İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, katıldığı bir televizyon programında, gazetecileirn gündeme ilişkin sorularının yanıtladı. CHP’deki mutlak butlan kararına değinen Dervişoğlu, “Ben burada bir siyasi partinin iç meselesiyle alakalı olarak görüş beyan etmekten ziyade hukuk, demokrasi ve adalet boyutundan bakarak meselenin değerlendirmeye açık hale getirilmesinden yanayım. Çünkü konuya bir siyasi partinin iç meselesi penceresinden bakarsanız hukuku ıskalarsınız, demokrasiyi ıskalarsınız, adaleti ıskalamış olursunuz. Sadece bir siyasi partiye değil, nereye olursa olsun belediyeler olabilir, şirketler olabilir; bazı özel alanların, hükümetin uygulamaları ile kamulaştırılmasına ve onların başlarına kayyum atanmasına karşı bir duruş sergiliyorum. En başında bir tehlikeye işaret etmiştim. Bir siyasi partinin iç meselesiymiş gibi bir kanaat oluşmasını sağlamaya çalışıyorlar. Dediğim tehlike kendini gösterdi. Hukuk unutuldu, adalet unutuldu, demokrasi unutuldu; olup bitenler CHP’nin iç meselesiymiş gibi sunulmaya çalışılıyor” dedi.
“CHP, İKTİDAR GÜCÜYLE DİZAYN EDİLMEYE ÇALIŞILIYOR”
“Ana muhalefet partisinin içi iktidar gücü ve kudretiyle dizayn edilmeye çalışılıyor” diyen Dervişoğlu, “Bu durum demokrasi açısından kabul edilebilir değildir. Üç buçuk yıl önce kongresini yapmış bir siyasi partiye bir hukuk mahkemesi kararıyla kayyum atanamaz. Benim ne Sayın Kılıçdaroğlu’yla bir husumetim var, ne de başkalarına karşı yanlarında saf tutabilecek kadar sempatim var. Neticede iki farklı siyasi partiyiz. Dolayısıyla meseleye Sayın Özgür Özel ya da Sayın Kemal Kılıçdaroğlu penceresinden bakmıyorum. Ben demokrasi penceresinden, hukuk penceresinden, adalet penceresinden bakılması gerekliliğine sürekli vurgu yapıyorum. Ayrıca iktidar gücüyle siyasetin dizayn edilmesine, şartların onların stratejilerine göre tanzim edilmesine karşı da bir duruş sergiliyorum” ifadelerini kullandı.
SATRANÇ BENZETMESİ
Türkiye’nin bir siyasi parti üzerinden satranç oynanan alana dönüştürüldüğünü savunan Dervişoğlu, “Satranç iki kişiyle oynanır ama bu satranç oyununda çok kişinin dahil olduğu bir ortam var. Dolayısıyla iki kişi tarafından oynanmıyor. İktidar partisi bir tarafında, onun denetiminde olduğu söylenen mahkeme başka tarafında. Burada ezilen demokratik haklar, hürriyetler ve talepler oluyor” şeklinde konuştu.
“SİYASETİ KAMULAŞTIRMAYA ÇALIŞIYORLAR”
Sisteme dair eleştirilerini hatırlatan Dervişoğlu, “Eğer böyle bir rejimle yönetilirsiniz. Devlet partileşir, parti de devletleşir. Bu durum uzun zamandır işaret ettiğim bir tehlikedir. Kendini devletleşmiş kabul eden yapılar da önüne gelen her şeyi kamulaştırabileceklerine inanırlar. Dolayısıyla siyaseti kamulaştırmaya çalışıyorlar. Bunlar partimizin hem kuruluş aşamasında hem de kurulduktan sonra sık sık karşı karşıya kaldığı durumlar aslına bakarsanız. Bugün yapılmaya çalışılan şeyler, ‘Ben her şeyin sahibiyim’ psikolojisinden kaynaklı olarak, ‘Her şeyi de istediğim gibi dizayn ederim’ deyip halk üzerinde baskı kurmaya ve onların oy kullanma tercihlerini etkilemeye yönelik adımlar olarak değerlendiriyorum” dedi.
“CHP’NİN İÇ MESELESİ DEĞİL”
Dervişoğlu, “Benim en büyük korkum ve endişem bu durumun CHP’nin iç meselesidir diye kamuoyuna yutturulmasıdır. Altını çizerek söylüyorum, bu CHP’nin iç meselesi değildir. Doğrudan doğruya iktidarın stratejik açıdan planladığı, seçim kazanmaya yönelik adımlarından bir tanesidir. Halk da bunu böyle görüyor. Kamuoyu da böyle değerlendiriyor. Milli vicdan da böyle onaylıyor. Dolayısıyla bildiğimiz bir şeyin, farklı bir şey varmış gibi tanımlanmasına vesile olabilecek açıklamalardan kaçmaya çalışıyorum” dedi.
