Devlet Su İşleri, Ankara’daki su krizine ilişkin yaptığı yazılı açıklamada, sorumluluğun büyükşehir belediyesi ve ASKİ’de olduğunu savundu. Kurum, içme suyu temini, şebeke yatırımları ve kayıp-kaçak oranlarının düşürülmesinin doğrudan belediyenin yetki alanında olduğunu vurguladı.
DSİ açıklamasında, 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu’na atıf yapılarak, su ve kanalizasyon hizmetlerinin açık biçimde belediyelere bırakıldığı ifade edildi. Kurum ayrıca Ankara’daki kayıp-kaçak oranının yüzde 37 seviyesinde olduğunu belirterek, bu oranın yüzde 25’e düşürülmesi hâlinde barajlarda yaklaşık 53 günlük ek su tutulabileceğini ileri sürdü.
DSİ verilerine göre, 7 Ocak 2026 itibarıyla Ankara’daki barajların aktif doluluk oranı yüzde 4,7’ye kadar geriledi. Bu oran, geçen yılın aynı döneminde yüzde 22,7 seviyesindeydi.

ASKİ: MESELE BUGÜNLE SINIRLI DEĞİL
ASKİ ise DSİ’nin açıklamalarına sert bir yanıt verdi. ASKİ, yaşanan durumun yalnızca mevcut doluluk oranlarıyla açıklanamayacağını, sorunun yıllardır öngörüldüğünü ve gerekli adımların zamanında atılmadığını savundu.
ASKİ Genel Müdürlüğü, 2024 ve 2025 yılları boyunca Ankara’nın orta ve uzun vadede ciddi bir su arz riskiyle karşı karşıya kalacağına dair DSİ’ye birçok resmi başvuruda bulunulduğunu açıkladı. Kurum, bu başvuruların önemli bölümünün yanıtsız kaldığını, bazı talepler için ise yeterli ve zamanında adım atılmadığını ifade etti.
ASKİ açıklamasında Kesikköprü Barajı da tartışmanın merkezine taşındı. Bu barajdan Ankara’ya toplam 167 milyon metreküp su tahsis edilebileceğinin bildirildiği ancak bu miktarın başkent için yetersiz kaldığı belirtildi. Bunun temel gerekçesi olarak ise baraj suyunun yüzde 91,2’sinin enerji üretimine ayrılmış olması gösterildi.

“MERKEZİ DESTEK YETERSİZ KALDI” MESAJI
ASKİ, yeterli merkezi destek sağlanamadığı için birçok büyük ölçekli projeyi kendi imkânlarıyla ve dış finansmanla hayata geçirmek zorunda kaldığını vurguladı. Çamlıdere–İvedik İsale Hattı, İvedik İçme Suyu Arıtma Tesisi kapasite artışı, Yenimahalle–Keçiören ana isale hattı, Tatlar Atık Su Arıtma Tesisi kapasite artırımı ve Macun Havzası projelerinin bu kapsamda yürütüldüğü hatırlatıldı.
YETKİ VE SORUMLULUK TARTIŞMASI DERİNLEŞİYOR
ASKİ ayrıca 1053 sayılı kanunun, DSİ’ye 81 ilin içme suyu arzını planlama ve yatırımla güvence altına alma görevi verdiğini hatırlattı. Buna rağmen DSİ’nin 2025 yılında yalnızca bir içme suyu projesini tamamlamış olmasına dikkat çekilerek, “Bu bizim görevimiz değil” yaklaşımının kendi yatırım programıyla dahi çeliştiği savunuldu.
Başkentte su krizi tartışması, yalnızca doluluk oranlarını değil, merkezi idare ile yerel yönetim arasındaki yetki paylaşımını da yeniden gündeme taşımış durumda. Tartışmanın önümüzdeki günlerde siyasi ve idari boyutlarıyla daha da büyümesi bekleniyor.




