Tekirdağ’ın Çorlu ilçesinde bulunan 'kuyu tipi' olarak bilinen Karatepe Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde tutuklu bulunan Göktaş hakkında “Cumhurbaşkanına hakaret”, “halkı kin ve düşmanlığa tahrik ve aşağılama” ve “suçu ve suçluyu övme” suçlamaları yöneltiliyor. Göktaş’ın 12 yıl 2 aya kadar hapis cezasıyla cezalandırılması talep ediliyor.

ADLİYEDE YOĞUN GÜVENLİK ÖNLEMİ

Duruşma öncesi adliyede yoğun güvenlik önlemleri alındı. Adliyeye yalnızca adliyede çalışanlar, basın kartı sahibi gazeteciler ve duruşması bulunan kişiler alınıyor.

DURUŞMA SALONU DEĞİŞTİ

88 gündür tutuklu bulunan Göktaş’ın İstanbul Adliyesi’ndeki 14. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülecek duruşması 4. Ağır Ceza Mahkemesi salonuna alındı.

DURUŞMA BAŞLADI

10'da başlaması planlanan duruşma 11.25 itibari ile başladı. Göktaş kürsüde savunma yapıyor:

“3 Temmuzdan beri kuyu tipi bir cezaevinde güneş görmeden, diğer tutukluların aksine sadece haftada 1 telefonla görüşerek başka hiçbir insan temasım olmadan hücredeyim.

"CÜMLE BAŞINA 22 GÜNÜDÜR HÜCREDEYİM"

-Harbiye'de kurduğum 4 cümle ile suçlanıyorum ve kurduğum cümle başına tam 22 gündür hücredeyim. Yazan çizen insanlara bir oto sansür sebebi olduysam tek endişem budur. Lütfen öyle olmasın bilin ki sözlerimiz tahminimizden çok daha etkilidir.

-Suçlandığım toplam 4 cümle var. Ben bu cümleleri Harbiye’de beş bin kişiye ondan önce de 197 kez Türkiye’nin her yerinde 100 binden fazla seyirciye söyledim. Hepsinde de kahkahadan ve alkıştan başka tek bir tepki almadım”

"POLİS MEMURLARI, 'DENİZ SEN SALAK MISIN, NİYE TÜRKİYE'YE DÖNDÜN' DEDİ"

-Ben yurt dışına taşınan arkadaşlarımı ülkeye dönmeye ikna etmeye çalışan biriyim ama benim hakkımda yurt dışına kaçtı diye haber yaptılar. Ben beyin göçünü engellemeye çalıştıkça Türkiye bana engel oluyor. Bütün polis memurları, "Deniz sen salak mısın, niye Türkiye döndün" dedi.

-Ben görüntü alınacağını anladım. Buna rızam olmadığını söyledim. Bana ters kelepçe yaptılar. Başımı kaldırıp güldüm. Buradan emniyet teşkilatını beni yakaladıkları için tebrik ediyorum."

"BENİ ZORLA KILIÇDAROĞLU İLE GÖRÜŞTÜRDÜLER"

Adliyede tutuklanmak için beklerken ters kelepçe yaptıkları yetmiyormuş gibi 3 kez sorulmasına ve reddetmeme rağmen adeta zorla Kemal Kılıçdaroğlu’yla görüştürüldüm.

Halbuki kendisinin benim üzerimden reklam yapmaması için görüşmek istemiyordum. Ama getirdiler yanıma ve bana, “Neden döndün ki ülkeye?” dedi. Ben de kendisine “CHP’yi salın” dedim.

Van’da okul çevresinde korku dolu anlar: Pompalı tüfeğe el konuldu
Van’da okul çevresinde korku dolu anlar: Pompalı tüfeğe el konuldu
İçeriği Görüntüle

FATMA BETÜL SAYAN KAYA ÇIKIŞI

Erdoğan’ın yakın çalışma ekibine seçtiği Fatma Betül Sayan Kaya, bugün sıradan vatandaşların parasına ilişkin bir soruşturma nedeniyle ‘görevden affını’ istiyor. Bakın, istifa etmiyor, özeleştiri yapmıyor; görevden affını istiyor. Halkın parasıyla ilgili bir iddia söz konusuyken kullanılan ifade bu.

