Dünya genelinde su kaynaklarının uzun yıllardır sürdürülebilir sınırların üzerinde kullanılması, küresel ölçekte yeni bir kavramın gündeme gelmesine neden oldu. Birleşmiş Milletler Üniversitesi tarafından yayımlanan son raporda, yaşanan su sorunlarının artık “su krizi” ya da “su stresi” kavramlarıyla açıklanamadığı belirtilerek bu durum “su iflası” olarak tanımlandı. Raporda, insan faaliyetleri ve iklim değişikliğinin birleşik etkisiyle yüzey ve yer altı su kaynaklarının geri döndürülemez biçimde zarar gördüğü aktarıldı.
SU İFLASI NEDİR?
UNU raporunda su iflası, bir bölgedeki yüzey ve yer altı su kaynaklarından, doğal yenilenme miktarının ve güvenli kullanım sınırlarının sürekli olarak aşılması şeklinde tanımlandı. Bu durumun yalnızca kurak bölgelerle sınırlı olmadığı, düzenli yağış alan veya taşkın yaşayan bölgelerde de yıllık yenilenebilir su miktarının üzerinde kullanım olması halinde su iflasının ortaya çıkabildiği belirtildi. Raporda, su iflasının bir bölgenin iklim koşullarından çok, suyun kullanım dengesiyle doğrudan ilişkili olduğu bilgisine yer verildi.
SU İFLASI NEDEN OLUR?
Rapora göre su iflasının temel nedenleri uzun yıllara yayılan insan kaynaklı faaliyetler ve iklim değişikliğinin etkileri olarak sıralandı. Aşırı yer altı suyu kullanımı ve nehirlerden yapılan yoğun çekimlerin birçok havzada doğal toparlanma kapasitesini aştığı ifade edildi. Tarım, sanayi ve hızlı kentleşmenin su tüketimini artırdığı aktarıldı. Endüstriyel atıklar, tarımsal kimyasallar ve toprak bozunumu nedeniyle su kaynaklarının kirlenmesi de nedenler arasında gösterildi. Ayrıca ormansızlaşma ve sulak alan kaybının, yağmur suyunun tutulmasını ve yer altı sularının beslenmesini engellediği belirtildi. İklim değişikliğinin ise kuraklıkları ve aşırı hava olaylarını artırarak su arzında dengesizlik yarattığı kaydedildi.
SU İFLASI OLURSA NE OLUR?
UNU raporunda su iflasının çevresel etkilerinin yanı sıra sosyal ve ekonomik sonuçlar doğurduğu aktarıldı. Su kaynaklarına doğrudan bağımlı olan toplulukların bu durumdan daha fazla etkilendiği, dünya nüfusunun yaklaşık dörtte birinin bu tür kaynaklara bağımlı yaşadığı bilgisi paylaşıldı. Su iflasının yerinden edilmelere yol açabildiği, gıda ve su güvenliğini zayıflattığı ifade edildi. Raporda, büyük nehirlerin denize ulaşamaması veya göllerin ciddi ölçüde su kaybetmesinin tarım ve sanayi üretimini olumsuz etkilediği belirtildi. Ekosistem kaybının biyoçeşitliliği tehdit ettiği, su döngüsünde kalıcı bozulmalar meydana geldiği kaydedildi. Su iflasının sınırları aşan etkiler yarattığı ve küresel ölçekte ele alınması gerektiği vurgulandı.