Toplumda öfke çoğu zaman olumsuz bir duygu olarak görülse de uzmanlara göre öfkenin kendisi değil, ifade ediliş biçimi sorun oluşturuyor. Psikologlar, öfkenin tıpkı mutluluk, üzüntü ya da korku gibi doğal bir duygu olduğunu belirtiyor. Haksızlığa uğradığımızda, sınırlarımız ihlal edildiğinde ya da kendimizi tehdit altında hissettiğimizde öfkelenmemiz normal kabul ediliyor. Ancak bu duygu kontrol edilemediğinde bağırma, saldırganlık, şiddet veya kişinin kendisine zarar vermesi gibi sonuçlara yol açabiliyor.

Psikolog Ece Bahat, Türkinform’dan Beyza Coşkun’a özel yaptığı açıklamada, “Öfke çoğu zaman tek başına ortaya çıkan bir duygu değildir. Altında anlaşılmama, hayal kırıklığı, değersizlik hissi, reddedilme ya da yoğun stres gibi başka duygular olabilir. Bazı kişiler çocukluklarından itibaren duygularını sağlıklı ifade etmeyi öğrenemedikleri için öfkelerini kontrol etmekte daha fazla zorlanabiliyor” ifadesini kullandı.

ÖFKENİN ALTINDA ÇOĞU ZAMAN BAŞKA DUYGULAR YATIYOR

Uzmanlara göre öfke, çoğu zaman görünen yüz. Asıl neden ise çoğu zaman gizli kalıyor. Kırgınlık, hayal kırıklığı, reddedilme korkusu, değersizlik hissi, yalnızlık, başarısızlık kaygısı ve yoğun stres gibi duygular zamanla bastırıldığında öfke olarak dışa vurulabiliyor. Psikologlar bu durumu, "İnsanlar çoğu zaman öfkeyi yaşadıklarını düşünür. Oysa öfkenin altında incinmişlik, anlaşılmama, korku ya da çaresizlik gibi duygular bulunabilir” şeklinde değerlendiriyor.

ÇOCUKLUK DENEYİMLERİ ÖFKEYİ ŞEKİLLENDİRİYOR

Öfke kontrolü probleminin kökeni çoğu zaman çocukluk yıllarına kadar uzanabiliyor. Uzmanlara göre sevgi, ilgi ve güven ortamında büyümeyen; sürekli eleştirilen, ihmal edilen ya da şiddete maruz kalan bireyler yetişkinlikte duygularını sağlıklı ifade etmekte zorlanabiliyor. Çocukken öfkesini bastırmak zorunda kalan ya da tam tersine öfkenin bağırarak ve şiddetle ifade edildiği bir aile ortamında yetişen kişiler, ilerleyen yaşlarda benzer davranış kalıplarını sürdürebiliyor.

MODERN YAŞAM ÖFKEYİ ARTIRIYOR

Yoğun iş temposu, ekonomik sıkıntılar, trafik, belirsizlikler ve dijital dünyanın oluşturduğu sürekli erişilebilir olma baskısı da öfke düzeyini artıran önemli etkenler arasında gösteriliyor. Uzmanlar, kronik stres altında yaşayan bireylerin duygusal dayanıklılığının azaldığını ve küçük olaylara bile daha sert tepkiler verebildiğini belirtiyor. Özellikle uzun süre çözülemeyen stresin, kişinin tahammül seviyesini düşürdüğü ve öfke kontrolünü zorlaştırdığı ifade ediliyor.

Ofkeli Cocuk

SOSYAL MEDYA DA TETİKLEYİCİ OLABİLİYOR

Psikologlara göre sosyal medya yalnızca özgüveni değil, öfke düzeyini de etkiliyor. Sürekli kıyaslama, olumsuz yorumlar, dijital linç kültürü ve kutuplaştırıcı içerikler bireylerin tahammül eşiğini düşürebiliyor. Ayrıca ekran başında geçirilen uzun süreler, gerçek sosyal ilişkilerin azalmasına ve duyguların sağlıklı şekilde ifade edilememesine neden olabiliyor.

Bugün en son nerede deprem oldu, 10 Ağustos deprem mi oldu, ne zaman, kaç büyüklüğünde oldu?
Bugün en son nerede deprem oldu, 10 Ağustos deprem mi oldu, ne zaman, kaç büyüklüğünde oldu?
İçeriği Görüntüle

ÖFKE KONTROLÜ PROBLEMİ NASIL ANLAŞILIR?

Uzmanlar, aşağıdaki belirtilerin sık yaşanmasının öfke kontrolü problemi açısından değerlendirilmesi gerektiğini söylüyor:

  • Çok küçük olaylara aşırı tepki vermek,
  • Bağırma, hakaret etme veya eşyaları fırlatma,
  • Tartışmalar sırasında kendini kontrol edememek,
  • Sonradan pişman olunacak davranışlarda bulunmak,
  • Sürekli gergin ve sinirli hissetmek,
  • Öfke nedeniyle aile, iş veya sosyal ilişkilerin zarar görmesi.

Bu belirtiler uzun süre devam ediyorsa profesyonel destek alınması öneriliyor.

ÖFKEYİ BASTIRMAK DA ÇÖZÜM DEĞİL

Uzmanlara göre öfkeyi kontrol etmek ile bastırmak aynı şey değil. Duyguları yok saymak ya da sürekli içine atmak zamanla daha büyük patlamalara yol açabiliyor. Bunun yerine kişinin öfkesini fark etmesi, nedenini anlaması ve bunu sağlıklı iletişim yollarıyla ifade edebilmesi gerekiyor. Nefes egzersizleri, kısa molalar vermek, düzenli egzersiz yapmak, uyku düzenine dikkat etmek ve stres yönetimi teknikleri öfkenin şiddetini azaltmada etkili olabiliyor.

NE ZAMAN UZMAN DESTEĞİ ALINMALI?

Psikologlar, öfkenin kişinin günlük yaşamını, iş hayatını, aile ilişkilerini ya da sosyal çevresini olumsuz etkilemeye başladığı noktada profesyonel destek alınmasının önemine dikkat çekiyor. Özellikle fiziksel şiddet eğilimi, kendine zarar verme düşünceleri veya sık tekrarlayan öfke nöbetleri söz konusuysa zaman kaybetmeden bir ruh sağlığı uzmanına başvurulması gerektiği vurgulanıyor.

"ÖFKE BİR SONUÇTUR, NEDEN DEĞİL"

Psikologlar, "Öfke çoğu zaman bir neden değil, bir sonuçtur. Asıl önemli olan, o öfkenin altında hangi duygunun yattığını keşfetmektir” açıklamasında bulunuyorlar. Uzmanlara göre kişi, öfkesinin gerçek kaynağını fark edip sağlıklı baş etme yöntemleri geliştirdiğinde hem ruh sağlığını koruyabiliyor hem de aile, iş ve sosyal yaşamındaki ilişkilerini daha sağlıklı bir zemine taşıyabiliyor. Bu nedenle öfkeyi sadece bastırmak yerine anlamaya çalışmak, kalıcı çözümün ilk adımı olarak görülüyor.

Muhabir: Beyza Coskun