Türkiye'de madencilik faaliyetleri onlarca yıldır ekonominin önemli lokomotiflerinden biri olmayı sürdürüyor. Ancak yıllar boyunca açılan binlerce metre uzunluğundaki yer altı galerileri, üretim sona erdikten sonra bile risk oluşturmaya devam ediyor. Özellikle kömür madenciliğinin yoğun yapıldığı bölgelerde, zamanla boşalan galerilerde meydana gelen deformasyonlar zeminin taşıma kapasitesini azaltabiliyor. Bu durum ise yüzeyde oturmalar, çatlaklar ve bazı noktalarda çökmeler olarak kendini gösterebiliyor. Uzmanlara göre bu risk yalnızca maden sahalarını değil, zaman içinde büyüyerek bu alanların üzerine kurulan yerleşimleri de etkileyebiliyor.

ŞEHİRLERİN ALTINDA KİLOMETRELERCE UZANAN GALERİLER VAR

Türkiye'nin madencilik geçmişi en eski kentlerinden biri olan Zonguldak bunun en dikkat çekici örneklerinden biri olarak gösteriliyor. Kentin altında yüzlerce kilometreyi bulan yer altı galerileri bulunuyor. Bu nedenle Zonguldak yıllardır "iki katlı şehir" olarak anılıyor. Yer üstünde yaşam devam ederken, metrelerce aşağıda geniş bir tünel ağı yer alıyor. Uzmanlar, kullanılmayan galerilerin düzenli olarak izlenmesi gerektiğini, aksi halde zamanla oluşabilecek boşlukların zeminde oturmalara neden olabileceğini belirtiyor.

Dev maden uğruna bir şehir yok oldu! Haritadan silindi halk tahliye edildi
Dev maden uğruna bir şehir yok oldu! Haritadan silindi halk tahliye edildi
İçeriği Görüntüle

EN BÜYÜK RİSK NE?

Yer altındaki boşlukların en büyük tehlikesi ani çökme ihtimali. Toprağın zaman içerisinde sıkışması ya da galerilerin taşıyıcı sistemlerinin zayıflaması halinde yüzeyde beklenmedik göçükler oluşabiliyor. Bu tür olaylar; Binalarda çatlaklara, yollarda deformasyona, altyapı hatlarının zarar görmesine, doğalgaz ve su şebekelerinde kırılmalara, can ve mal kayıplarına yol açabilecek ciddi riskler oluşturuyor. Uzmanlara göre özellikle eski maden sahalarının üzerine kurulan yerleşim alanlarında düzenli jeolojik incelemeler büyük önem taşıyor.

HAVALANDIRMA VE ENERJİ SİSTEMLERİ DE HAYATİ ÖNEM TAŞIYOR

Yer altı madenciliğinde yalnızca çökme riski değil, havalandırma sistemleri de yaşamsal önem taşıyor. Geçtiğimiz dönemde yapılan denetimlerde bazı maden ocaklarında ana ve yedek havalandırma sistemleri ile enerji altyapısında hayati eksiklikler tespit edildi. Bunun ardından yer altı kömür madenlerinde ana, yedek ve tali havalandırma fanlarının kesintisiz çalışmasını sağlayacak yedek enerji sistemlerinin zorunlu hale getirilmesine yönelik düzenlemeler yapıldı. Eksiklikleri bulunan ocakların faaliyetleri durdurulurken, yeni yönetmelikle güvenlik standartları daha da sıkılaştırıldı.

ESKİ MADEN SAHALARI SÜREKLİ TAKİP EDİLMELİ

Jeoloji uzmanları, aktif olmayan madenlerin "terk edilmiş" olarak görülmemesi gerektiğini belirtiyor. Yer altındaki galerilerin yıllar boyunca izlenmesi, boşlukların haritalanması ve zemin hareketlerinin düzenli ölçülmesi gerektiği ifade ediliyor. Gelişen radar ve uydu teknolojileri sayesinde milimetrelik yüzey hareketlerinin bile tespit edilebildiği belirtilirken, olası risklerin erken fark edilmesinin büyük önem taşıdığı vurgulanıyor.

İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ RİSKİ ARTIRABİLİYOR

Uzmanlara göre yalnızca zaman değil, iklim değişikliği de bu süreci hızlandırabiliyor. Aşırı yağışlar yer altındaki boşluklara su dolmasına neden olurken, uzun süren kuraklık dönemleri zeminin fiziksel özelliklerini değiştirebiliyor. Bu durum özellikle eski maden sahalarında oturma ve çökme riskini artırabiliyor.

MİLYONLARCA KİŞİ FARKINDA OLMADAN RİSKLİ BÖLGELERDE YAŞAYABİLİYOR

Türkiye'de onlarca yıl boyunca yürütülen madencilik faaliyetleri nedeniyle bazı kentlerde yer altı boşlukları hâlâ varlığını sürdürüyor. Şehirler büyüyüp yeni yerleşimler kuruldukça geçmişte maden olarak kullanılan alanlar zamanla konut, sanayi tesisi ve ulaşım projelerine ev sahipliği yapabiliyor. Uzmanlar, yeni yapılaşma öncesinde ayrıntılı jeolojik ve jeoteknik etütlerin mutlaka yapılması gerektiğini belirtiyor.

YER ALTINDAKİ GÖRÜNMEZ DÜNYA DİKKATLE İZLENMELİ

Madenler ekonomik kalkınmanın vazgeçilmez unsurlarından biri olsa da geride bıraktıkları yer altı boşluklarının güvenli şekilde yönetilmesi büyük önem taşıyor. Uzmanlara göre gelişmiş izleme sistemleri, düzenli denetimler, güçlendirme çalışmaları ve bilimsel planlama sayesinde olası zemin hareketleri önceden tespit edilebilir. Aksi halde şehirlerin altında sessizce büyüyen bu görünmez tehlike, gelecekte ciddi altyapı sorunları ve can güvenliği riskleri doğurabilir.

Kaynak: HABER MERKEZİ