LİA Psikoloji Ankara'nın kurucusu, yazar ve Uzman Psikolog Hayriye Hasret Güneş, Türkinform'a verdiği röportajda günümüzde kadınların yaşadığı kronik yorgunluktan ikili ilişkilerdeki sorunlara, evlilik öncesi süreçten öz değer kavramına kadar birçok konuda önemli açıklamalarda bulundu.
KADINLARIN KRONİK YORGUNLUĞUNUN TEMEL SEBEBİ: AŞIRI SORUMLULUK
Son dönemde kadınların sıklıkla yorgun ve bitkin hissetmesinin temelinde üstlendikleri çok yönlü sorumluluklar yatıyor. Psikolog Güneş, kadınların yalnızca fiziksel değil; duygusal ve ekonomik anlamda da ciddi yükler taşıdığını belirtiyor. Çalışma hayatında aktif bir rol oynayan kadınlar, ev ve çocuklarla ilgili biyolojik, bilişsel ve duygusal eforları da aynı anda yürütmek zorunda kalıyor.
Kadınlar fiziksel olarak efor sarf etmedikleri anlarda dahi zihinsel ve duygusal yükleri nedeniyle kendilerini tükenmiş hissedebiliyor. Bununla birlikte kadınların parasempatik sistemlerinin yapısı gereği stresi duygusal olarak dönüştürmeleri ve kısa süreli streslere maruz kalmaları, bu psikosomatik yorgunluğun en büyük nedeni olarak gösteriliyor.

GÜÇLÜ VE ÇEKİCİ KADININ SIRRI: SINIRLAR VE ÖZ DEĞER
Röportajda dış görünüşten bağımsız olarak "çekici" olmanın psikolojik boyutu da ele alındı. Güneş, bir ilişkide güç ve çekiciliğin temelinin kişinin kendine verdiği değerden geçtiğini vurguluyor. Kendini korumayı bilen, net sınırları olan ve yalnızlıktan korkmayan kadınlar psikolojik olarak en çekici bireyler olarak tanımlanıyor.
Kendi duygularını tanıyıp yorumlayabilen, sorun çözme becerisi yüksek ve kendine yatırım yapan kişilerin ilişkilerde daha güçlü bir duruş sergilediği belirtiliyor. Diğer yandan sınırları olmayan, her türlü müdahaleye ve duygusal hasara açık bireylerin ise bu çekiciliğini yitirdiği ifade ediliyor.
İLİŞKİLERDE "KIRMIZI BAYRAK": SAYGISIZLIK VE KÜÇÜMSEME
Romantik ilişkilerde asla göz ardı edilmemesi gereken ve "kırmızı bayrak" olarak adlandırılan durumun saygı eksikliği olduğu belirtiliyor. Uzman psikolog, tarafların özellikle sosyal ortamlarda birbirine karşı küçümseyici tavırlar sergilemesinin ilişkiye büyük zarar verdiğini ifade ediyor.
"Küçümsediğiniz birini sevemezsiniz" diyen Güneş, sınır ve saygının olmadığı bir ilişkide sağlıklı bir sevgi dilinden ve beklentilerin karşılanmasından da bahsedilemeyeceğinin altını çiziyor.
ÖZEL GÜNLERİ KADINLAR NEDEN DAHA İYİ HATIRLIYOR?
Kadınların doğum günleri, yıl dönümleri veya geçmişte yaşanan bir tartışmayı tüm detaylarıyla hatırlarken erkeklerin bunları unutmasının biyolojik ve duygusal bir temeli olduğu açıklandı. Güneş'e göre kadınlar; yaşanan olayları, durumları ve günleri duygularla kodluyor.
Bu duygusal kodlama, kadınların çağrışımları depolamasını ve hava koşullarından kıyafet rengine kadar her şeyi hatırlamasını sağlıyor. Erkekler ise olayları duygusal olarak kodlamadığı için, bir tartışmayı ya da özel günü unutma olasılıkları kadınlara oranla çok daha yüksek oluyor.
TELEFON KARIŞTIRMA EYLEMİ VE ÖZEL ALAN İHLALİ
Çiftler arasında sıklıkla tartışma konusu olan telefon karıştırma eylemi, net bir alan müdahalesi olarak değerlendiriliyor. Psikolog Güneş, telefonun kişisel ve özel bir alan olduğunu vurgulayarak eşlerin veya partnerlerin birbirlerinin telefonunu karıştırmaması gerektiğini belirtiyor.
Güvensizlik veya şüphe hisseden kişilerin telefon karıştırmak yerine, neden güvenmediğini sorgulayarak altta yatan olası bağlanma sorunlarıyla yüzleşmesi gerektiği ifade ediliyor. Ancak sadakatsizlik gibi bir durumdan şüpheleniliyorsa ve bağın kesilmesi için bir ispat ya da yüzleşme gerekiyorsa, istisnai olarak bu yola başvurulabileceği ekleniyor.
EŞİNDEN İLGİ GÖREMEYENLER NASIL BİR YOL İZLEMELİ?
Uzman Psikolog Hayriye Hasret Güneş, eşinden yeterli ilgi göremediğini düşünen bireylerin öncelikle kendi beklentilerinin düzeyini ve partnerinin bu beklentiyi karşılayabilecek potansiyeli olup olmadığını sorgulaması gerektiğini belirtiyor. Bu süreçte kişinin kendi tatmin eşiğini değerlendirmesi ve bu ilginin nasıl kaybolduğunu analiz etmesi ilk adım olarak öne çıkıyor.
İçsel sorgulamanın ardından partnerle mutlaka açık bir iletişim kurulması gerektiği vurgulanıyor. Duygusal beklentilerin ve sorumlulukların eşe hatırlatıcı bir iletişim biçimiyle, açıkça ifade edilmesi öneriliyor. Ancak Güneş, bu durumu sürekli bir talep haline getirip "İlgi bekliyorum" şeklinde tekrarlamanın, kişinin kendi değer algısını zedeleyebileceği ve onu duygusal olarak geriletebileceği konusunda önemli bir uyarıda bulunuyor. Kurulan açık iletişime ve dile getirilen beklentilere rağmen karşı taraftan olumlu bir yanıt alınamıyorsa, sürecin yıpratıcı olmaması adına kesinlikle psikolojik bir destek alınması gerektiğinin altı çiziliyor.
İLİŞKİLERDE İLETİŞİM, UYUM VE EVLİLİK ÖNCESİ SÜREÇ
Birinden hoşlanmasına rağmen açılamayan bireylerin genellikle reddedilme korkusu veya kaçıngan bağlanma şeması yaşadığına dikkat çeken Güneş, özgüven eksikliğinin kişinin duygusal becerilerini zayıflattığını söylüyor ve bu kişilerin profesyonel destek almasını tavsiye ediyor. Evlilik aşamasına gelindiğinde ise, çiftlerin birbirini ancak kriz anlarında ve problem çözerken tam anlamıyla tanıyabileceği ifade ediliyor.
Evlilik sonrası kişilerin değiştiğine yönelik yaygın inanışın aksine, aslında kimsenin değişmediği yalnızca evlilikle birlikte konfor alanlarının genişlediği ve tahammül edilmesi gereken davranışların daha çok göze battığı belirtiliyor. Son olarak Güneş, kriz anlarında bireyleri sürekli aşağılayan, ezmeye çalışan ve öfkesini kontrol edemeyen insanlarla bağların koparılmasının en sağlıklı yol olduğunu vurguluyor.




