Silivri Cezaevi’nde tutuklu bulunan gazeteci Fatih Altaylı, 4 yıl 2 ay hapis cezası sonrası 56 günlük sessizliğini bozdu. YouTube kanalında “Adalet” başlıklı yeni bir video yayınlayan Altaylı, mahkeme kararını ve dosyaları fırlatma gerekçesini tüm açıklığıyla anlattı. Altaylı, kararın hukuki değil siyasi olduğunu vurgulayarak yargıya tepkisini dile getirdi.
56 GÜN SONRA YAYINLARA DÖNDÜ
Gazeteci Fatih Altaylı, 56 gün aradan sonra YouTube kanalında yayınlarına geri döndü. Altaylı, kanalında “Fatih Altaylı YORUMLAYAMIYOR” serisinin yeni bölümünde “Adalet” başlıklı bir video yayınladı ve ceza ile mahkeme sürecine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Altaylı duruşma gününü ve mahkeme öncesi yaşadıklarını şöyle aktardı:
“26 Kasım sabahı her zamanki gibi 6’da kalktım, kahvaltımı yapıp ilaçlarımı aldım. Saat 8.30 civarında takım elbisemi giydim. 9.20’de odamdan alındım ve jandarma eşliğinde 9.40’ta duruşma salonunun altındaki nezarethaneye getirildim.”
Cezaevinde bavul bulunmadığını ve tahliye beklentisiyle eşyalarını hazırlamadığını belirten Altaylı, sadece odasını temizlediğini ifade etti:
“3 gömlek, 3 kazak, 3-5 iç çamaşırı ve 3 pantolon dışında başka eşyam yoktu. Odayı temizledim ki tahliye olursam kolayca eşyalarımı toplayabileyim.”

Altaylı, duruşmada yaptığı savunmanın detaylarını da paylaştı:
“İçtihatları ve emsal davaları anlattım. Avukat grubum tarihi bir savunma yaptı. Barolar Birliği Başkanı Erinç Sağkan dostum ise farklı bir açıdan katkı sağladı. Beraat getirmesi gereken savunma, adaletin var olduğu bir ülkede beraat, olmasa bile tahliye sağlamalıydı.”
“TAM BİR ALDATILMA VE İHANET HİSSİ”
Altaylı, videoda kararın yazılmadığını ve cezaevinde ne kadar kalacağını bilmediğini belirtti. Şunları söyledi:
“Karar henüz yazılmadığı için cezaevinde ne kadar kalacağımı bilmiyorum. Hem bir üst mahkemeye hem de istinafa itiraz haklarım var. Umudum az, belli ki soğuk bir hücrede, plastik bir sandalye üzerinde epey vakit geçireceğim. Bu haksız, hukuksuz ve adaletsiz kararın yarattığı duygu çok acı. Tam bir aldatılma, en güvendiğin tarafından ihanete uğrama hissi.”
Altaylı ayrıca cezanın kendisine verilmesinin yalnızca hukuki değil aynı zamanda siyasi bir boyutu olduğunu da vurguladı.
“BANA VERİLEN CEZA AĞIR BİR HUKUKSUZLUK”
Altaylı, Tayfun Kahraman örneğine değinerek şunları kaydetti:
“Düşünsene, en üst mahkeme olan Anayasa Mahkemesi’nin kararı birinci derece mahkeme tarafından uygulanmıyor. Bu ne demek biliyor musun? Anayasanın tanıdığı hakların hiçbiri garanti altında değil demek. Bana verilen ceza ağır bir hukuksuzluk. Bunda herkes hemfikir, kararı doğru diyen yok.”
DOSYALARI NEDEN FIRLATTI?
Mahkeme sonrası Altaylı’nın elindeki dosyaları havaya fırlattığı görüntüler gündeme gelmişti. Altaylı bu duruma açıklık getirdi:
“Zaten duruşma sonunda elimdeki savunma metnini, iştiyat kararlarını yere fırlattım. Adaleti yere ben fırlatmadım. Adalet yere düşürüldüğü için savunmamı yere fırlattım. Bana verilen ceza hukuki değil, siyasi. Siyasete kızgın değilim ama yargıya çok kızgınım ve kırgınım.”
Altaylı, hakkındaki “kaçma şüphesi” iddiasına da sert tepki gösterdi:
“Şu anda tek üzüntüm kaçma şüphesiyle tutukluluğumun devamı. Tutuklu olmaya değil, ‘kaçar’ denmesine dertleniyorum. Beni bu ülkeden sürgüne yollasalar bir yolunu bulup geri dönerim. Ne kaçması? Ben mi? Hem ayıp hem komik.”
SAĞLIK DURUMUNU DA ANLATTI
Altaylı, cezaevinde yaşadığı sağlık süreçlerini de mektubunda paylaştı. 4 stent takılı olan Altaylı, aort genişlemesi ve beyin zarında 2 santimetrelik tümör olduğunu belirtti. Silivri Devlet Hastanesi ve cezaevi sağlık ekibi sayesinde düzenli kontrolleri yapıldığını aktardı:
“Aortumdaki genişleme sabit, damarda bir miktar kireçlenme var. Boyun damarlarım iyi. Beynimdeki menenjiyom pek büyümemiş. Silivri’deki doktorlara ve sağlık ekibine teşekkür ediyorum.”
Altaylı ayrıca spor sırasında yaralandığını, elinin çatladığını ve dizinin morardığını belirterek sağlık durumunun şu an iyi olduğunu ifade etti.
“YAŞADIKLARIMI BİR GÜN ONLAR DA YAŞASIN”
“Siyasetçiye ne kızgınım ne kırgın ne öfkeliyim. Ama yargıya çok kızgınım ve kırgınım. Kararı verenler vicdanen hukuka uygun davranmadıysa yaşadıklarımı bir gün onlar da yaşasın. Bugün yaptığımız her şey yarın çocuklarımıza miras kalacak. Adaletin ve hukukun korunması sadece benim için değil, toplum için de hayati önemdedir.”





