Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, TBMM’de partisinin grup toplantısında dikkat çeken açıklamalarda bulundu. Türkiye ve dünya gündemine ilişkin birçok konu hakkında konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, özellikle Cumhuriyet Halk Partisi’nde Kemal Kılıçdaroğlu ile Özgür Özel arasında yaşanan çatışmaya yönelik çarpıcı sözler sarf etti.

4 ülkeden Türkiye’ye karşı tehlikeli girişim! "Beklenmedik hamleler gelebilir"
4 ülkeden Türkiye’ye karşı tehlikeli girişim! "Beklenmedik hamleler gelebilir"
İçeriği Görüntüle

Cumhurbaşkanı Erdoğan AK Parti’nin CHP’de yaşananların hiçbir tarafında olmadığını belirterek “CHP'nin 38. kurultayına ilişkin tartışmalarda kurultayı mahkeme götüren CHP'lilerdir. Gazi Mustafa Kemal'in partisini affınıza sığınarak söylüyorum pavyon masalarına düşürenler kendileridir. Rüşvet aldım verdim, şu kişiye şu kadar para verdim diyenler kendileridir. Dün halkın umudu diyenler bugün hain damgası vuranlar yine kendileridir.” dedi.

İşte Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın açıklamalarından satırbaşları;

Ak Parti Grup toplantımızın açılışında sizleri hürmetle selamlıyorum. Grup Toplantımızın ve burada yapacağımız değerlendirmelerin hayırlara vesile olmasını diliyorum.

Türk siyasetine hiç yakışmayan olayların yaşandığı bugünlerde AK Parti Grubundaki kardeşlik tablosunun herkese örnek olmasını temenni ediyorum. Siyaseti marjinalize ediyorlar.

ARA SEÇİMDE İPİ GÖĞÜSLEDİK

Yola çıktığımız ilk günden beri milletle bütünleşmemiz katlanarak devam ediyor. Aziz milletimizle kurduğumuz gönül köprülerinin sağlamlığını hafta sonu bir kez daha gördük. 6 beldede Belediye Başkanlarını ve Meclis Üyelerini seçmek için sandık başına gittik. 4'ün de AK Parti birinde ise İttifak ortağımız Milliyetçi Hareket Partisi ipi göğüsledi. Cumhur ittifakı çok anlamlı bir başarıya imza attı.

Otobüslerle o şehirden bu şehirlere sürükledikleri vatandaşlarımız üzerinden güya ahkam kesiyor kendilerini dev aynasında görüyorlardı. Sandık sonuçlarının gelmesiyle birlikte ortadan kayboldular. Avazı çıktığı kadar bağıranların 3 gündür sesi, soluğu çıkmaz oldu. Aslında benzer bir yüzsüzlüğüne daha öncede şahit olduk. Geride olduklarını çok iyi bildikleri halde öndeyiz diye halkımıza yalan söylediler.

Bugün de aynısını yapıp faturayı kendi beceriksizlikleri dışında herkese kesen kibir abidelerine şunu söylemek isterim; Beyler siz bu kafayla giderseniz sandıkta daha çok tokat yersiniz. Kendinizi düzeltmezseniz daha çok dut yemiş bülbüle dönersiniz. Sorun bunların sadece siyasete bakış açılarında siyaset tarzlarında çirkef üsluplarında değil. Sorun bunların zihniyetindedir. Sokakla kurdukları bağın sahici ve samimi olmamasındadır. Siyaseti

CHP’Yİ PAVYON MASALARINA DÜŞÜRENLER KENDİLERİDİR

CHP'nin 38. kurultayına ilişkin tartışmalarda kurultayı mahkeme götüren CHP'lilerdir. Gazi Mustafa Kemal'in partisini affınıza sığınarak söylüyorum pavyon masalarına düşürenler kendileridir. Rüşvet aldım verdim, şu kişiye şu kadar para verdim diyenler kendileridir. Dün halkın umudu diyenler bugün hain damgası vuranlar yine kendileridir.

KOLTUK SAVAŞININ TARAFI DEĞİLİZ

Siyaset vezirganlarının sataşmalarına kulak asmadık.

Burada şu gerçeğin bilinmesinde de fayda görüyorum. CHP'nin Genel Başkanlık koltuğunu kimin işgal ettiğinin bizim nazarımızda bir önemi yoktur. AK Parti olarak bizim mücadelemiz kişilerle değil. Bizim mücadelemiz baş örtülü kızlarımızı üniversite kapılarında ağlatan 28 Şubat zorbalarıyladır. Bizim mücadelemiz mehter marşından rahatsız olanlarladır.

Tembel, vizyonsuz, kavgacı muhalefetten kimseye fayda gelmez.

Biz o gün gelene kadar kendimizle yarışmaya devam edeceğiz. Rakiplerimizi kendileri ile meşgulken biz kendi işimize bakıyoruz.

