Avukat Iyaz Çimen, ihtiyaç nedeniyle tahliye davalarında TBK 351 kapsamında aranan “samimi, zorunlu ve devamlı ihtiyaç” kriterinin nasıl ispatlandığını TÜRKINFORM muhabiri Sema Ersoy’a değerlendirdi. Çimen, mahkemelerin hangi delilleri esas aldığını, resen araştırma ilkesinin hangi sınırlar içinde devreye girdiğini ve Yargıtay içtihatlarının uygulamadaki etkisini tek tek anlattı.
![]()
“İHTİYACIM VAR DEMEK HUKUKEN YETMEZ”
Çimen, tahliye davalarında en kritik noktanın ispat yükünün ev sahibinde olduğunu vurgulayarak, “Ev sahibi, kiracısını çıkarmak için mahkemeye gittiğinde ‘o eve gerçekten ihtiyacım var’ demesi yetmez. Mahkeme bunu ispat etmesini ister. Yargıtay’a göre ihtiyacın üç özelliği olmalı: gerçek olmalı, zorunlu olmalı ve sürekli olmalı. Mahkeme bunu anlamak için ev sahibinin başka evi var mı diye bakar, delilleri değerlendirir ve ihtiyacın gerçek olup olmadığına karar verir; davayı buna göre kabul ya da reddeder” ifadelerini kullandı.
Çimen’e göre bu aşamada mahkeme yalnızca beyana bakmıyor, somut delilleri topluyor ve ihtiyacın “gerçek hayatta karşılığı var mı” sorusuna yanıt arıyor.
DELİL VE KURUM ARAŞTIRMASI BELİRLEYİCİ
İhtiyaç iddiasının tek başına yeterli olmadığını belirten Çimen, mahkemelerin delil incelemesini geniş tuttuğunu ifade etti. Mahkeme, ev sahibinin başka bir taşınmazı olup olmadığını, fiili durumunu ve ihtiyacın gerçek olup olmadığını anlamak için farklı kurumlardan bilgi talep edebiliyor. Tapu kayıtları, nüfus bilgileri ve gerekirse ticari kayıtlar bu süreçte devreye giriyor.
Çimen bu noktada şu bilgiyi verdi:
“Ev sahibinin başka taşınmazı olup olmadığını öğrenmek için mahkeme, tapu müdürlüğüne, nüfus müdürlüğüne ve gerekirse ticaret siciline kendiliğinden yazı yazar. Bunu tarafların talep etmesi gerekmez.”
![]()
RESEN ARAŞTIRMA İLKESİ SINIRLI AMA ETKİLİ
Çimen, hukukta genel kuralın tarafların delil sunması olduğunu, ancak bu tür davalarda istisnai bir uygulama bulunduğunu söyleyerek, “Normalde mahkemeler tarafların sunduğu delillerle yetinir, kendi başına araştırmaya giremez. Ancak bu tür davalarda Yargıtay istisnalar koymuştur” dedi. Bu istisnanın nedenine de şöyle dikkat çekti:
“Bunun nedeni, kiracının evden çıkarılmasının geri dönülemez bir sonuç doğurmasıdır. Bu yüzden karar verilmeden önce her şeyin iyice araştırılmış olması zorunludur.”
Ancak bu yetkinin sınırsız olmadığını da vurgulayan Çimen, mahkemenin yalnızca kurumlarla yazışma yapabileceğini belirterek, “Ancak bu sınırsız değildir. Hâkim yalnızca kurumlardan bilgi toplayabilir; örneğin tarafın istemediği bir tanığı kendiliğinden çağıramaz” dedi.
“İHTİYAÇ YARGILAMA BOYUNCA DEVAM ETMELİ”
Yargıtay içtihatlarına da değinen Çimen, ihtiyaç nedeniyle tahliye davalarında yalnızca davanın açıldığı andaki durumun değil, yargılama süresince devam eden ihtiyacın da dikkate alındığını belirtti. Bu yaklaşım, mahkemelerin karar verirken sadece dava açıldığı andaki duruma değil, süreç içindeki değişimlere de baktığını ortaya koyuyor.




