Hiç düşündünüz mü?
Sizi siz yapan tüm özellikleriniz, yani davranışlarınız, alışkanlıklarınız, karar alma şekliniz, bir bilgisayar tarafından modellenebilir mi?
Cevap, şaşırtıcı şekilde: Evet.
Ve belki de bunu siz fark etmeden çoktan yaptılar.
Hazırsanız kendi dijital kopyanıza bir göz atalım...
Dijital ikiz, bir nesnenin, sürecin ya da insanın dijital ortamdaki birebir temsilidir.
İlk olarak endüstriyel tasarım ve mühendislikte kullanılan bu teknoloji artık insanlara da uygulanıyor.
Yani siz:
Ne zaman uyanırsınız,
Ne tür içeriklerden hoşlanırsınız,
Hangi ürünleri alırsınız,
Nasıl kararlar verirsiniz...
Bu verilerle eğitilen yapay zeka, size çok benzeyen bir “sanal siz” üretiyor.
Peki Tam Olarak Nasıl Çalışıyor?
Dijital ikiziniz;
Telefon kullanımınızdan,
Sosyal medya alışkanlıklarınıza,
Konuşma tarzınızdan,
Yürüyüş şeklinize kadar birçok veriyle oluşturuluyor.
Bu bilgiler, makine öğrenimi algoritmaları tarafından işlenerek sizin karar alma kalıplarınızı taklit eden bir model haline geliyor.
Yani siz internette gezinirken ya da bir şey satın alırken aslında dijital benliğiniz de “sizin gibi” davranmayı öğreniyor.
Kullanım Alanları: Geleceğin Sizi
Sağlık:
Kalp ritminiz, uyku düzeniniz ve alışkanlıklarınız izlenerek, olası sağlık riskleri öngörülebilir.
Alışveriş:
Markalar, ne isteyebileceğinizi sizin adınıza tahmin eden dijital ikizlere reklamlar gösteriyor.
Eğitim:
Kişiselleştirilmiş öğrenme sistemleri, sizin gibi düşünen bir model üzerinden size özel öneriler sunabiliyor.
Hizmet:
Gelecekte, sizin yerinize bankacınızla konuşan bir “dijital siz” olabilir.
Bu teknoloji hem hayranlık uyandırıcı hem de biraz ürkütücü.
Çünkü şu soruyu akla getiriyor:
“Gerçekten ben miyim, yoksa sadece alışkanlıklarım mı?”
Bir gün biri sizin dijital ikizinizi kullanarak sizin adınıza mesaj yazabilir, karar alabilir, belki de sizinle “konuşabilir”.
Dijital ikiziniz, sizi taklit eden bir algoritma olabilir.
Ama o, sizin geçmişinizden, hislerinizden ve özgün benliğinizden hâlâ çok uzakta.
Yine de bu teknolojiyle birlikte “ben kimim?” sorusunu yeniden sormak zorunda kalabiliriz.
Belki de gelecekte “ben” dediğimiz şey, tek bir bedenle sınırlı olmayacak. Belki de dijital ikizinizde sizin kontrolünüzde olacak.