"Ölü Deniz" adlı stand-up gösterisi nedeniyle tutuklanan ve 88 gün cezaevinde kaldıktan sonra tahliye edilen Deniz Göktaş, ABD'nin önde gelen gazetelerinden The New York Times'a konuştu. Gazetenin kültür eleştirmeni Jason Zinoman'a açıklamalarda bulunan Göktaş; mahkemedeki tutumunu, cezaevi günlerini, otosansür baskısını, sosyal medyadaki linç kültürünü ve mizahın toplumsal etkisini anlattı. Özür dileyen bir tavır takınmak istemediğini vurgulayan komedyen, tutukluluk sürecinin kendisini nasıl etkilediğini ayrıntılarıyla paylaştı.
"ÖNCELİĞİM BİR AN ÖNCE CEZAEVİNDEN ÇIKMAK DEĞİLDİ"
Mahkemedeki tutumuna ilişkin değerlendirmelerde bulunan Deniz Göktaş, savunmasını yaparken cezaevinde daha uzun süre kalma ihtimalini de göze aldığını belirtti. İfade özgürlüğünün dünyanın birçok yerinde tartışılan bir mesele olduğuna dikkat çeken Göktaş, diğer komedyenlere örnek olmak istediğini söyledi. Göktaş, mahkemedeki tutumunu şu sözlerle anlattı:
"Önceliğim bir an önce dışarı çıkmak değildi. Özür dileyen bir tavır takınmak istemedim. İfade özgürlüğü sadece buranın sorunu değil, dünyanın birçok yerinde insanlar konuştuklarında cezalandırılmaktan ya da toplumun tepkisinden korkuyor. Komedi yapan diğer insanlara bir örnek göstermek istedim. Özgürce konuşabilirsiniz. Korkmak zorunda değilsiniz. Üç ay hapiste kalmak korkunç ama bunun, bir sanatçının bir ilkeyi savunmak için dayanamayacağı bir şey olmadığını göstermek istedim."

"HÜCREDEKİ İLK GÜNÜMDE HAYATIMIN EN İYİ UYKUSUNU UYUDUM"
Kariyeri ilerledikçe otosansür uygulamaya başladığını ve bu durumdan rahatsızlık duyduğunu belirten Göktaş, tutuklanma sürecinin ardından yeniden kendi mizah anlayışına dönme kararı aldığını ifade etti. Gösterilerine gelen öğrencilerin ve emeklilerin günlük yaşamlarında kendisinden daha cesur davrandığını düşündüğünü söyleyen komedyen, kendi tutumuyla izleyicilerinin cesareti arasındaki farkın kendisini rahatsız ettiğini anlattı. Göktaş, otosansürle ilgili yaşadıklarını ve cezaevindeki ilk gününü şu ifadelerle aktardı:
"Gösterilerime gelen öğrenciler, emekliler günlük hayatlarında benden daha cesurken ben giderek daha korkak hale geliyordum. Bu bana ikiyüzlü hissettiriyordu. Kendi gösterimin kapanışında çalan, 'davasını satan bir şair' hakkındaki o şarkıyı dinlerken kendimle ilişkilendirmek kötü hissettiriyordu. Yeniden kendimi iyi hissetmek için, sonuçları ne olursa olsun bana komik gelen şeyleri söylemeye geri döndüm. Biraz romantik gelebilir ama hücredeki ilk günümde hayatımın en iyi uykusunu uyudum. Yaşadıklarımdan bir saniye bile pişman olmadım. Tutukluluk süreci, yaşamımda kendimi en az yalnız hissettiğim dönemlerden biri oldu."
"KOĞUŞ KOMŞUM BENİM TUTUKLANMAMI ALKIŞLAYAN BİR GAZETECİYDİ"
Cezaevinde yaşadığı günlere de değinen Göktaş, yan hücrelerinde kalan kişilerden söz etti. Bunlardan birinin tanınmış bir halk müziği sanatçısı, diğerinin ise kendisinin tutuklanmasını sosyal medyada destekleyen bir gazeteci olduğunu belirtti. Göktaş, cezaevindeki komşularıyla ilgili şu ifadeleri kullandı:
"Üç ay boyunca yan hücrelerimde ünlü bir halk müziği sanatçısı ile benim tutuklanmamı sosyal medyada alkışlayan bir gazeteci vardı. Zamanımı onunla empati kurmamaya çalışarak geçirdim ama zordu çünkü komşumdu."
"BİZDE İPTAL KÜLTÜRÜ DE VAR, HAPİS DE"
Röportajda ABD'de komedyenlerin karşılaştığı tepkiler ve sansür tartışmaları da gündeme geldi. Jimmy Kimmel ve Stephen Colbert gibi isimlerin yaşadığı tartışmalar üzerinden komedyenlerin ifade özgürlüğünü değerlendiren Göktaş, Türkiye ile ABD arasında karşılaştırma yaptı. Göktaş, sosyal medyadaki linç kültürüne ve hapis cezası ihtimaline dikkat çekerek şöyle konuştu:
"ABD'li komedyenlerin sosyal medyadaki linç kültüründen ve tepkilerden yakınmasına bakınca; övünmek istemem ama bizde iptal kültürü (cancel culture) de var, hapis de... ABD'li komedyenler çok daha özgür görünüyor ancak gelecekte iki ülke arasında benzerlikler oluşabilir."
