Washington'dan Michigan'a giderken uçakta gazetecilerin sorularını yanıtlayan ABD Başkanı Donald Trump, Türkiye'nin harika bir müttefik ve çok güçlü bir ülke olduğunu vurguladı.
"KİMSE BANA KİME NEYİ SATIP SATMAMAMIZ GEREKTİĞİNİ SÖYLEYEMEZ"
ABD Başkanı Donald Trump, Washington'dan Michigan'a seyahati sırasında uçakta basın mensuplarının gündeme ilişkin sorularını yanıtladı. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun, Türkiye'ye F-35 savaş uçaklarının satılmasına karşı çıktığını anımsatan bir muhabirin sorusu üzerine Trump, dış politika ve savunma ihracatı kararlarında dış müdahalelere kapalı olduklarını net bir dille ifade etti. Trump, "Kimse bana kime neyi satıp satmamamız gerektiğini söyleyemez" diyerek bu konudaki egemen tutumunu yineledi.

"TÜRKİYE BÜYÜK BİR MÜTTEFİKİMİZ VE ÇOK GÜÇLÜ BİR ÜLKE"
Türkiye ile olan ilişkilerin geçmişine ve stratejik önemine dikkat çeken ABD Başkanı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile olan dostluğunun altını çizdi. Trump, "Türkiye benim için harika bir müttefik olmuştur. O benim dostumdur. Türkiye büyük bir müttefikimiz" değerlendirmesinde bulundu. Türkiye ile İsrail arasındaki mevcut sorunların herkes tarafından bilindiğini belirten Trump, Ankara ziyarettinin de çok iyi geçtiğini aktararak, Türkiye'nin muhteşem ve çok güçlü bir orduya sahip, harika bir ülke olduğunu ifade etti.

TÜRKİYE'NİN ASKERİ KAPASİTESİ VE TEÇHİZATI VURGUSU
Açıklamalarının devamında Türk Silahlı Kuvvetleri'nin gücüne ve donanımına övgüler dizen Trump, Türkiye'nin sahip olduğu imkanlara dikkat çekti. Türkiye'nin çok büyük ve güçlü bir orduya barındırdığını söyleyen ABD Başkanı, "Bir sürü harika teçhizata sahipler" diyerek iki ülke arasındaki askeri iş birliğinin ve potansiyelin önemini bir kez daha kamuoyuyla paylaştı.
NETANYAHU'NUN İTİRAZLARI VE DİPLOMATİK YANSIMALARI
İsrail Başbakanı Netanyahu'nun F-35 tedarik sürecine yönelik itirazlarının hatırlatılması, Washington ve Tel Aviv hattındaki dengeleri bir kez daha gündeme taşıdı. Trump'ın bu net ve kararlı açıklamaları, ABD yönetiminin Türkiye ile ilişkilerde müttefiklik hukukunu ve bağımsız karar alma mekanizmalarını ön planda tuttuğunu açıkça ortaya koydu.


