Suudi Arabistan, nükleer enerjiyi ülkenin yerli enerji kaynakları arasına katma hedefinde dikkat çeken bir adım attı. Enerji Bakanı Prens Abdülaziz bin Selman, Medine'nin güneydoğusundaki Cebel Said projesinde yürütülen jeolojik araştırmalarda uranyum ve ağır nadir toprak elementleri içeren yaklaşık 110 milyon ton ham cevher tespit edildiğini açıkladı.
110 MİLYON TONLUK URANYUM CEVHERİ
Suudi Arabistan, Medine bölgesinde uranyum ve ağır nadir toprak elementleri barındıran yaklaşık 110 milyon ton ham cevher tespit edildiğini açıkladı. Ancak cevherin uranyum tenoru açıklanmadı; bu nedenle ekonomik olarak işlenebilir rezerv miktarı henüz bilinmiyor.
ESKİ TAHMİNLERDEN FARKLI HESAP
Açıklanan son rakam, daha önce kamuoyuna yansıyan uranyum tahminleriyle de aynı ölçekte değerlendirilemiyor. Guardian'ın 2020 yılında yayımladığı haberde, Pekin Uranyum Jeolojisi Araştırma Enstitüsü, Çin Ulusal Nükleer Şirketi ve Suudi Jeolojik Araştırma Kurumunun ortak çalışmasına dayanılarak, Suudi Arabistan'ın orta ve kuzeybatısındaki üç sahada 90 bin tonun üzerinde doğrudan “kazanılabilir uranyum metali” bulunduğu iddia edilmişti. Kral Abdullah Atom ve Yenilenebilir Enerji Kenti bünyesinden bir yetkili ise 2017 yılında yaklaşık 60 bin tonluk bir miktara işaret etmişti. Eski tahminler doğrudan uranyum metaline ilişkin verileri kapsarken, Viyana'da açıklanan 110 milyon tonluk rakam tenörü açıklanmayan ham cevherin toplam ağırlığını ifade ediyor. Bu nedenle iki verinin doğrudan karşılaştırılması mümkün değil.
NÜKLEER YAKITTA YERLİ ÜRETİM HEDEFİ
Riyad yönetimi yalnızca uranyum arama çalışmalarını değil, fosfatlı gübre üretim süreçlerinden yan ürün olarak uranyum elde edilmesine yönelik planlarını da sürdürüyor. Suudi Arabistan, 2017 yılında Vizyon 2030 kapsamında Suudi Ulusal Atom Enerjisi Projesi'ni başlattı. Proje kapsamında nükleer yakıt üretiminde yerli yeterliliğin sağlanması, büyük reaktörlerin yanı sıra küçük modüler reaktörlerin de inşa edilmesi hedefleniyor. Bu gelişmenin öncesinde ABD ile Suudi Arabistan arasında sivil nükleer işbirliğine ilişkin bir anlaşma da imzalanmıştı.
CEBEL SAİD DETAYI DİKKAT ÇEKTİ
Açıklanan yeni uranyum sahasının adı, bölgede 2014 yılından bu yana işletilen Cebel Said bakır madeniyle neredeyse aynı. Söz konusu bakır sahası, Suudi madencilik şirketi Ma'aden ile Kanada merkezli Barrick Gold ortaklığında eşit payla işletiliyor. Yeni açıklanan uranyum sahasının mevcut bakır yatağıyla aynı jeolojik kütle üzerinde bulunup bulunmadığı ya da tamamen bağımsız bir formasyona mı ait olduğu ise netlik kazanmadı. ABD Jeolojik Araştırmalar Kurumu veri sisteminde de Cebel Said adıyla listelenen ayrı bir sahada, 100 metre derinliğe kadar yaklaşık 23 milyon tonluk ve yüzde 0,6 oranında nadir toprak elementi içeren bir kayaç varlığı kayıtlı durumda.
REZERVİN GERÇEK BOYUTU HENÜZ NET DEĞİL
Suudi Arabistan'ın açıkladığı 110 milyon tonluk ham cevher verisinin ekonomik değerine ve içerdiği uranyum miktarına ilişkin henüz bağımsız bir resmi değerlendirme paylaşılmadı. Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı yetkilileri, bağımsız jeologlar veya nükleer silahların yayılmasını önlemeye yönelik izleme kuruluşları tarafından da söz konusu cevherin ekonomik değeri ve uranyum zenginliği konusunda resmi bir değerlendirme yapılmadı. Dolayısıyla açıklanan 110 milyon tonluk ham cevher miktarı, Suudi Arabistan'ın kesinleşmiş net uranyum rezervlerinin aynı miktarda arttığı anlamına gelmiyor.