Cumhurbaşkanı Gustavo Petro'ya yönelik uyarılar yaptı ve Meksika'ya planlanan operasyonlar için ABD askerlerinin gönderilmesini önerdi. Ancak Meksika Cumhurbaşkanı Claudia Sheinbaum bu teklifleri reddetti.

ABD ile Küba ilişkileri, Fidel Castro'nun 1959'daki devriminden bu yana inişli çıkışlı oldu. Obama döneminde diplomatik ilişkiler iyileştirilirken, Trump yönetimi bu kazanımları geri aldı ve Küba'yı terör destekçisi ülke olarak yeniden sınıflandırdı. Bu sınıflandırma ise Joe Biden döneminin son günlerinde kaldırıldı.

Son olarak, Küba Devlet Başkanı Miguel Díaz-Canel, ülkesine yönelik eleştirilere ilişkin, "Her şeyi, hatta insan hayatını bile ticarete dönüştürenlerin, Küba'yı hiçbir konuda, kesinlikle hiçbir konuda suçlama konusunda ahlaki hakkı yoktur. Bugün ülkemize karşı histerik bir şekilde eleştirilerde bulunanlar, bu halkın siyasi modelini seçme konusundaki egemen kararından dolayı öfkeliler." ifadelerini kullandı.

Kaynak: HABER MERKEZİ