DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, "Terörsüz Türkiye" süreci ve TBMM'de kabul edilen 12 maddelik çerçeve yasaya ilişkin açıklamalarda bulundu. Bakırhan, resmi aşamaların eylül sonu veya ekim başı gibi tamamlanmasını ve düzenlemenin uygulanmaya başlanmasını beklediklerini söyledi. Bakırhan, çerçeve yasanın uygulanmasıyla eski HDP Eş Genel Başkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ'ın da siyasi yaşama dahil olacağını belirtti. Bakırhan, "Demirtaş, Yüksekdağ ve binlerce arkadaşımız; sürgünden dönecek olanlar ve daha birçok mücadele alanından arkadaşımız siyasi hayata katılacak. Topluma karşı olan sorumluluğumuzu omuz omuza yürüyerek sürdüreceğiz" dedi.

"SÜRECİN EN KRİTİK EŞİĞİ TOPLUMSAL PSİKOLOJİNİN DOĞRU YÖNETİLMESİ"
Bakırhan, sürecin yalnızca hukuki ve siyasi düzenlemelerden ibaret olmadığını, toplumsal psikolojinin de doğru yönetilmesi gerektiğini söyledi. Türkiye'nin uzun yıllara yayılan çatışma ve acı deneyimine dikkat çeken Bakırhan, "Bu sürecin en kritik eşiği, toplumsal psikolojinin doğru yönetilmesi. Türkiye’de bu meselenin kırk yılı aşkın bir acı tarihi var; bu tarih ülkenin iki yakasında da derin izler bıraktı. Bugün hala evladını kaybetmiş bir asker ailesi de var, dağda evladını kaybeden ya da dağda, cezaevinde, sürgünde evladını bekleyen aileler var. Bu ülkede kimse öbürünün kaygısını hafife alma lüksüne sahip değil. Kürdün özgürlük talebi de Türkün güvenlik kaygısı da bu sürecin önemli gündemi. İkisini birden ciddiye almadan bu iş yürümez" ifadelerini kullandı.
"ÖZGÜR ÖZEL'İN DESTEĞİ ÖNEMLİ"
TBMM'de kabul edilen 12 maddelik düzenlemeye yönelik siyasi tutumları da değerlendiren Bakırhan, muhalefet partilerinin verdiği farklı oyların tartışma yarattığını söyledi. Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel'in düzenlemeye "Evet" oyu vermesini değerlendiren Bakırhan, parti yönetimi düzeyindeki desteğin önemli olduğunu ancak milletvekilleri arasındaki farklı tutumun muhalefet siyaseti açısından sorun oluşturduğunu savundu. Bakırhan, "Yeni Parti’nin genel başkan düzeyinde yasa teklifine destek vermesi önemli ve altı çizilmesi gereken bir destektir. Fakat Yeni Parti milletvekillerinin hem hayır oyu sayısı hem de hayır demeyi meşrulaştırma biçimi bir siyasetsizliğe işaret etti. Yeni Parti’nin merkezi düzeydeki tutumu ve yasaya evet oyuna katkı sunması gelecek adına umut vericidir. Fakat Özgür Özel’in savunduğu çizgi kurumsal ve siyasal bir akla kavuşmadığı müddetçe savrulmalar olur. Türkiye’nin temel meselesinin çözümünde ortadan ikiye ayrılan bir muhalefet partisinin her şeyden önce ülkeyi yönetme iddiası da kanımca zarar gördü" dedi.

"YENİ DÖNEME UYGUN BİR KADRO ORTAYA ÇIKACAK"
DEM Parti'nin 6-7 Eylül'de gerçekleştireceği kongreye ilişkin de konuşan Bakırhan, parti kadrolarında ve siyaset dilinde yeni döneme uygun bir yapılanmaya gidileceğini söyledi. Bakırhan, "6 Eylül’deki kongre şu yüzden önemli: yeni döneme uygun bir kadroyu, yeni bir yapıyı ortaya çıkaracak bir kongre olacak. Bu yönetim, güçlü bir iddianın hazırlığını yapacak. Ama şunu da net söyleyeyim: bizim asıl hedefimiz bundan sonraki kongreyi sadece bir siyasi parti kongresi yapmak değil. Onu demokratik cumhuriyet hareketinin kongresine dönüştürmek, bu hareketi Türkiye’nin her yerine genişletmek istiyoruz" ifadelerini kullandı.
Bakırhan, yeni dönemde demokratik siyasetin belirleyici olması gerektiğini savundu. Güvenlik merkezli politikaların demokratik alanı daralttığını ileri süren Bakırhan, sürecin DEM Parti açısından hem fırsat hem de sorumluluk taşıdığını belirtti. Bakırhan, "Yıllarca ‘güvenlik meselesi’ dediler, demokratik alanı daralttılar, baskıyı meşru gösterdiler, çözümü hep ertelediler. Şimdi bu bahane ortadan kalkıyor. Geriye tek bir yol kalıyor: demokratik siyaset ve halkın çözüm iradesi. Bu bize büyük bir fırsat veriyor ama aynı zamanda büyük bir sorumluluk da yüklüyor. Artık sözümüzün, programımızın, çözme gücümüzün sınandığı bir döneme giriyoruz. Kongreye de bu gözle bakıyoruz" dedi.





