Epstein’in uluslararası suç ağına ilişkin Türkiye bağlantılarının araştırılması talebiyle hazırlanan yazılı soru önergesi, Yeniden Refah Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Doğan Bekin tarafından TBMM’ye sunuldu. Önergeyle birlikte, kamuoyunda uzun süredir tartışılan Epstein belgelerinde Türkiye’ye dair iddiaların devlet kurumları tarafından ne ölçüde incelendiği ve bu konuda resmi bir çalışma yapılıp yapılmadığı sorusu Meclis kayıtlarına girmiş oldu.
İDDİALAR MECLİS ZEMİNİNE TAŞINDI
Yazılı soru önergesinde, Epstein’in çocuk istismarı ve insan kaçakçılığı ağına ilişkin uluslararası belgelerde Türkiye’ye dair temas, seyahat veya bağlantı iddialarının yer alıp almadığına dikkat çekiliyor. Önergede, bu iddiaların herhangi bir Türk vatandaşı, kurum veya yapı ile ilişkilendirilip ilişkilendirilmediğinin açıklığa kavuşturulması talep ediliyor.
Ayrıca, söz konusu suç ağı kapsamında Türkiye’de mağdur edilmiş çocuk bulunup bulunmadığı, bu yönde geçmişte yapılmış adli ya da idari bir inceleme olup olmadığı da sorular arasında yer alıyor.
ÇOCUK KORUMA VE DENETİM MEKANİZMALARI YETERLİ Mİ?
Önerge yalnızca geçmişe dönük iddialarla sınırlı kalmıyor. Devletin mevcut denetim ve önleme mekanizmaları da Meclis gündemine taşınıyor. Çocukların kaldığı yurtlar, eğitim kurumları ve sosyal hizmet alanlarında insan kaçakçılığı ve istismar riskine karşı ne tür denetimler yapıldığı, bu denetimlerin hangi sıklıkla ve hangi kurumlar tarafından gerçekleştirildiği soruluyor.
Bu yönüyle önerge, Epstein dosyasını sadece bir dış politika ya da uluslararası suç meselesi olarak değil, çocuk güvenliği ve kamu denetimi başlığı altında da ele alıyor.
EPSTEIN BELGELERİ VE TÜRKİYE TARTIŞMASI
Jeffrey Epstein’e ait dava dosyaları ve kamuoyuna yansıyan belgeler, son dönemde yalnızca ABD’de değil, birçok ülkede siyasi ve hukuki tartışmaları beraberinde getirdi. Belgelerde yer alan yazışmalar, temas iddiaları ve isim listeleri, farklı ülkelerde soru işaretlerine yol açtı.
Türkiye’de ise bu tartışmalar daha çok “iddiaların doğruluğu” ve “devlet kurumlarının bu iddialara dair bilgi sahibi olup olmadığı” ekseninde şekilleniyor. TBMM’ye sunulan yazılı soru önergesi, bu belirsizliğin resmi kanallar üzerinden netleştirilmesini amaçlıyor.
Yeniden Refah Partisi cephesinden yapılan değerlendirmelerde, önergenin herhangi bir suç isnadı içermediği, ancak iddiaların ciddiyeti nedeniyle araştırılması gerektiği vurgulanıyor. Parti kaynakları, çocuk istismarı ve insan kaçakçılığı gibi suçlarda en küçük şüphenin dahi devlet tarafından açıklığa kavuşturulmasının toplumsal sorumluluk olduğunu savunuyor.
Bu yaklaşım, “varsa ortaya çıkarılsın, yoksa da kamuoyu net biçimde bilgilendirilsin” anlayışıyla özetleniyor.
SÜREÇ NASIL İŞLEYECEK?
Yazılı soru önergesi, TBMM içtüzüğü gereği ilgili bakanlıklara iletilecek ve bakanlıkların belirlenen süre içinde yazılı yanıt vermesi beklenecek. Verilecek yanıtlar, Meclis tutanaklarına girecek ve kamuoyuyla paylaşılacak.
Bu yanıtların, Türkiye’de Epstein dosyasına ilişkin bugüne kadar atılmış adımlar, varsa yapılan incelemeler ve çocuk koruma politikalarına dair resmi çerçeveyi daha net ortaya koyması bekleniyor.
Epstein dosyasının Meclis gündemine taşınmasıyla birlikte, uluslararası bir suç ağının Türkiye ayağına dair tartışmaların önümüzdeki dönemde siyasi ve hukuki boyutlarıyla daha fazla konuşulması öngörülüyor.