"GİYOTİNLE KESİLMİŞ BİR KAFAYI TEMSİL ETMESİNİ İSTEDİM"
Deniz Göktaş, YouTube'da yaklaşık 15 milyon izlenmeye ulaşan ve kapalı gişe dünya turnesi yaptığı belirtilen "Ölü Deniz" adlı gösterisinde kullanılan dev kafa maketinin anlamını da açıkladı. Gösterinin ölüm ve sansür temaları etrafında şekillendiğini belirten Göktaş, maketin neyi temsil etmesini istediğini şu sözlerle anlattı:
"Giyotinle kesilmiş bir kafayı temsil etmesini istedim, çünkü şov tamamen ölüm ve sansür etrafında şekilleniyordu."
Göktaş, mahkemedeki savunmasında 1964 yılında mizahı nedeniyle yargılanan ABD'li komedyen Lenny Bruce'a atıfta bulunduğunu da belirtti. Bruce'un ölümünden 40 yıl sonra resmi özür geldiğini hatırlatan Göktaş, mizah anlayışını şekillendiren isimler arasında Doug Stanhope, George Carlin, Louis C.K., Sarah Silverman, Joe List ve Jerrod Carmichael'ın bulunduğunu söyledi.

CEZAEVİNDE 20 DAKİKALIK YENİ GÖSTERİ HAZIRLADI
Göktaş, cezaevinde geçirdiği süre boyunca yeni stand-up gösterisi için de çalıştığını açıkladı. Komedyen, içeride kaldığı dönemde yaklaşık 20 dakikalık yeni malzeme yazdığını ve bu bölümleri önümüzdeki yıl sahnede kullanmayı planladığını belirtti. Cezaevinde tuttuğu günlüklerdeki ilk notun ise dava sürecini sahnede ne ölçüde anlatacağıyla ilgili olduğunu ifade eden Göktaş, bu notu şöyle aktardı:
"Sahnede bu dava süreci hakkında çok fazla konuşma."
"KOMEDİ İNSANLARA KONUŞMA CESARETİ VEREBİLİR"
Mizahın toplumsal ve siyasi yapılar üzerindeki etkisini değerlendiren Göktaş, komedinin tek başına otoriter yapıları ortadan kaldırabileceğine inanmadığını, ancak insanlara psikolojik destek sağlayabileceğini söyledi. Komedinin sınırlarını da değerlendiren Göktaş, açıklamalarını şu sözlerle tamamladı:
"Komedinin yapabilecekleri sınırlıdır. İnsanlara empati, motivasyon ve konuşma cesareti verebilir. Hepsi bu. Bir nevi psikolojik destektir."
DENİZ GÖKTAŞ NEDEN TUTUKLANMIŞTI?
Deniz Göktaş'ın Harbiye'de sahnelediği ve 24 Haziran'da YouTube'da yayımladığı "Ölü Deniz" adlı stand-up gösterisi hakkında soruşturma başlatılmıştı. Gösterinin yaklaşık 15 milyon izlenmeye ulaştığı belirtilmişti. Hakkındaki soruşturmayı öğrenmesinin ardından yurt dışı tatilini yarıda keserek 2 Temmuz'da Türkiye'ye dönen Göktaş, İstanbul Havalimanı'nda gözaltına alınmıştı. Komedyen, 3 Temmuz'da "cumhurbaşkanına hakaret" ve "halkı kin ve düşmanlığa tahrik" suçlamalarıyla tutuklanarak Tekirdağ'ın Çorlu ilçesindeki Karatepe Yüksek Güvenlikli Cezaevi'ne gönderilmişti. İstanbul Asliye Ceza Mahkemesi, 28 Ağustos'ta Göktaş hakkında tahliye kararı vermişti. Ancak komedyen cezaevinden çıkarılmamış, kendi avukatına haber verilmeden barodan atanan bir avukat eşliğinde SEGBİS üzerinden yapılan işlem sonrasında gösterideki bir şakası gerekçe gösterilerek "suçu ve suçluyu övme" iddiasıyla yeniden tutuklanmıştı. Savcılığın ilk tahliye kararına yaptığı itirazın kabul edilmesi üzerine önceki dosyalar nedeniyle de tutukluluğu devam eden Göktaş hakkında iddianame, tutuklanmasından 63 gün sonra hazırlanmıştı. Komedyen hakkında 12 yıl 2 aya kadar hapis cezası talep edilmişti. Toplam 88 gün cezaevinde kalan Deniz Göktaş, çıkarıldığı ilk duruşmada 19 ay 10 gün hapis cezasına çarptırılmış ve tahliye edilmişti.




