Koçaryan’a göre Paşinyan, söz konusu dönemde daha önce hiçbir Ermeni liderin tercih etmediği ölçüde açık ve sert bir Türkiye karşıtı dil benimsedi. Bu yaklaşımın arkasında ise bölgesel dengelerden ziyade Avrupa merkezli siyasi hesapların bulunduğunu öne sürdü. Eski Cumhurbaşkanı, o yıllarda Emmanuel Macron ile Recep Tayyip Erdoğan arasındaki ilişkilerin ciddi biçimde gerildiğine dikkat çekerek, Fransa’nın Doğu Akdeniz merkezli bir Türkiye karşıtı diplomatik hat kurmaya çalıştığını ifade etti.
Koçaryan’ın değerlendirmesine göre Paris, Yunanistan, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi, Mısır ve İsrail ile birlikte gayri resmi bir blok oluştururken, Ermenistan da Paşinyan yönetiminde bu söylem hattına eklemlendi. Ancak Koçaryan, Erivan’ın bu tür bir cepheleşmeye dahil olmasının Ermenistan’ın ulusal çıkarlarıyla bağdaşmadığını savundu.
"TÜRKİYE ZOR BİR KOMŞU"
Kendi cumhurbaşkanlığı dönemine de atıfta bulunan Koçaryan, görevde bulunduğu on yıl boyunca Türkiye’ye yönelik doğrudan düşmanca bir dil kullanmadığını vurguladı. Türkiye’nin Ermenistan için zor bir komşu olduğunu kabul eden Koçaryan, buna rağmen popülist veya provokatif çıkışların ülkeyi daha kırılgan hale getireceğini dile getirdi. “Komşu bir ülkeyle ilişkilerde söylem kontrolü hayati önemdedir” mesajı veren Koçaryan, Türkiye karşıtı radikal çıkışların Ermenistan’ı güvenlik açısından daha büyük risklerle karşı karşıya bırakacağını belirtti.
"KÜRDİSTAN'IN KURULMASINDAN BAHSETSEYDİM NE OLURDU?"
Koçaryan, şu cümleleri sarf etti: Cumhurbaşkanlığımdaki on yılım boyunca hiçbir zaman Türkiye karşıtı açıklamalar yapmadım. Komşu bir ülke. Kürdistan'ın kurulmasından bahsetmeye başlasaydım ne olurdu hayal edebiliyor musunuz? Bu aptallık olurdu ve Ermenistan'ı tehdit altına sokardı. Hiçbir Ermeni cumhurbaşkanı böyle bir şey yapmadı, ama Paşinyan bu alana girdi. Ve ne için? Macron'u memnun etmek, ondan bir öpücük ve omuz sıvazlaması almak için.
Koçaryan, Paşinyan’ın söylem değişikliğini sert ifadelerle eleştirerek, bu tutumun Ermenistan’a somut bir kazanım sağlamadığını savundu. Eski Cumhurbaşkanı’na göre Paşinyan’ın bu çizgisi, stratejik bir devlet politikası olmaktan çok, Batılı liderlerin siyasi desteğini ve takdirini kazanma çabasının ürünüydü.
Analistler, Koçaryan’ın açıklamalarını yalnızca Paşinyan’a yönelik bir iç politika eleştirisi olarak değil, aynı zamanda Ermenistan’ın Türkiye ve bölgeyle ilişkilerinde yeniden daha temkinli ve pragmatik bir çizgiye dönmesi gerektiğine dair dolaylı bir çağrı olarak yorumluyor. Açıklamalar, Erivan’daki iktidar-muhalefet ayrışmasının dış politika başlıklarında da derinleştiğini bir kez daha gözler önüne seriyor