İffet (1982)
Müjde Ar ve Faruk Peker’in ikonikleştiği bu film, Türk sinema tarihinin en çok referans verilen ve tartışılan sahnelerinden birini barındırır. İntikam ve aşk sarmalındaki bir kadının dramını anlatan yapım, meşhur "araba camı sahnesi" ile popüler kültürün ve sinema belleğimizin unutulmaz, sarsıcı köşelerinden birine yerleşmiştir.
Mine (1982)
Türk sinemasının "Sultan"ı Türkan Şoray ve Cihan Ünal’ı buluşturan film, taşra baskısına ve feodal ahlak anlayışına başkaldıran bir kadının hikayesini konu alır. Şoray'ın kariyerindeki katı kuralları (Şoray Kanunları) esnettiği ilk ve en önemli film olan bu Atıf Yılmaz klasiği, sinematografik açıdan oldukça estetik ve cüretkar sahnelere ev sahipliği yapar.
Hamam (1997)
Alessandro Gassmann, Francesca d'Aloja, Mehmet Günsür Ferzan Özpetek’in uluslararası çapta ses getiren bu ilk uzun metrajlı filmi, İtalya’dan İstanbul’a gelen evli bir adamın, bir Türk hamamını devralmasıyla başlayan içsel ve cinsel keşif yolculuğunu anlatır. Dönemin Türkiye'si için oldukça cüretkar ve tabu yıkıcı olan eşcinsel arzu temasını estetik, oryantalist ve son derece cesur sahnelerle işleyerek Türk sinemasında yeni bir dönemin kapısını aralamıştır.
Mum Kokulu Kadınlar (1996)
Müjde Ar, Hande Ataizi, Yasemin Alkaya ve Sevtap Parman gibi güçlü kadın oyuncuları bir araya getiren bu İrfan Tözüm filmi, cinselliği, bastırılmış arzuları ve kadın psikolojisini oldukça açık bir dille masaya yatırır. Kadınların iç dünyasındaki karmaşayı ve toplumsal rollere meydan okuyuşlarını cesur sahneler eşliğinde, adeta bir görsel şovla beyaz perdeye taşımıştır.
Dul Bir Kadın (1985)
Yine Atıf Yılmaz yönetmenliğinde, Müjde Ar ve Nur Sürer’in muhteşem performanslarına sahne olan film, eşinden ayrılmış bir kadının toplum içindeki yalnızlığını ve cinselliğini keşfetme sürecini anlatır. Dönemine göre oldukça devrimci bir yaklaşımla kadının arzusunu ve özgürlüğünü odak noktasına alan film, cesur diyalogları ve sahneleriyle sinemamızın mihenk taşlarındandır.
Anlat İstanbul (2005)
Nurgül Yeşilçay, Erkan Can, Özgü Namal gibi yıldız isimlerin yer aldığı film, beş farklı masalı modern ve karanlık bir İstanbul fonunda yeniden kurgular. Özellikle "Kırmızı Başlıklı Kız" ve "Uyuyan Güzel" hikayelerinin işlendiği bölümlerdeki çıplaklık, şiddet ve erotizm dozu yüksek sahneler, filmin masalsı havasıyla sert bir tezat oluşturarak akıllara kazınmıştır.
Gemide (1998)
Erkan Can, Ella Mironova, Haldun Boysan Serdar Akar imzalı bu kült yapım, bir kum kosterinde çalışan dört denizcinin, gemiye kilitledikleri yabancı bir kadınla olan sert, karanlık ve klostrofobik ilişkisini konu alır. Sinemamızın en çiğ, sansürsüz ve cüretkar gerçekçiliğine sahip olan film, karakterlerin ahlaki çöküşünü ve bastırılmış hayvani dürtülerini sinematik bir cesaretle izleyicinin yüzüne çarpar.
Asiye Nasıl Kurtulur? (1986)
Müjde Ar ve Hakan Balamir’in oynadığı, Barış Pirhasan'ın senaryosunu yazdığı bu yapım, bir kadının fuhuş batağına sürüklenişini ve kapitalist ahlak yapısını sert bir dille eleştirir. Başkarakter Asiye'nin hayatta kalma mücadelesi verirken sergilediği cesur tavırlar ve filmin genelev arka planındaki cüretkar anlatımı, onu Türk sinemasının en iddialı politik-dramlarından biri yapar.
Gizli Yüz (1991)
Zuhal Olcay, Fikret Kuşkan Ömer Kavur’un yönettiği ve senaryosunu Orhan Pamuk’un yazdığı bu gizem dolu başyapıt, Türk sinemasında erotizmi ve arzuyu bedensel olmaktan çıkarıp tamamen psikolojik ve felsefi bir boyuta taşır. Zuhal Olcay ve Fikret Kuşkan’ın sinemasal kimyasıyla hayat bulan film, kimlik arayışı ve takıntılı bir aşkın peşinden giden karakterlerin cesur, rüya gibi ve sarsıcı dünyasını beyaz perdeye yansıtır.
Gizli Yüz (1991)
Zuhal Olcay, Fikret Kuşkan Ömer Kavur’un yönettiği ve senaryosunu Orhan Pamuk’un yazdığı bu gizem dolu başyapıt, Türk sinemasında erotizmi ve arzuyu bedensel olmaktan çıkarıp tamamen psikolojik ve felsefi bir boyuta taşır. Zuhal Olcay ve Fikret Kuşkan’ın sinemasal kimyasıyla hayat bulan film, kimlik arayışı ve takıntılı bir aşkın peşinden giden karakterlerin cesur, rüya gibi ve sarsıcı dünyasını beyaz perdeye yansıtır.