“MEŞRUİYETİNİ MİLLETTEN ALMAYANI, SİYASİ MUHATAP KABUL ETMEM”
Ortaya çıkan tabloda kendinden bekleneni yaptığını söyleyen Dervişoğlu, “Meşruiyetini milletten almayanı siyasi muhatap kabul etmem. Siyasetin gereği budur. Bu durum kişilerle olan özel hukukumdan kaynaklı bir durum asla değildir. Siyasi muhataplığı kastediyorum. Bir siyasi partinin üç buçuk yıl önce yapmış olduğu kongrenin iptal edilmesi ve eski yönetimin yeniden iş başına getirilmiş olması halini, hukuka ve demokrasiye uygun bulmuyorum” değerlendirmesinde bulundu.
“HUKUKUN VE DEMOKRASİNİN YANINDA OLACAĞIM”
CHP’deki süreci özetleyen Dervişoğlu, “Sayın Kılıçdaroğlu makamını Sayın Özel’e çiçeklerle emanet etmiştir ama CHP’nin içinde birtakım dalgalanmalar söz konusu olmuştur. İktidar da stratejisini yaşama geçirebilmek üzere argüman biriktirmiştir. Onları da bir mahkeme kararıyla yaşama geçirmek suretiyle CHP’nin içini dizayn etmeye çalışmıştır. Bu söylediklerim afaki olaylara bakarak kurduğum cümleler diye görülmesin. Sonuçlarına bakılarak değerlendirilsin. CHP’nin içinde yapılan müdahaleye bağlı olarak şu anda bir bölünme yaşanıyor. Müdahalenin taraflarının dışında müdahaleyi tanzim edenlerin böyle bir planı var diyorum. Bu da siyaseti dizayn etmeye yönelik bir şey. Böyle bir durumda İYİ Parti olarak ve şahsen ben Mü0savat Dervişoğlu olarak hukukun, demokrasinin ve halkın yanında duracağım” dedi.
ERKEN SEÇİM TARTIŞMALARI
Erken seçim tartışmalarına da değinen Dervişoğlu, “Bu tartışmalar gündeme geldiğinde, ‘Bu çağrıların zamanlaması doğru olmazsa iktidarın ve iktidarın başının iştahını kabartır’ diye uyarıda bulunmuştum. Bütün bunlar 2024 yılında yaşandı ve nitekim iştahı kabaranların müdahalelerinin siyasetteki yansımalarını görüyoruz. ‘Zamanından önce ve gerçekleşmesi mümkün olmayan önerilerde bulunup, muhalefetin söylediği şeyi yapamadığı hissiyatını oluşturmak uygun değildir’ diye de uyarmıştım. Sayın Cumhurbaşkanı’nın bir daha aday olabilme ihtimali yoktur ancak kanunun arkasından dolanarak böyle bir imkana sahip olabileceğini ifade etmiştim. Geçmiş beyanlarımı söylüyorum. Erken uyarı sistemi gibi kabul edebilirsiniz. Hangi konuda uyardıysak onların ortaya çıkardığı sorunlarla buluştuk” ifadelerini kullandı.
“ANAYASA’NIN ARKASINDAN DOLANMAK”
Erken seçim için 2028 yılının Nisan ayına işaret edildiğine dikkat çeken Dervişoğlu, “Seçimin tarihi zaten 14 Mayıs. Dolayısıyla onu 1 ay önceye almak, Anayasa’nın arkasından dolanmak anlamına geliyor. Anayasa’da cumhurbaşkanı iki defa seçilebilir deniyor. Sayın Erdoğan zaten üç defa seçildi. Şimdi dördüncü defa seçilebilmesinin önünü açabilmek için Anayasa’yı değiştirmedikten sonra erken seçim yapmak zarureti ile karşı karşıyadır. Dolayısıyla bu Anayasa’nın arkasına dolanmak suretiyle, yeniden cumhurbaşkanlığının önünü açabilecek adım da erken seçimle mümkün olabilmektedir. ‘Seçim zamanında yapılacaktır’ demek, ‘Cumhurbaşkanı bir daha aday olamaz’ demekle eşdeğerdir” dedi.
