Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan 3. Dünya İslam Ekonomi Zirvesi'ne katıldı. Erdoğan, burada yaptığı konuşmada gündeme ilişkin mesajlar verdi. Erdoğan, "3. İslam Dünya Ekonomi Zirvesi vesilesiyle sizlerle beraber olmaktan büyük bir bahtiyarlık duyuyorum. Zirve kapsamındaki panel, oturum ve etkinliklerin, burada yapılacak tespit ve teşhislerin ortaya konulacak teklif ve tenkitlerin ülkelerimiz İslam alemi ve tüm insanlık için şimdiden hayırlara vesile olmasını diliyorum” dedi.
“MERCEK ALTINDA”
Erdoğan, İslam ekonomisi zirvesinde nitelikli tartışmaların yapıldığını belirterek, “Akademisyenlerimiz, politika üreticilerimiz, alanında uzman isimler, sermayenin İslam ekonomisindeki rolünü, fikri, stratejik etik, sektör bazlı ve pratik boyutlarıyla etraflıca değerlendirecek. Dijital dönüşüm ve yönetişim gibi çağımızın yeni gerçekliklerinin de yatırıldığı zirvede ulusal ve bölgesel tecrübelerden çıkarılan dersler de mercek altına alınacak. Uluslararası yatırımlar ve bölgesel finans entegrasyonundan dijital İslami bankacılığa, sermaye oluşumu ve finansal aracılık mekanizmalarından İslami sermayenin makro ve mikro ekonomik düzeylerdeki rolüne yapay zeka araçlarının kullanımından üretken sermaye olarak vakıfların güçlendirilmesine farklı konular özelinde yapılacak fikir alışverişlerinin hepimiz için ufuk açıcı, faydalı ve müşahhas neticelere vesile olmasını diliyorum” dedi.
“TÜM DÜNYA ETKİLENİYOR!”
Erdoğan, mevcut engellerin aşılması ve alternatif çözümlerin geliştirilmesi noktasında zirveyi yeni bir kilometre taşı gördüğünü ifade etti. Erdoğan, “Zirvenin düzenlenmesinde emeği geçen Cumhurbaşkanlığı yatırım ve finans ofisimize Türkiye Varlık Fonu'na İstanbul Finans Merkezi'ne, İslam İş birliği Gençlik Formuna ve İbni Haldun Üniversitemize yürekten teşekkür ediyorum. Şurası bir gerçek ki İslam alemi olarak son yıllarda farklı cephelerde pek çok krizle aynı anda mücadele ediyoruz. Gazze, Batı Şeria ve Doğu Kudüs'teki İsrail mezalimi ateşkese rağmen hala devam ediyor. Siyonist katliam şebekesi, pervasızca yürüttüğü işgal ve istila politikasını Lübnan'ın güneyinden Beyrut'un işlerine doğru günden güne genişletiyor. İran merkezli savaş, Hürmüz Boğazı'ndaki geçişlerin durma noktasına gelmesiyle birlikte yalnızca Körfez'deki kardeş ülkelerimizi değil, tüm dünyayı ölümsüz etkiliyor” diye konuştu.
“DAHA DA TAHRİP EDİLİYOR!”
Erdoğan, Orta Doğu’da yaşanan gelişmelerle ilgili, “Coğrafyamızdaki güven ve istikrar iklimi savaş, kriz, kardeş kavgası ve belirsizliklerin tesiriyle maalesef giderek daha da fazla tahrip ediliyor. Özellikle ekonomi ve finans alanında küresel bir kırılmanın meydana geldiği gelişmişlik düzeyinden bağımsız olarak sarsıntıların neredeyse her ülkede hissedildiği günleri yaşıyoruz. Bakınız, burada endişe verici bir rakamı sizlerle paylaşmak istiyorum. Uluslararası Finans Enstitüsü tarafından kısa süre önce yayınlanan bir rapor küresel borçluluğun 2026’NIN ilk çeyreğinde 350 trilyon dolara ulaştığını göstermektedir. Bu borç yükünün ne kadar sürdürülebilir olduğu küresel ekonominin geleceği açısından cevaplanması gereken ciddi bir sorundur” değerlendirmesinde bulundu.
Erdoğan, konuşmalarına şu sözlerle devam etti:
“Şunu açık ve net ifade etmek durumundayım: Ameliyat gerektiren rahatsızlıkları pansumanla tedavi edemezsiniz. Cari küresel sistem geride bıraktığımız son yirmi yılda ne yazık ki birçok fırsatı sorumsuzca heba etmiştir. Borca ve faize dayalı küresel finans mimarisi 2008 krizi sonrasında krizin kök sebeplerini ortadan kaldırmak yerine palyatif adımlarla sorunu halının altına süpürmeyi tercih etmiştir. Bugün geldiğimiz noktada şu hakikati hepimiz görebiliyoruz. Adalet, ahlak, üretim ve adil paylaşım ilkelerini merkeze alan bir iktisadi ve finansal paradigmaya geçilmeden finansal krizlerin önüne geçilemez. Sistemin bizatihi kendisinden kaynaklanan bu sıkıntılar çözülmedikçe farklı aralıklarla aynı problemleri yaşamaktan kurtulamayız.”