DÜNYANIN ANKARA’DAKİ ZİRVEYE İLGİSİ BÜYÜK

Trump'ın NATO zirvesine bizzat katılacak olması ittifak için önemli. Dünyanın Ankara'daki zirveye ilgisi büyük. Bunun için hazırlıklarımızı yoğunlaştırdık.

Geride kalan yaklaşık bir aylık zamanı da en etkin şekilde kullanacağız.

NATO dışında, biliyorsunuz, ekim ayında 77. Uluslararası Uzay Kongresi'ne ev sahipliği yapacağız. Akabinde aile meclisimiz olarak gördüğümüz Türk Devletleri Teşkilatı'nın 13. Liderler Zirvesi'ni ülkemizde tertipleyeceğiz. 9-20 Kasım tarihleri arasında ise Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansları'nın 31'incisini Antalya'da düzenleyeceğiz. 197 farklı ülkeden 100 bin katılımcıyla COP31'in tarihin en büyük çevre zirvesi olarak kayıtlara geçtiğini göreceğiz.

COĞRAFYAMIZDA KRİZLERİN ARDI ARKASI KESİLMİYOR

Coğrafyamızda ne yazık ki krizlerin ve savaşların ardı arkası kesilmiyor. Gazze'den Lübnan'a, yönümüzü nereye dönsek mazlumların yüreklerimizi dağlayan feryatlarıyla karşılaşıyoruz. İsrail, kurulduğu günden bu yana bölgemizde barışı, huzuru, refahı ve güvenliği mütemadiyen tehdit eden bir fonksiyon icra ediyor. Filistin'e yönelik işgal ve Filistinlilere yönelik soykırım sistematik bir şekilde devam ediyor. Bakınız, Gazze'de tüm dünyanın gözleri önünde 73 bin masum insan katledilmiştir. Bu soykırım halen hem katliam boyutuyla hem de insanlık dışı tecrit boyutuyla sürmektedir. İnsanlık tarihinin en kanlı soykırımını gerçekleştiren İsrail, aynı anda İran'a saldırmış, yetmemiş aynı anda Lübnan'ı işgal etmeye başlamıştır. Türkiye başta olmak üzere bölge ülkelerinin tepkilerine rağmen İsrail, Lübnan'dan çekilmeyi reddetmekte, buradaki kanlı operasyonlarını devam ettirmektedir. 2 Mart'tan bu yana Lübnan'da katledilenlerin sayısı 3 bin 700'e, yaralıların sayısı ise 11 bin 400'e ulaşmıştır. İsrail eş zamanlı olarak Afrika ülkelerini ve Akdeniz'i istikrarsız hale getirmek için de sinsi bir çabanın içine girmiştir. Kimse maceraya atılmasın, ham hayal peşindeler. Doğu Akdeniz'de cevabımız sert olur.

SİYONİST YÖNETİM GENİŞ COĞRAFYADA HUZURSUZLUK ÜRETİYOR

Siyonist yönetim tam anlamıyla bir çıbanbaşı, bir fitne fabrikası olarak geniş bir coğrafyada sürekli huzursuzluk üretmektedir. İsrail'in bu kural tanımaz, hukuk tanımaz, ilke, değer ve sınır tanımaz politikalarına maalesef dünyadan gerekli reaksiyon gösterilmiyor. İsrail, mevcut hükümetin yönetiminde şımardıkça şımarmış, sadece bölge için değil, insanlık için de bir tehdit kaynağı hâline gelmiştir. Netanyahu ve cinayet şebekesinin Suriye ve Lübnan'a yönelik saldırıları, bu iki kardeş ülkeyi olduğu kadar artık Türkiye'yi de tehdit eder bir noktaya taşınmıştır.

Şunu bir defa herkesin bilmesini isterim. Suriye ve Lübnan müstakil, bağımsız iki devlettir. Ancak bu iki devlet, yani Suriye ve Lübnan, aynı zamanda Türkiye'nin sevgi ve kardeşlik coğrafyasının içinde yer alan iki devlettir. Şam ve Beyrut, İstanbul'un iki kardeş şehridir. Türkiye'nin güvenliği sadece Hatay'dan değil, Halep'ten başlar, Şam'dan başlar. Türkiye'nin güvenliği Beyrut'tan başlar. Kardeşlerimizin ülkelerinde hiçbir emrivakiye müsamaha göstermeyiz. Kardeşlerimize yönelik hiçbir saldırıya göz yummayız.

Şimdi bunlar ve tetikçileri çıkıyorlar, sağda solda Türkiye'yi hedef alan güya tehditler savuruyorlar. Hiç bunu söylemenize gerek yok. Biz sizin niyetinizi, amacınızı ve hedefinizi zaten çok iyi biliyoruz.

Çiftçilerimize destek tutarlarımızı artırıyoruz. Şimdiden hayırlı bereketli olsun.

Kaynak: HABER MERKEZİ