ERKEN SEÇİM TARTIŞMALARI
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin erken seçim tartışmalarıyla ilgili açıklaması hatırlatılan Dervişoğlu, “’Arasında saat farkı bile yoktur’ diyor. Bu aslında anayasa tanımazlık anlamına geliyor. ‘Biz halka ne söylersek ne istersek onu yaparız’ demek anlamına geliyor. Şimdi yapılmak istenen şey şudur; erken seçim sayılmayacak bir şeyi erken seçim diye halka yutturmak arzusundalar. Bunun kabul edilebilecek bir yanı yoktur” görüşünü dile getirdi.
“DEMOKRASİNİN NAMUSUNU KORUMAYA ÇALIŞIYORUZ”
Meclis’te 360’lık çoğunluğun yakalanıp yakalanmayacağı sorulan Dervişoğlu, “Bulabilirler. Birtakım tavizleri, bir takım siyasi partilere verirlerse; onların parlamento desteğini alabilirler. Meclis içindeki aritmetiği transferlerle değiştirerek bunu temin edebilirler. Bunların hiçbiri de hukuki yol ve yöntemlere dahil değildir. İsyanımız buna zaten. Parti içi dengeleri ortadan kaldırabilecek, parlamento içindeki dengelere halel getirecek transfer uygulamaları da yapılıyor. Onları da görüyoruz. Biz de her alanda demokrasinin namusunu korumaya çalışıyoruz. Neyin altında kalırsak kalalım, demokrasiye zarar vermemek, parlamentonun manevi şahsiyetine zarar vermemek, dolayısıyla da vatandaşımızın beklentisinin hilafını adımlar atmamak için çaba sarf ediyoruz” şeklinde konuştu.
“HERKESİN SİYASİ NAMUSU SORGULANIR”
Dervişoğlu, “Cumhurbaşkanı görev müddetini tamamlamış ve görev müddetinin tamamlanmasına 1 ay kala ‘Bu anayasa erken seçimle bana yeniden adaylık hakkı veriyor’ derse Anayasa’ya koyulmuş maddeye ihanet edilmiş olur. O maddenin arkasından dolanmış olur. Peki aday olabilir mi? Olabilir. Ama o zaman da herkesin siyasi namusu sorgulanır” diye ekledi.
TERÖRSÜZ TÜRKİYE ÇIKIŞI
Terörsüz Türkiye süreci ile ilgili Dervişoğlu, “Milli Güvenlik Kurulu’nun yakın zamanda yaptığı bir toplantı var. O toplantıda PKK’nın bütün unsurları hâlâ terör örgütü olarak anılıyor ve dış takiplerinin yapılmaya devam ettiği söyleniyor. Dış takipten kasıt, örgütün farklı ülkelerdeki türevlerinin silah bırakma süreçleriyle alakalıdır diye değerlendiriyorum. Bu pencereden baktığınızda Amerika Birleşik Devletleri Başkanı’nın beyanına da kulak vermeniz gerekir. ‘Rejime karşı ayaklanmak üzere İran Kürtlerine silah verdik. Onlar silahları kendilerine ayırdılar’ diyor. Demek ki yaşadığımız coğrafyada örgütün silah bırakması durumu söz konusu değildir. Dolayısıyla ilk şart olan örgütün kendini feshetmesi ve silah bırakması hali şu an itibariyle geçerli değildir. Devletin değil ama devleti yönettiğini zannedenlerin bir pazarlığı varsa o pazarlık boşa çıkmıştır demektir. Örgüt silah bırakmamıştır, emellerinden de vazgeçmemiştir” değerlendirmesinde bulundu.
“TÜRKİYE’NİN BU SÜRECİ SONLANDIRMASI GEREKİYOR”
“Türkiye'nin aklını başına alarak, müzakere gibi anılan bu süreci sonlandırması icap ediyor” diyen Dervişoğlu, “Dünyanın hiçbir yerinde 50 bin insanımızın katiline özgürlük mitingi düzenlenemez. Dünyanın hiçbir ülkesi buna müsaade edemez. Devletin himayesinde meşrulaşma çalışmalarının yapılmasına rıza gösterilmesini de hiç kimse bekleyemez. 27-28 Haziran tarihlerinde ülkenin 4 ayrı vilayetinde mitingler düzenlenecekmiş. Bunlar devlet himayesinde mitingler olarak tarif edilebilir. Bir katile özgürlük arama, bir devlet düşmanına özgürlük arama mitinglerine devletin müsabakayla yaklaşmış olması milletin yüreğini incitir, vicdanını yaralar” şeklinde konuştu.