Bence böyle bir şey ancak otoriter eğilimleri olan bir liderin yönettiği ülkede olabilir. Bunun hâlâ geçerli bir siyasi şaka olduğunu düşünüyorum. Buna rağmen, 90 dakikalık gösterimde farklı konularda söylediğim sözler nedeniyle tutuklandım

"YAPTIĞIM HER ŞEY POLİTİK MİZAHİ ELEŞTİRİDİR"

-Yaptığım söylediğim her şey politik mizahi eleştiridir. Ve çıktığımda buna devam edeceğim.

-Gösteri 4 milyon kez izlenmiş, 100 binden fazla kişi anlık izlemiş. Hakkımda 185 ayrı CİMER şikayeti olmuş dini değerleri aşağılama suçlamasından ise sadece bir tek kişi şikayetçi olmuş. Onu da kırpılarak manipülatif hale getirilmiş videolarla yapmış. Ve bu bir kişinin şikayeti haklı bulunmuş.

"İDAM EDİLMEMİ İSTEMİŞLER"

Beni kin ve düşmanlığa tahrikle suçlayarak CİMER’e şikayet eden ikisini anlatacağım. Birisi idam edilmemi istemiş, diğeri bizde olmadığı için idam cezası olan bir ülkede idam edilmemi istemiş.

Adam idam inovasyonu öneriyor. Elde idamlık bir komedyen var ve bunu idam cezası uygulayan ama elinde idamlık komedyen olmayan ülkeye ihraç etmeyi teklif ediyor.

CİMER de altına "Talebiniz alınmıştır" yazmış. Umarım kabul edilmez.

İdam edilecek komedyen benim diye duygusal mı yaklaşıyorum bilmiyorum.

Ben kin ve tahrikle suçlanıyorum ama bu iki kişide tüm Ortadoğu’ya yetecek kadar kin var.

Suçlama doğru değildir

-Kutsal kitaba saygısızlık ederek, inançlı insanların değerlerini aşağılayarak şehir şehir gezip gösteri yapmaya devam edebilmem hayatın olağan akışına aykırıdır. Suçlama doğru değildir.

İddianamede hakkımda yazılan cümleler son derece taraflı biçimde yarısından başlatılmış. Bu tamamen yanıltıcı bir nitelik taşıyor. İlgili şakaları başından sonuna kadar dinlediğinizde görüyorsunuz ki dini değerleri aşağılar mahiyette hiç bir cümlem yok.

"BİZİM DOSYADA GİZLİ SANIK VAR RESMEN"

Bu süreçte de denk geldiğim hiçbir polisten, hiçbir infaz koruma memurundan, hastanelerde denk geldiğim insanlardan ya da gösteriyi izleyen milyonlarca insandan tek bir tepki görmedim, bu kadar insanın hiç birinin mi dini ya da manevi bir değeri yok?

Diğer davalarda gizli tanık oluyor bizim dosyada gizli sanık var resmen

"NEYLE SUÇLANDIĞIMI ANLAMADIM"

-Dalgıçlarla ilgili cümlemde eleştirdiğimin tam tersiyle yargılanıyorum. Suçlamayı savcılık sorgusunda öğrendim. Savcı da izlememiş zaten. Ben neyle suçlandığımı anlamadım. Savcı da haşemalıları aşağıladığımı söyledi.

-Haşemalılara dönük bir ayrımcılık değil bu ayrımcılığı yapanlara dönük eleştiri var söylediklerimde. Mizahçı yargılamak sadece bize özgü değil. 1963’te ABD’de de dava açılmış. 40 yıl sonra ise dava açıldığı için özür dilenmiş."

