Ekonomi, siyaset ve diplomasi uzmanlarının son dönemdeki gelişmeler üzerine yaptığı analizlerde, ekonomide sıkışan Türkiye’nin diplomasiyle küresel bir rahatlama arayışında olduğu belirtiliyor.
Marketlerdeki fiyat etiketleri neredeyse haftalık değişime uğrarken, dünyaya verilen mesajlarda hiç olmadığı kadar artış görülüyor. Akaryakıt zamları ile bütçeyi dengeleme çabaları, beklentilerin üzerinde gelen ocak ayı enflasyonu, geçim sıkıntısı, daralan alım gücü içerideki sıkıntıyı yansıtsa da İstanbul’un yeniden diplomasi masası olarak anılması, Orta Doğu’da normalleşme trafiği, Körfez sermayesiyle temaslar ve Türk savunma sanayisinin dünya geneline açılımı başka bir sonuca işaret ediyor.
NEDEN AKTİF ROL TERCİH EDİLİYOR?
Uzmanlar, ekonomide sıkışan Türkiye’nin dış politikaya yönelmesini ve bu kadar aktif rol almasını, bilinçli bir tercih olarak yorumluyor.
Devletlerin tarih boyunca içeride sıkıştığı durumlarda dışarıda manevra alanı aramasının yeni olmadığına işaret eden diplomasi uzmanları, diplomasinin, askeri hareketlilik ve büyük ekonomi paketlerinden daha ucuz ama etkili olduğunun altını çiziyor.
İDEOLOJİLER RAFA MI KALK TI?
Türkiye’nin diplomaside uzun zamandır ilk kez ideolojik yaklaşımları terk edip, aktif bir rol almak istemesine dikkat çeken uzmanlar, Türkiye’nin “kazan-kazan” stratejisine dönüş yaptığına işaret ediyor. Mısır ile uzun yıllar süren gerilim, hatta tanımama stratejisinin rafa kaldırılması bu yaklaşıma örnek gösteriliyor.
Ayrıca İran ile yıllardır temkinli süren ilişkilerde gerilimi azaltmak için ABD-İran görüşmelerinde “taraf” olmak yerine “mekan” olma tercihi önemli bir gösterge olarak öne çıkıyor.
SAVUNMA SANAYİSİNDEKİ RAKAMLARIN DİLİ
Türk savunma sanayisinin son yıllarda artan ihracat rakamlarının yanı sıra bu konunun sadece ticaret değil, uluslararası ilişkilerde diplomatik bir bağ olarak da kullanılmasının Türkiye’nin tercihinin değiştiğine işaret ediyor.
Ekonomi uzmanları ise dış politikada elde edilen başarının, ülke içindeki ekonomik sıkıntıları nereye kadar örteceği sorusunu gündeme getiriyor? Enflasyonda kalıcı bir düşüş, emekli ve asgari ücretle çalışanlar için gelir adaletsizliğinin giderilmesi ve genel olarak toplumda bir rahatlama olmazsa diplomatik kazanımların seçim sandığına olumlu yansımasının mümkün olmayacağı uyarısında bulunuyor.




