Türk Deniz Kuvvetleri'nin 19-27 Ekim 2026 tarihleri arasında Antalya Körfezi ve Doğu Akdeniz'de gerçekleştirdiği TURNAs-2026 İnsansız Deniz Sistemleri Tatbikatı'nda kullanılan LÜFER, SAT komandolarının katıldığı senaryoda görevini başarıyla tamamladı. Böylece Türkiye'nin su altı operasyonları için geliştirdiği yeni nesil insansız sistemlerden biri, operasyonel bir tatbikatta ilk kez kullanılmış oldu.

LÜFER’İN DÜNYADA BENZERİ YOK
DATUM tarafından geliştirilen LÜFER, klasik insansız su altı araçlarından farklı olarak küçük ekipler tarafından taşınabilecek ve tek bir personel tarafından kullanılabilecek şekilde tasarlandı.
Yaklaşık 1,2 metre uzunluğunda ve patlayıcı yükü hariç 13 kilogram ağırlığında olan araç, kompakt yapısı sayesinde özel bir deniz platformuna ihtiyaç duymadan farklı noktalardan suya bırakılabiliyor.
Sistemin en dikkat çekici özelliği ise 15 kilometreye kadar uzanan fiber optik haberleşme altyapısı. Araç, bu bağlantı üzerinden operatör tarafından kontrol edilirken üzerindeki yüksek çözünürlüklü kamera aracılığıyla elde ettiği görüntüleri de gerçek zamanlı olarak aktarabiliyor.
Kablosuz haberleşmeye bağımlı olmaması, LÜFER'e elektronik karıştırmanın yoğun olduğu ortamlarda önemli bir avantaj sağlıyor. Fiber optik kablo üzerinden kurulan bağlantı sayesinde operatör, araç üzerindeki kontrolünü ve görüntü aktarımını sürdürebiliyor.
HEM KEŞİF HEM TAARRUZ KABİLİYETİ
LÜFER'i benzer su altı sistemlerinden ayıran en önemli özelliklerden biri, farklı görev ihtiyaçlarına göre kullanılabilmesi. Sistem, keşif ve gözetleme konfigürasyonunda deniz komandolarına riskli bölgelere yaklaşmadan çevresel görüntü ve istihbarat elde etme imkânı sunuyor.
Taarruz konfigürasyonunda ise ön bölümüne yerleştirilen patlayıcı yüküyle tek yönlü görev gerçekleştirebiliyor. DATUM'un geliştirdiği sistemin temel hedefi, düşman gemilerini mutlaka batırmak değil, gemilerin kritik bileşenlerini hedef alarak görev yapamaz hâle getirmek.
Özellikle dümen ve pervane gibi kritik bölümlerin hedef alınabilmesi, LÜFER'in deniz operasyonlarında oluşturabileceği etkinliği artırıyor. Böylece daha büyük ve maliyetli deniz platformlarına karşı küçük boyutlu, taşınabilir ve uzaktan kontrol edilebilen bir araç kullanılabiliyor.

FARKLI PLATFORMLARDAN GÖREVE GÖNDERİLEBİLİYOR
LÜFER'in kullanım esnekliği, farklı deniz operasyonlarında değerlendirilmesine imkân tanıyor. Sistem; kıyıdan, gemilerden, helikopterlerden ve şişme botlardan suya bırakılabilecek şekilde geliştirildi.
TURNAs-2026 tatbikatında SAT komandoları tarafından şişme bot üzerinden denize bırakılan LÜFER, çıkarma yapılması planlanan bölgenin önceden incelenmesi amacıyla kullanıldı. Araçtan elde edilen görüntüler ve görev verileri komuta kontrol merkezine aktarıldı.
Bu kabiliyet, özellikle amfibi harekâtlar, liman güvenliği, kıyı keşfi ve özel deniz operasyonlarında komandoların riskli bölgelere doğrudan yaklaşmadan bilgi toplamasına olanak sağlayabilir.

DATUM'DAN SU ALTI HARBİNE YÖNELİK YENİ ÇÖZÜMLER
LÜFER'in yanı sıra DATUM, su altı operasyonları için geliştirdiği KOFANA adlı insansız deniz aracını da TURNAs-2026 tatbikatında sergiledi.
LÜFER'den daha büyük bir platform olarak tasarlanan KOFANA, 80 kilometreye kadar fiber optik haberleşme bağlantısıyla kontrol edilebiliyor. Sistem, Türkiye'nin yerli ve millî akıllı dip mayını MKE MALAMAN'ı istenen bölgeye taşıyabilecek şekilde geliştirildi.
DATUM'un iki farklı insansız su altı aracı, farklı görev ihtiyaçlarına yönelik kabiliyetleriyle dikkat çekiyor. LÜFER küçük ekiplerin keşif ve taarruz görevlerine odaklanırken KOFANA, daha büyük yüklerin taşınmasına yönelik bir platform olarak öne çıkıyor.
Türkiye'nin insansız hava araçlarında yakaladığı teknolojik gelişimi su altına taşıma hedefinde LÜFER ve KOFANA gibi sistemler önemli bir yer tutuyor. Özellikle elektronik harp koşullarında fiber optik haberleşme üzerinden görev yapabilen bu araçlar, Türk Deniz Kuvvetleri'nin insansız su altı kabiliyetlerine yeni seçenekler kazandırıyor.