DENİZ GÖKTAŞ SAVUNMASINI ŞÖYLE BİTİRDİ:

Halkı kin ve nefrete teşvik suçlamasına dâhil 3 cümle, beni siyasi sebeplerle sevmeyen ve itibarsızlaştırıp ceza almamı isteyen sosyal medya trollerinin yapay bir şekilde hedef göstermesinden ibarettir. Oruç tutmada açlık sinirine atıf vardır, 4. kitapta saygısızlık yoktur ve dalgıç şakası bu düşmanca yaklaşan hesapların aceleyle yaptıkları bir hatadır. Halk, 500 CİMER şikâyetinden ibaret değildir. Bir kampanya ile hedef gösterilmemin önünün açılmaması gerektiğini düşünüyorum. Cümlelerimin arkasındayım, beraatimi talep ediyorum.

Şu ana kadar kendimi savunduğum 4 cümle, hem tutuklanmama sebep olan hem de 61. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından 30 gün önce hakkımda tahliye kararı verilen suçlamalardır. Tutuklanmamdan 57 gün sonra, tam tahliye edildiğim gün, aynı gösteriden 3. suçlama olarak Daltonlar çetesini övdüğüm gerekçesiyle tutuklandım.

İçinde bulunduğum toplumun önemli ve güncel bir problemini mesleğim çerçevesinde, mizahi ve kinayeli bir üslupla dile getirdim. Bu suç şebekelerinin nasıl çalıştığını anlatan bir gazeteci ya da hakkında bir iddianame düzenleyen bir savcı işini ne kadar doğru yapıyorsa, bir komedyen olarak bu şaka ile benim yapmak istediğim de budur.

Yukarıda belirtiğim gerekçelerle üzerime atılı suçlamaları kabul etmiyorum, hakkımda BERAAT ve TAHLİYE kararı verilmesini talep ediyorum.

Sera Kadıgil, Deniz Göktaş'ın mahkemedeki sözlerini aktardı:

Adliyede tutuklanmak için beklerken ters kelepçe yaptıkları yetmiyormuş gibi 3 kez sorulmasına ve reddetmeme rağmen adeta zorla Kemal Kılıçdaroğlu’yla görüştürüldüm. Sonra da tv’den beyanlarımın yalanlandığını oturup gülerek izledim”

“Yurda girdiğim ilk andan son ana kadar her polis niye döndün ki, sendeki fırsatlar bizde olsa dönmezdik dedikçe ülkem için üzüldüm.”

“Her videomu kendim tekrar tekrar yayınlamama rağmen delil karartma şüphesiyle tutuklandım”

“Arada serbest bırakıldım ama hücrede masterchef izlerken kendi kendime üç kez tekrar tutuklandım. İlk mahkeme hakkında tahliye kararı vermemiş olsa daha az suçum olurdu diye düşünüyorum.”

DENİZ GÖKTAŞ DAVASINDA SAVCI MÜTALAASINI AÇIKLADI

Savcı esas hakkında mütalaasında, Deniz Göktaş’ın Cumhurbaşkanı’na Hakaret ile Halkı Kin ve Düşmanlığa Tahrik, Suçu ve Suçluyu Övme, yani tüm suçlardan hapisle cezalandırılmasını istedi. Hükümle birlikte tahliye de istedi.

"88 GÜN SONRA İLK KEZ ARABA KORNASI DUYACAĞIM"

Göktaş, duruşma öncesinde sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, 88 günlük tutukluluk sürecine ve cezaevindeki yaşamına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. “88 gün sonra ilk kez kelepçeleneceğim ve araba kornası duyacağım” diyen Göktaş, “Kelepçeyi özlemediğim kesin, bakalım araba kornasını özlemiş miyim” ifadelerini kullandı.

Cezaevindeki sağlık durumuna da değinen Göktaş, “İyiyim. Güneş olmadan da yaşanıyormuş, güneş abartılmış bir balonmuş” ifadelerini kullandı.

Kaynak: HABER MERKEZİ