“DAHA ADİL BİR DÜNYA MÜMKÜN”
“Dünya beşten büyüktür tespitimiz yalnızca kural ve değerlerin yok sayıldığı uluslararası konjonktürü değil, aynı zamanda eşitsizlik ve sömürüye dayalı ekonomik ticari ilişkileri de kapsamaktadır” diyen Erdoğan, “'Daha adil bir dünya mümkün' derken de aynı şekilde insanlık ailesi olarak çaresiz olmadığımızı gerek ekonomide gerek uluslararası ilişkilerde tek bir sisteme mahkum olmadığımızı ifade ediyoruz. Halihazırdaki küresel finans mimarisine yönelik eleştiri ve itirazlarımızı daha da yoğunlaştırmalı, somut alternatifleri hayata geçirebilmek için daha çok çaba harcamalıyız. İslam ekonomisinin vaz ettiği prensipleri ne kadar sahiplenirsek bu modeli ne denli odak ve hareket noktası haline getirirsek hedeflerimize o kadar çabuk ulaşırız” ifadesini kullandı.
“FAİZİN OLDUĞU YERDE…”
Erdoğan, geçmişe atıf yaparak, “Bereket; rahmetli Erbakan hocamızın tarifiyle helal yollardan elde edilen 1 liralık kazancın, haram bulaşan 2 liralık kazançtan daha büyük olduğuna inanmaktır. Dolayısıyla bereket kapitalist ekonomi teorileriyle anlaşılması mümkün olmayan bir mefhumdur. Faizin olduğu yerde bereket olmaz. Sömürünün, haksızlığın, etik ve ahlak dışı rekabetin olduğu yerde bereket bulunmaz” diye konuştu.
“MÜSLÜMANLAR OLARAK ÖNCELİKLİ MİSYONUMUZ…”
Erdoğan, konuşmalarına şu sözlerle devam etti:
“Yalnızca kar maksimizasyonu ve tüketim hırsının dikkate alınıp toplumsal defa ve adaletin dışlandığı bir ortamda bereket kendisine yer bulamaz. Yalnızca ekonomik kalkınmayı değil aynı zamanda içtimai bünyenin güçlendirilmesini ve çevrenin de korunmasını esas alır. İnfakı, yardımı, dayanışmayı dezavantajlı grupları koruyup kollamayı gözetir. Bu değerlerimizi küresel ekonomi aktörlerine iyi anlatmak, mevcut sistemi bu hasletler ışığında tadil, tamir ve revize etmek Müslümanlar olarak hepimizin öncelikli misyonu olmalıdır. Elbette bunun için bereket mefhumuna samimiyetle inanmamız çok daha önemlisi evimiz, sokağımız ve ticarethanemizden başlayarak bereketin temsil ettiği hasletleri bizzat yaşamamız ve yaşatmamız gerekir.”
“STRATEJİK BİR UNSUR OLARAK DEĞERLENDİRİYORUZ”
“İslam iktisadının ayrılmaz bir parçası olan katılım finans sadece Müslümanlar için değil tüm dünya için daha adil ve güvenli bir modeldir” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bankacılık, sermaye piyasaları, sigortacılık, tasarruf finansmanı ve sosyal finans gibi alanları kapsayan katılım finansı yeni bir küresel finans mimarisinin inşasına katkı sağlayabilecek güçlü bir yapı olarak görüyorum. Katılım finans sistemini Türkiye'nin ekonomik kalkınması ve finans istikrarı açısından stratejik bir unsur olarak değerlendiriyoruz. İstanbul Finans Merkezi'nin iki taşıyıcı kolonundan birinin fintech diğerinin ise katılım finans olması bu sistemin gelişimine verdiğimiz önemi açık bir göstergesidir. Ayrıca ülkemizi yatırımın, üretimin ve finansal araçların bir araya geldiği güçlü bir bağlantı noktası yapmak için yoğun çaba harcıyoruz” diye konuştu.
“5 YILDAN 20 YILA…”
Erdoğan konuşmalarını şu sözlerle tamamladı:
“Dün yürürlüğe giren kapsamlı yasal düzenlemeyle ülkemizin yatırım cazibesini artıracak rekabetçi bir teşvik programını hayata geçirdik. İstanbul Finans Merkezi'ndeki katılım finans kuruluşlarının finansal hizmet ihracatından elde ettikleri gelirler için uygulanan yüzde yüz oranındaki kurumlar vergisi matrah indiriminin süresini 2047 yılına kadar uzattık. Finansal faaliyet harcı muafiyetini 5 yıldan 20 yıla çıkardık. Banka ve sigorta muameleleri vergisi, damga vergisi ve harç istisnaları ile nitelikli uluslararası çalışanlara yönelik gelir vergisi avantajlarını devreye aldık."




