Uzmanlar, toplumda sık görülen safra kesesi taşlarının zamanında tedavi edilmemesi halinde ciddi sağlık sorunlarına ve bazı vakalarda kanser riskinde artışa yol açabileceğini belirtti.
Memorial Antalya Hastanesi Genel Cerrahi Bölümünden Op. Dr. Nazlı Yavuzer Türe, özellikle 40 yaş üstü kadınlarda daha yaygın görülen hastalığın uzun süre belirti vermeden ilerleyebildiğini ve bu nedenle çoğu zaman geç tanı konulduğunu ifade etti.
Safra kesesi taşlarının kronik tahriş oluşturduğunu vurgulayan Yavuzer Türe, tedavi edilmeyen vakalarda safra kesesi kanseri riskinin sağlıklı bireylere kıyasla beş ila yedi kat arttığının yapılan çalışmalarla ortaya konduğunu aktardı. Uzman isim, üç santimetrenin üzerindeki taşlarda bu riskin daha da yükseldiğini ve bazı araştırmalarda 10 kata kadar çıkabildiğini dile getirdi.
BELİRTİSİZ SEYİR TANIYI GECİKTİRİYOR
Safra kesesi taşlarının çoğu hastada uzun süre sessiz ilerlediği, bu nedenle tanının geciktiği belirtildi. Op. Dr. Nazlı Yavuzer Türe, hastalığın ilerleyen evrelerinde karın, sırt ve omuza vuran şiddetli ağrılar görülebildiğini, bu ağrıların zaman zaman kalp krizi belirtileriyle karıştırılabildiğini ifade etti.
Uzman açıklamalarına göre, hastalığın ilerlemesi durumunda enfeksiyon, safra yolu tıkanıklığı, sarılık ve pankreatit gibi ciddi komplikasyonlar gelişebiliyor. Bu nedenle erken tanının hayati önem taşıdığı vurgulandı.
RİSK GRUPLARI VE YAŞAM TARZI FAKTÖRLERİ
Safra kesesi taşlarının oluşumunda yaşam tarzı ve metabolik faktörlerin belirleyici olduğu belirtildi. Fazla kilo ve obezitenin en önemli risk faktörleri arasında yer aldığı ifade edilirken özellikle 40 yaş üzeri kadınlarda östrojen hormonunun etkisiyle riskin daha da arttığı kaydedildi.
Uzmanlar, doğurganlık dönemi ve hormonal değişimlerin safra bileşimini etkileyerek taş oluşumunu kolaylaştırabildiğini belirtti.
BESLENMEDE DİKKAT EDİLMESİ GEREKENLER
Safra kesesi taşı bulunan hastalar için beslenme düzeninin kritik öneme sahip olduğu ifade edildi. Uzman önerilerine göre:
Gün içinde 5–6 küçük öğün tüketilmesi
Yavaş yemek yenmesi ve iyi çiğneme alışkanlığı
Günlük lif alımının 25–30 gram seviyesine çıkarılması
Doymuş yağlardan kaçınılması ve sağlıklı yağların tercih edilmesi
Günde 2–2,5 litre su içilmesi
Kilo kontrolünün sağlanması ve şok diyetlerden uzak durulması
Bu kuralların safra akışını düzenlemeye ve taş oluşum riskini azaltmaya yardımcı olduğu ifade edildi.
TEDAVİDE KAPALI CERRAHİ YÖNTEMİ ÖNE ÇIKIYOR
Safra kesesi taşlarında en yaygın ve etkin tedavi yönteminin laparoskopik yani kapalı cerrahi olduğu belirtildi. Uzmanlar, bu yöntemde küçük kesilerle gerçekleştirilen operasyonun genellikle 30 dakikadan kısa sürdüğünü ve hastaların çoğunlukla ertesi gün taburcu olabildiğini aktardı.
Safra kesesinin alınmasının günlük yaşam kalitesini olumsuz etkilemediği, hastaların kısa sürede normal yaşamlarına dönebildiği ifade edildi.
Ameliyat sonrası ilk 2–3 aylık dönemde beslenmeye dikkat edilmesi gerektiği vurgulandı. Bu süreçte sıvı ve yumuşak gıdalarla başlanması, yağlı gıdaların kademeli olarak artırılması ve bazı besinlerin doktor kontrolünde tüketilmesi önerildi.
Uzmanlar, doğru tedavi ve takip ile safra kesesi taşlarının kontrol altına alınabileceğini ve ciddi komplikasyonların önlenebileceğini belirtti.